ARTIK HİÇ DERDİM YOK


“İkinci hayatımın aşkı”nı yedi ve sekizinci kez gördüm.

“02 Haziran 2009 Konya. 226 gün sonra görmüştüm seni.
28 Ekim 2009 Ankara.
26 Kasım 2009 Adana.
22 Nisan 2011 Adıyaman. 512 gün sonra.”

Böyle yazmıştım son görüşmemizin ardından. 210 gün daha geçti.

18 Kasım 2011 Gaziantep.
19 Kasım 2011 Kahramanmaraş.

Bu tarihler eklendi ortak kişisel geçmişimize. Bu sefer ayılıp bayılmadım. Ardından ağlamadım. Günlerce yas tutmadım. İki eski dost buluşmuşuz gibi geldi. Şaşırdım.

Değişen bir şey yok gibiydi. Yine aylar geçmişti son görüşmemizin üzerinden. Yedi ay. Yine imkânsızlıklar içinde buluşmuştuk. Herkesten gizli. Yine farklı bir şehirde görüşmüştük. İstemeden adet edindiğimiz üzere. Sekiz görüşme, sekiz farklı kent. Ama bu kez aynı hisler yoktu. Ben, itiraf etmeliyim ki; hiçbir şey hissetmedim.

Bloga seksen iki gün boyunca kişisel yazı yazmadım. Bunu senin gelişin bile değiştirmedi. Ağlak ağıtlar döktüremedin. Sebebine baktım. Ne göreyim. Artık hiç derdim yok. Dertlerim var ama hiçbiri bana ait değil. Güncel yüklerimin her biri, başkaları menşeili.

Paramın dertleri. Mutsuz annemin dertleri. Paranın dertleri. Mutsuz ablamın dertleri. Parasının dertleri. Evlenen arkadaşlarımın dertleri. Paramızın dertleri. Ekmek kavgasındaki ilaç sektörü çalışanlarının dertleri. Paranızın dertleri. Hasta olan kaza geçiren insanların dertleri. Paralarının dertleri…

Para ne ara hepimizi ele geçirdi.

Yıllar sonra bir cinsel hayatım oldu diyordum, o da para meselesine bitti.

Artık hiç derdim yok gibi hissediyorum. Hep başkalarının dertleri var, sırtıma yükledikleri.

Fotoğraf: Kutluğ Ataman'ın bir çalışması.