MIENTRAS DUERMES (2011) by JAUME BALAGUERó ***


İspanyol yazar-yönetmen Jaume Balagueró kısa filmler çekip televizyon için çalıştıktan sonra 2002’de “Darkness” ile ülkesinden taşmıştı. Anna Paquin’in başrolde olduğu film tüm dünyada yaygın gösterim şansı bulmuş ve Balagueró’nun ismini duymamızı sağlamıştı. Üç yıl sonra “Ally McBeal” adlı diziyle birlikte şöhretinin zirvesini geride bırakmış Calista Flockhart’lı “Frágiles/Kırılgan” geldi ama asıl çıkışı 2007’de Paco Plaza ile birlikte kotardığı “[Rec]/Rec: Ölüm Çığlığı” ile oldu. El kamerasıyla çekilmiş gerçek görüntülerden oluştuğunu iddia eden (found footage) bir başka “The Blair Witch Project/Blair Cadısı” sonrası denemesi gibi görünse de baştan sonra heyecanla izleniyordu. Film o kadar beğenildi ki bir yıl içinde Hollywood “Quarantine/Karantina” ismiyle yeniden çevrimini yaptı. Balagueró ve Plaza 2009’da İspanya’da kendi devam filmleri “[Rec]2/Rec 2”yi çektiler. Hollywood 2011’de “Quarantine 2: Terminal/Karantina 2: Terminal” ile karşımıza çıktı. Orijinal serinin yaratıcılarından Paco Plaza “[Rec]3: Génesis”i tek başına yönetme kararı aldığında Balagueró ona yapımcı olarak destek oldu ve kendi projesine yöneldi, karşımıza “Mientras Duermes/Ölüm Uykusu” ile çıktı.

“Ölüm Uykusu”nun tamamı “[Rec]” filminde olduğu gibi bir apartmanda geçiyor. Apartman görevlisi olarak çalışan César’ın öyküsü bu. Hastanede yatan ve konuşamayan annesi dışında kimsesi yok. Hiçbir işte dikiş tutturamamış. Bir süredir çalıştığı bu yeni binada Clara isimli apartman sakinine takıyor kafasını. Kendisi bu kadar mutsuzken Clara’nın nasıl her sabah neşeli olduğuna şaşıyor. Kendisi her fırsatta atlamak için binanın tepesine çıkarken Clara’nın kötü olaylar karşısında bile gülümsemesine dayanamıyor. Akla hayale sığmaz kötülükler düşünebilen bir süper kötü değil César. Sadece mutlu olamıyor ve çevresindekileri mutsuz görmek acısını hafifletiyor. Bu nedenle de Clara’nın mutsuz olması için elinden geleni yapmaya başlıyor.

“Ölüm Uykusu” kötü adamın yaptıklarını hayretle izlediğimiz standart bir taciz filmi değil. Başkarakterini insanüstü tasvir etmiyor. Olaylar akla uygun ilerliyor. Böylece inandırıcılık sarsılmıyor. Luis Tosar başrolde devleşiyor. Kadronun geri kalanı da vasatın üzerinde. Akılda kalıcı, anlık korkutma numaralarına başvurmayan, ortalamanın üzerinde bir gerilim izlemek isteyenleri tatmin etmesi zor olmayacaktır.