28. YAŞIMI NE YAPTIM (Birinci Bölüm)



“26 Ağustos 2010 Perşembe, yaşadığım en güzel doğum günlerinden biriydi.” diye başlamışım 27. YAŞIMI NE YAPTIM adlı yazıyı yazmaya ve nedenleri sıralamışım. Buradan bakınca bile hala güzel geliyor, güzelmiş. Aynı şeyi 26 Ağustos 2011 Cuma için yazamayacağımı fark ettim hafızamı ve günlüğümü zorlayınca. Belki de ilk defa, o günün sayfasını boş bırakmışım. Ama hatırlıyorum. Eniştemler, ablamlar ve hastaneden tanıdıklarım. Kapı çalmıştı, frambuazlı bir pastanın üzerinde yanan mumlar vardı. Üflemiştim. Her yer şeker kırıntısı olmuştu. Sürprizi planlayan tanıdık eline elektrik süpürgesini alıp yerleri temizlemişti. Filtre kahve yapmıştım. Bazı hediyeler almıştım. Sonra birileri daha gelmişti hastaneden. Haber verilmeyenler küsmüştü. Kanıma girildiğinin farkında değildim. Sönüktü diye düşünmüştüm. İnsanların kibarlığı işte. Allah yokluklarını vermesin, sevdiklerimi versin.

27 Ağustos sabahı kanıma girmeyi deneyenle Adana’ya gitmiştim. En sevdiğim kadın dostumla en sevdiğim erkek dostumun söz merasimi için. Doğum günümle ilgili tek kelime etmemişlerdi. Üzülmüş ama kırılmamıştım. Kafaları doluydu. Daha çok yıl vardı önümüzde kutlayacakları. Takılmamıştım. Gece yarısı çığlık çığlığa şarkı söylemek otobanda, iyi gelmişti. İyi gelenin şarkı söylemek olduğunu zannetmiştim. Aslını daha sonra öğrenecektim.

Ertesi gün lise arkadaşlarımla buluşup Kahramanmaraş ritüellerinden bazılarını uygulamıştık. Ramazan bayramıydı. Akraba-eş-dost tamam da, kanıma girmeyi deneyen de ziyarete gelmişti. Şaşırmıştık.

Bayramın ikinci günü bir kez daha Adana’ya gitmiştim. İlk kez Hekimevi’nde kalmış, birkaç gün önce sözünü kestiğimiz çiftin nişanına katılmıştım. Doğum günümden ses yoktu ama Adana’da yapılacak listesini uygulamıştık.

28. YAŞIMI NE YAPTIM (İkinci Bölüm)

28. YAŞIMI NE YAPTIM (Üçüncü ve Son Bölüm)