SONRAKİ GÜN (24.02.2012)


Sabah, yeryüzündeki şimdilik en tiksindiğim yere gidip telefonumu kapattım. Türk medyasının asla beynime sokmayacağım propaganda yayınlarından birini elime aldım. Nemrut’un Adıyaman ve Malatya arasında nasıl gerginliğe sebep olduğuyla ilgili başarısız yazıyı okudum. Isparta’nın Adıyaman’da, Malatyalının kollarımda oluşunu düşünüp durdum. On dakika sonra, farklı işlerin ucundan tutarak aynı sistemden kan emdiğim bir arkadaşın Adıyaman’a tayini çıktığını öğrenip vedalaştım. Mobil iletişim cihazımla bağlantı kurup kimlerin aradığına göz attım. Isparta’nın yaklaşık bir yıldır belki de ilk kez kendiliğinden arayışını gördüm. Döndüm. Uzun zamandır beklediğim için dilemekten vazgeçtiğim bir davet aldım. Adıyaman'a. Kapattım. Olmam gereken odaya yürüdüm. Isparta’yı son görüşümde yanımda olan insanı beni beklerken gördüm. Tesadüf olamaz dedim, ilgilendim. Bunların hepsi sonraki gün oldu. Bir gün önce yaşananların sonrasındaki günün erken sabahında.