TRANSFORMERS: DARK OF THE MOON - An IMAX 3D Experience (2011) by MICHAEL BAY **-


Serinin üçüncü filmi "Transformers: Dark of The Moon/Transformers 3: Ay'ın Karanlık Yüzü" büyük tantanayla tüm dünyada aynı anda gösterime girdi. Kafasız aksiyon sinemasının süper starı Michael Bay yıllar önce Transformers oyuncaklarının filmini yapacağını duyurduğunda herkes katıksız bir aksiyon gösterisi beklentisine kapılmıştı. İlk film geldi; beklenenin çok üzerinde, zamanının en yüksek teknolojisine sahip nefes kesici sahneler izledik. Kötü espriler, temel insani değerlere karşı umursamazlık ve Amerika propagandası yerli yerindeydi ama öyle iyi çekilmiş ve kurgulanmış sahneler vardı ki seyirci koltuğa yapışmış ve gördüklerinin en iyilerinden biri olduğunu düşünmüştü. Aynı anda olan her şeyi birden takip etmek neredeyse imkansızdı, çok ama çok eğlenceliydi. İkinci film "Transformers: Revenge of the Fallen/Transformers: Yenilenlerin İntikamı"ndan da beklenti yüksekti ama Michael Bay elindeki lazer tabancasıyla çıldırmış, sağa sola ateş eden bir çocuk gibi davranmıştı. Sallanıyor, yuvarlanıyor, gürültü çıkarıyor ama kimseyi vuramıyordu. Film, tahammül edilmesi zor bir bulamaçtı. Anlamsız ve iticiydi. İki film arasında bu kadar fark olabilirdi.

Ve Bay, ilk filme yakın duran hatta karakterleri derinleştirmeye çabalayan üçüncü halkayla döndü. Üç boyutlu kameralarla çekilen yeni film için daha önce denenmemiş çekimler deneyen ve projeye kendini adayan yönetmen IMAX başta olmak üzere dünya çapında üç boyutlu projeksiyon yapabilen neredeyse tüm salonları parselleyip filmini bize sundu.


"Transformers: Dark of the Moon/Transformers 3: Ay'ın Karanlık Yüzü" karizmatik bir sesin tarihi yeniden yazışıyla açılıyor. Amerika ve Rusya'nın uzay projelerinin motivasyonu filmin evreniyle kesiştirilip alternatif bir geçmiş anlatılıyor. Bilimkurgu meraklılarının yüzünde hoş bir tebessüm oluşturması garantili açılışın ardından kısa tutulmuş bir aksiyon izliyor ve aradan geçen zamanda karakterlerimizin neler yaptığını öğrenmeye başlıyoruz. Sorun şu ki bu kısım bitmek bilmiyor. Yeni kadın başrol Rosie Huntington-Whiteley'in kalçalarının peşinde, dudaklarının arasında, gözlerinin içinde oyalanıyoruz. Ufak robotların, Sam'ın anne babasının bizi güldürmeye çalışmasına katlanıyoruz. Fragmanda görüp iştahlandığımız sahneler bir türlü gelmiyor. Geldiği zaman da ilk filmin cesaretinden uzak kalıyor. Üç boyutlu kameralar sayesinde daha fazla ayrıntı yakalansa da Michael Bay'in istediği kadar esnek çalışmadığı anlaşılıyor.

Transformers serisinin üçüncü filmi gürültülü, şamatacı ve büyük ama sıkıcı. Ciddiye alınma çabası sonuçsuz. İkinciden iyi, üçüncüden kötü, olmasa da olurdu. Ehren Kruger'dan çok daha iyi bir senaryo beklerdim.