brad pitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brad pitt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2014 Çarşamba

12 YEARS A SLAVE by STEVE McQUEEN ***-




Eleştirmen birlikleri, Altın Küre ve Oscar derken, Amerika'nın beğendiği filmleri konuşmaya başladığımız günler geldi çattı. Açlık (Hunger) ve Utanç (Shame) ile sinema yazarlarının gözdesi haline gelen Steve McQueen'in üçüncü uzun metrajı 12 Yıllık Esaret (12 Years A Slave) ödül sezonunun gözdelerinden biri ve bu hafta ülkemizde gösterime giriyor.

20 Kasım 2013 Çarşamba

Ev Sineması: Dünya Savaşı Z, Kirli Tatlı Şeyler ve Maskeli Süvari





Brad Pitt’in yapımcılarından biri olduğu ve başrolü üstlendiği zombi aksiyonu Dünya Savaşı Z, Stephen Frears imzalı Oscar adayı Kirli Tatlı Şeyler ve Gore Verbinski-Johnny Depp ortaklığının son ürünü Maskeli Süvari DVD raflarında.

23 Şubat 2012 Perşembe

MONEYBALL (2011) by BENNETT MILLER **


Steven Zaillian 1990 senesinde "Awakenings/Uyanışlar" ile ilk Oscar adaylığını almış deneyimli bir senarist. Üç yıl sonra "Schindler's List/Schindler'in Listesi" ile ödüle uzanmış, 2002'de "Gangs of New York/New York Çeteleri" ile üçüncü kez aday gösterilmişti. Senaryolarını Steven Spielberg ve Martin Scorsese dışında Phillip Noyce, Ridley Scott, Sydney Pollack ve David Fincher gibi isimler filme aldı. Yönetmen koltuğuna oturduğu üç filmle de vasatın üzerinde seyretmeyi bildi.

Aaron Sorkin 1992'nin hit filmlerinden "A Few Good Men/Birkaç İyi Adam"ın senaryosunu yazarak başlamıştı işe. Yedi sezon devam eden Altın Küre'li NBC dizisi "The West Wing" ile yerini sağlamlaştırdı. Mike Nichols filmi "Charlie Wilson's War/Charlie Wilson'un Savaşı" ile edebiyat uyarlamasına ısınıp Fincher'ın "The Social Network/Sosyal Ağ"ı ile müthiş bir iş başararak Oscar'ı kucakladı.

Bennett Miller 2005 yılında Truman Capote’nin “In Cold Blood” kitabını yazarken yaşadıklarını anlatan “Capote” adlı ilk kurmacasını çekti, en iyi yönetmen Oscar’ına aday gösterildi.

Steven Zaillian ve Aaron Sorkin Michael Lewis’in “Moneyball: The Art of Winning an Unfair Game” adlı kitabından “Moneyball/Kazanma Sanatı” adlı senaryoyu uyarladı, Bennett Miller yönetti. İki kez Oscar adayı olmuş Brad Pitt, Altın Küre adayı Jonah Hill, Miller’ın önceki filmiyle Oscar kazanmış Philip Seymour Hoffman oynadı.

“Moneyball/Kazanma Sanatı” Oakland A’s adlı beysbol takımının müdürü Billy Beane'nin oyunun kanıksanmış kurallarını değiştirip Amerikan beysbol tarihine ismini yazdırmasını anlatıyor. Büyük bütçeli takımların her sezon sonunda başarılı oyuncularını transfer etmesiyle sıfır noktasına dönmekten bıkan Billy, yıldız oyuncu yerine skorer oyuncu getirmenin daha mantıklı olduğunu düşünen 25 yaşındaki Yale mezunu ekonomisti işe alarak büyük riske giriyor. İkisi birlikte beklenmeyen bir başarıya imza atıyor.


Yazının girişinde filmin kadrosunu daha önce yaptıkları üzerinden soğuk bir anlatımla sunmamın nedeni filmin beysbolda kazanmanın matematik işi olduğu şeklindeki söylemine karşın sinemada aynı yasanın işlemediğini kanıtlamak. Senaryo matematiği oldukça başarılı, tane tane ve inandırıcı yürüyor. Yönetmen öyküyü akıcı sunabilmiş, spor filmi klişelerine yüz vermeden dinamik olabilmiş. Brad Pitt ayaklarını yükseğe dayamayı seven-ağzındakileri bardağa tüküren-sert-odaklanmış-karizmatik kulüp müdürü rolünde inandırıcı. Fakat toplam; sanatsal kıymeti olmayan, yaratıcılıktan uzak, mekanik ve can sıkıcı.

Bu bir başarı öyküsü. Başarılı olunacağı biliniyor. Kitabın sonu da, senaryonun sonu da belli. Ancak film aynı kaderi paylaşamıyor. Takdir edilesi yanları olsa da, hayran olunası değil. En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu(Brad Pitt), En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu(Jonah Hill), En İyi Kurgu ve En İyi Ses Miksajı dallarında Oscar’a aday gösterilmiş olmasının sebebi sektördeki boşluk. Kötünün iyisi oluşu.

20 Şubat 2012 Pazartesi

THE TREE OF LIFE (2011) by TERRENCE MALICK ***-


Terrence Malick beşinci filmi “The Tree of Life/Hayat Ağacı”nda sezgi ve duygularımıza yönelik görüntüler sıralıyor. En baştan tanrıyı baba, doğayı anne olarak konumlandırıp doğayla iç içe yaşayan, tanrı inancı güçlü bir aile sunuyor. Süper lüks evleri kocaman bir bahçenin ortasına konumlanmış, cam duvarlar sayesinde yeşilden ayrılmayan aile beşinci dakikada oğullarının ölüm haberini alınca Malick en başa dönüyor. Hayır, oğlun ölümüne uzanan olayların başına değil; evrenin yaratılışına. Acılı anne tanrıya el açıp oğlumu neden aldın, sana bir hata mı yaptım diye soruyor. NASA’dan alınmış görüntülerle ilahiler eşliğinde Big Bang’den yeryüzü şekillerine, su canlılarından dinozorlara on beş dakikada çelik ve betonla inşa ettiğimiz günlere uzanıyoruz. O’Brien ailesinin ilk çocukları doğuyor. Ana rahmi dışındaki hayata uyum sağlamaya çalıştığı o ilk anlardan itibaren gözlüyoruz bebeği. Emme refleksini, görmesini, emekleyişini, ilk adımlarını, ailesinden doğayı ve tanrıyı tanıyışını izliyoruz. Kardeşinin gelişini. Koşmasına, zıplamasına, düşünmeye başlamasına tanık oluyoruz. Haylazlığına. Babasıyla çatışmasına. Brad Pitt’in canlandırdığı para kazanma hırsıyla dolu despot babanın çocuklarına yaptıklarını görüyoruz. Böyle erkeklerin evlenip çocuk yetiştirerek dünyaya ettikleri kötülüğe bakıyoruz. Terrence Malick büyük tabloyu görün diyor, çokça ayrıntıyla.

2011 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı “Hayat Ağacı” ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi dallarında Oscar adayı olmayı başardı. Ancak baştan sona ilham verici olsa da büyük bir sorunu var. Malick sizi hipnotize edemezse, "şimdi de şu mesajı veriyor" hissiyatından kurtulamamanız olası.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...