NAR (2011) by ÜMİT ÜNAL ***

Ümit Ünal’ın yedinci filmi “Nar” büyük kısmı dört kişi arasında, bir evin salonunda geçen; senaryo ve oyuncu performanslarından güç/yara alan, yönetmenliği sessizliğince kıymetli işlerden biri.

Serra Yılmaz’ın eğip bükemediği ve gecekondu mahallesinin temizlikçi teyzesi olduğuna inanmamızı engelleyen diksiyonu başta itici gelse de gözleri bir süre sonra rolü kurtarıyor. İrem Altuğ’un sevgilisinin eline bakan, oyuncu olma hayalleri kuran büyümemiş prenses Deniz performansıysa tek kelimeyle kötü. Üstelik yükün çoğu onun omuzlarında. Erdem Akakçe kapıcı Mustafa olarak inandırıcı. İdil Fırat Dr. Sema olarak son anda sahneye çıkıyor ve repliklerinin kurbanı oluyor olsa da kabul edilebilir.

Gelelim “Nar”ı önemli kılan, dert sahibi senaryosuna. Ümit Ünal oda filmi yazma konusunda günümüz Türk senaristlerinin en başarılısı. Sıfırdan karakter yaratma, tanıtma, hızlıca asıl konuya girme ve merak unsurunu ayakta tutma konusunda asla problem yaşamıyor. “Bizi bir arada tutan kabuk sayesinde nar taneleri gibi bitişik dursak da, yere düştüğümüz anda parçalanıp uzaklaşacağımız” fikrinden yola çıkan film kâğıt üzerindeki metni izleyiciye geçirme konusunda başarıya ulaşıyor. “Senin dünyan küçücük” temalı repliklerde zirveye çıkan zihin açma egzersizleri işe yarıyor. Buradan “Nar” filmi şunu şunu anlatıyor demeye lüzum yok. “Nar” önemli bir meseleden bahsediyor. Bunu herkesin anlayabileceği sadelikte anlatıyor. Üstelik aklındakileri sanat filmi sevmezlerin sıkılmasına da imkân vermeden, dinamik şekilde aktarıyor.

Benim “herkesin başına gelebilir” şeklinde yorumladığım sürpriz yapma arzulu finalinin gerekliliği ise tartışılır. “Nar” iyi bir Türk filmi. İzlenmeli.