SPARTACUS: VENGEANCE (2012)


Birinci sezon "Blood and Sand"in eleştirisi için tıklayın.

Prequel sezon "Gods of the Arena" eleştirisi için tıklayın.

Ekranlarda aşırı şiddet ve grafik seksin tarihini yazan Starz dizisi “Spartacus: Blood and Sand” başroldeki Andy Whitfield’in sağlık sorunları nedeniyle 13 bölümlük ilk sezonun ardından kaldığı yerden devam edememiş, hem aktöre tedavisi sırasında zaman kazandırmak hem de izleyiciyi soğutmamak adına “Spartacus: Gods of the Arena” isimli bir prequel ile yola devam edilmişti. Avustralyalı Whitfield’in 11 Eylül 2011 tarihinde 40 yaşında ölümünün ardından dizinin ikinci sezonu aynı karakterlerle kaldığı yerden fakat Spartacus için başka bir aktör bulunarak devam etti. “Spartacus: Vengeance” isimli yeni sezonda başrol 1982 doğumlu Avustralyalı Liam McIntyre’e gitmiş. Herkesin merak ettiği sorunun cevabını en baştan verelim. McIntyre, Andy Whitfield’in yerini doldurmaktan çok uzak. Üstelik bunu sevilen aktörü kaybetmenin acısını içimize gömerek, kararlı bir sesle söylüyoruz. Liam McIntyre gladyatörden çok iç çamaşırı defilelerindeki güzel çocuklara benziyor.

Yeni Spartacus'ün takdim edildiği bir savaş sahnesiyle açılıyor “Spartacus: Vengeance”. On beş dakikada on üç kişi katlediliyor. Birinci sezonun bittiği yerden araya zaman koymadan devam etmeyi tercih ederek yabancılaşmayı önlüyor. Karakterlerin yeni sezon gidişatında nasıl bir yerde duracaklarının ipuçlarını veriyor.

Andy Whitfield dışında ikinci sezonda göze çarpan en büyük eksiklik arena sahnelerinin azlığı. Öykünün gidişatı nedeniyle farklı coğrafyalarda geçen bölümler sırasında gözümüz diziyi sevmemizin en büyük nedenlerinden biri olan karşılaşmaları arıyor. Uzun süre bu konuda istediğimizi veremese de toplama iyi yedirilmiş, beklendiğine değen bir arena sahnesinin zamanı gelince arz-ı endam ettiğini de belirtelim.

İkinci sezon seks ve sapkınlığın dozunu azaltırken şiddeti katlıyor. Bazı anlar en sağlam mideyi bile kaldıracak, en şerbetli izleyiciyi bile koltuğundan oynatacak cinsten. İkinci bölümün başında çukurlarda geçen dövüş sahneleri ve özellikle genelevdeki katliam sahnesi Türk televizyonlarında sansürsüz yayınlansın isterdim.

On bölümlük sezonun yönetmenlik açısından en iyi halkasının dokuzuncu bölüm olduğu tartışmaya kapalı bir gerçek. “Monsters” adlı bölümde 22 yıldır dizi çeken T.J. Scott’ın yaptıkları görülmeye değer. Dramatik sahnelerde dizide daha önce kullanılmayan yakın plan yüz çekimlerine yer verişi, kalabalık anlarda işleyen büyük çerçeveleri ve şok etmeye yönelik girişimleri oldukça başarılı. Bu bölümde yer alan havuz başındaki kanlı seks-ihanet-cinayet sahnesi tasarım ve zamanlama açısından televizyon tarihinin zirvelerinden biri. Mutlaka görülmeli.


Sonuç olarak; arenada halkı eğlendiren köle gladyatörlerin özgürlük mücadelesi ve toplum içinde intikam hırsıyla serbest dolaşmaları fikri çekici. Prodüksiyon kalitesi Amerika için sektör standartlarında. Tempoyla ilgili sorunlar yaşansa da başlanılan bölümü yarıda bırakmak mümkün değil. Her şey güzel görünüyor. “Spartacus” serisi ucuz görsel efektler ve yeşil ekran önü “300/300 Spartalı” öykünmeleriyle başladığı yolda güçlenip takip edilesi olmayı başardı. Üçüncü sezon gelirse kimse yok demez.

Not: Dizinin ikinci sezon finali olan 29. bölümü “Wrath of the Gods” Amerika’da “Wrath of the Titans” filmiyle aynı gün gösterildi.