GREEN LANTERN (2011) by MARTIN CAMPBELL *-


Geçtiğimiz yıl Mel Gibson’lı “Edge of Darkness/İntikam Peşinde” ile vasat sularda seyreden bir işe imza atan yönetmen Martin Campbell; son on yılda eleştirmenlerin çok beğendiği James Bond filmi “Casino Royale”, kendi başlattığı yeni Zorro serisinin ikinci filmi “The Legend of Zorro/Zorro Efsanesi” ve aksiyon dozu yüksek macera filmi “Vertical Limit/Dikey Limit”i çekmişti. Hiçbir zaman yıldız olamasa da büyük bütçelerle çalışan kalburüstü bir isim olarak anıldı Yeni Zelandalı yönetmen.

200 milyon dolara çekilmiş en kötü filmler listesinin tepesine oynayabilecek “Green Lantern/Yeşil Fener” her ay yenilerini izlediğimiz süper kahraman filmlerinden biri. Tozlu rafları karıştırıp filme alınmamış çizgi roman bulma çabasının ürünü olan “Green Lantern/Yeşil Fener”in bu denli pahalıya mal olmasının sebebi en az “Star Wars/Yıldız Savaşları” kadar uçsuz bucaksız evreni. Büyük kısmı dünyamızın dışında geçen hikâyelerde evreni oluşturan binlerce sektör ve on binlerce değişik yaratık var. Bunların bir sinema filmi için ete kemiğe büründürülmesi, her birine özel ses ve vücut dili oluşturulması yorucu ve pahalı. Üstelik bu filmde olduğu gibi bazen denense de başarılı olunamıyor. “Green Lantern/Yeşil Fener”in gezegenimiz dışında geçen animasyon bölümleri gerçekçi olmanın çok uzağında. Star Wars’ın Cartoon Network için üretilen televizyon dizisi “Star Wars: The Clone Wars” bile daha iyi görünüyor. Senaryosu zaten sınıfta kalan “Green Lantern/Yeşil Fener”in 200 milyon dolarlık bir film olarak bu kadar ucuz görünmesi kabul edilemez.

Ryan Reynolds kendine verilen süper kahraman rolünü sempatik tavırlarıyla canlandırmaya çalışıyor. Evet, yine ilk sahnede yataktan üstsüz fırlayıp hızla giyiniyor. Yakışıklı aktörlere bunu yapmaktan ne zaman vazgeçecekler merak ediyorum. Oyun gücünden çok güzelliği için filmde olan ikinci isim “Gossip Girl/Dedikoducu Kız” dizisinin Serena’sı Blake Lively. “The Town/Hırsızlar Şehri” filmindeki performansıyla beğeni kazanan aktrisin bu filmde oynayan tek yeri göğüs dekoltesi. Kelleşmeye başlayan oyun gücü yüksek Peter Sarsgaard’ı kötü adam yapmak akıllıca olsa da abartılı makyaj gülünç olmuş. Sinestro rolünde Mark Strong tanınmayacak halde. Tim Robbins yine parasını almış, mesaisini tamamlamış.

Devam filmleriyle zenginleştirilmesi düşünülen, stüdyonun çok güvendiği “Green Lantern/Yeşil Fener” kötü bir film. Ülkesinde bütçesinin yarısını ancak çıkaran yapım, okyanus ötesi ülkeler sayesinde zarar etmediyse de sonuç rakamlar açısından da hayal kırıklığı olduğundan önümüzdeki otuz yıl kimsenin Yeşil Fener filmi çekmeyeceğini tahmin edebiliriz.