31. YAŞIMI NE YAPTIM? (İkinci Bölüm)


Yılın ilk günlerinde, seksi olmamanın ne demek olduğunu yakından gördüm. Bir insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın itici olabiliyordu işte, kaçtım. Ev istila altındaydı ama yine de çok sevdiğim dostumla alkollü kaçamaklar yapabiliyorduk. Dostlardan zevk almak hususunda evin istila altında olmasının, beynin istila altında olmasından daha engelleyici olmadığını ise aralık ayına dek öğrenemeyecektim.

Çocukluk kahramanım The Flash’ın yeniden çevrimini izlemeye başladım.
                   
Her gün alkol, her gün biri, her gün spor. Diziler, filmler, bol hasta bakmaca, İstanbul karıyla tanışmaca derken yılın ilk “ısınacağım” insanıyla karşılaştım. Sosyal, kültürel, fiziksel ve zeka kapasitesi standartlarımın çok çok altında olmasına rağmen ufak bir vurgun yaşattı bana ve elbette istemedi beni üzerine düştüğüm için. Aylar sonra yalvararak döneceğini ve yattığımızda tiksinerek kaçacağımı bilemiyordum elbette.

Utopia adlı harikulade diziyle tanıştım, ilkokul arkadaşımın ne için evlendiğini asla anlayamayacağım avukat kocasının iğrenç davranışlarına maruz kaldım, Maraş’tan misafirlerle balık yedim, spor yapıp mantı tıkınmak gibi uyumsuz davranışlara devam ettim, Kadıköy Sahne’de Feridun Düzağaç dinleyip kendimden geçtim, çok kötü oyunlar izledim, vücudunda mantar olan insanların kendilerine dokunmamı beklemelerine şaşırdım, bir Murakami kitabına daha, Yaban Koyununun İzinde’ye başladım, yılın en iyi filmi olacağını bilmeden Foxcatcher izledim, AKP’li insanlarla seks bile yapılmayacağını öğrendim. Roma, Vatikan, Floransa, Venedik, Verona içeren bir tura katılıp rezil oldum. Yılın ikinci en iyi filmi olacağını bilmeden (en iyisi olur diyordum) Jupiter Ascending izledim, ikinci kalp çarpıntımdan RTE’yi sevdiği için soğudum, Tuna Erdem yüzünden babamdan kalma deri eldivenlerimi kaybettim, !f başladı, partiler, after partiler derken zaman geçti. On yıllık sürücülük hayatımın en korkunç trafik kazasını geçirdim. 50 Shades of Grey filmi fazla duygusal çıktı ve günlük yaşamımı epey etkiledi.

Yılın en güzel tatili olacağını bilmeden Berlin’e gittim. Dokuz gün boyunca oralı gibi yaşadım. Çok acayip şeyler deneyimledim.

Bir anda yüze yakın yeni kitap ve DVD sahibi oldum. İstilacımla her gün kavga eder oldum. Evime bir sürü yeni şey aldım. Yatak odasına yalıtım yaptırdım. İstanbul Film Festivali başladı. İçtim, çok içtim. İstila sona erdi. Temizlikçi buldum. Operadaki Hayalet’i izledim. Yılın son aylarına damga vuracak saçma sapan bir insanla tanıştım. Partiden partiye koştum. İçtim, çok içtim. Samsunlular yatakta çok iyi olduklarını bir kez daha kanıtladılar. Şişmanlarla olmayacağına emin oldum. Barselona’ya gidip harika vakit geçirdim, Filipinliler falan, Rötarların Kraliçesi olmaya başladım, Renksiz Tsukuru Tazaki ve Hac Yılları’nı okudum, günde iki antrenman yapmaya başladım.


MacBook Pro aldım, bu yıl aldığım en iyi şey oldu.