THE TREE OF LIFE (2011) by TERRENCE MALICK ***-


Terrence Malick beşinci filmi “The Tree of Life/Hayat Ağacı”nda sezgi ve duygularımıza yönelik görüntüler sıralıyor. En baştan tanrıyı baba, doğayı anne olarak konumlandırıp doğayla iç içe yaşayan, tanrı inancı güçlü bir aile sunuyor. Süper lüks evleri kocaman bir bahçenin ortasına konumlanmış, cam duvarlar sayesinde yeşilden ayrılmayan aile beşinci dakikada oğullarının ölüm haberini alınca Malick en başa dönüyor. Hayır, oğlun ölümüne uzanan olayların başına değil; evrenin yaratılışına. Acılı anne tanrıya el açıp oğlumu neden aldın, sana bir hata mı yaptım diye soruyor. NASA’dan alınmış görüntülerle ilahiler eşliğinde Big Bang’den yeryüzü şekillerine, su canlılarından dinozorlara on beş dakikada çelik ve betonla inşa ettiğimiz günlere uzanıyoruz. O’Brien ailesinin ilk çocukları doğuyor. Ana rahmi dışındaki hayata uyum sağlamaya çalıştığı o ilk anlardan itibaren gözlüyoruz bebeği. Emme refleksini, görmesini, emekleyişini, ilk adımlarını, ailesinden doğayı ve tanrıyı tanıyışını izliyoruz. Kardeşinin gelişini. Koşmasına, zıplamasına, düşünmeye başlamasına tanık oluyoruz. Haylazlığına. Babasıyla çatışmasına. Brad Pitt’in canlandırdığı para kazanma hırsıyla dolu despot babanın çocuklarına yaptıklarını görüyoruz. Böyle erkeklerin evlenip çocuk yetiştirerek dünyaya ettikleri kötülüğe bakıyoruz. Terrence Malick büyük tabloyu görün diyor, çokça ayrıntıyla.

2011 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı “Hayat Ağacı” ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi dallarında Oscar adayı olmayı başardı. Ancak baştan sona ilham verici olsa da büyük bir sorunu var. Malick sizi hipnotize edemezse, "şimdi de şu mesajı veriyor" hissiyatından kurtulamamanız olası.