michael fassbender etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
michael fassbender etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2014 Pazar

X-MEN: DAYS OF FUTURE PAST (2014) by BRYAN SINGER ***-




Herkes bir arada! X-Men: Geçmiş Günler Gelecek

X-Men: Geçmiş Günler Gelecek, öncelikle çizgi romandan uyarlanan ilk iki filmin ve bir anlamda sinema macerasının mimarı Bryan Singer'ın yönetmen koltuğuna dönmesiyle heyecan yarattı. Üstelik zamanda yolculuk teması sayesinde oyuncu kadrosunda altı filmlik seri boyunca sevilen kim varsa bir arada.

Yazının tamamına Ters Ninja üzerinden ulaşmak için tıklayın.



X-Men: Geçmiş Günler Gelecek (X-Men: Days of Future Past)

Yönetmen: Bryan Singer

Senaryo: Simon Kinberg

Oyuncular: Hugh Jackman, James McAvoy,Michael Fassbender

2014 / ABD-BK / 131 dk.

22 Ocak 2014 Çarşamba

12 YEARS A SLAVE by STEVE McQUEEN ***-




Eleştirmen birlikleri, Altın Küre ve Oscar derken, Amerika'nın beğendiği filmleri konuşmaya başladığımız günler geldi çattı. Açlık (Hunger) ve Utanç (Shame) ile sinema yazarlarının gözdesi haline gelen Steve McQueen'in üçüncü uzun metrajı 12 Yıllık Esaret (12 Years A Slave) ödül sezonunun gözdelerinden biri ve bu hafta ülkemizde gösterime giriyor.

4 Şubat 2012 Cumartesi

SHAME (2011) by STEVE McQUEEN **-


"Shame/Utanç" Steve McQueen'in ilk filminden de tanışık olduğumuz stilize sahnelerle başlıyor. Çırılçıplak girdiği yataktan çıkan Michael Fassbender görüntüsünün üzerine filmin ismi düşüyor. McQueen'in evde kamerasını sabitlediği noktanın odağı Brandon’ın devasa penisi. Odasından mutfağa, salondan tuvalete çırılçıplak yürüdükçe başlarda belli olmayan penis ortaya çıkıyor. Yönetmenin en baştan görmemizi istediği şey; açılış sekansının son sahnesinde, erkekte gençliğin ve kuvvetin sembolü olan tazyikli işeme ile tamamlanıyor. Penis, iktidarını ilan ediyor.

"Shame/Utanç" filminin eleştirisi. Filmlerim.com için yazdım. Tamamını okumak için tıklayın.

2 Şubat 2012 Perşembe

2012 ŞUBAT TÜRKİYE VİZYON FİLMLERİ – 1.HAFTA

İkisi yerli altı yeni yapımın gösterime girdiği bu hafta hemen herkese göre bir film var. En iyi tercih "Kevin Hakkında Konuşmalıyız", en iştah kabartıcı "Utanç". Filmlerim.com için yazdım. Tamamını okumak için tıklayın.


UNDERWORLD: AWAKENING – måns mårlind, björn stein 03.02
WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN – lynne ramsay 03.02
WAR HORSE – steven spielberg 03.02
SHAME – steve mcqueen 03.02
EŞRUHUMUN EŞZAMANI – r. şanal günseli 03.02
GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ – hasan tolga pulat 03.02

30 Ağustos 2011 Salı

X-MEN: FIRST CLASS (2011) by MATTHEW VAUGHN ***


Bryan Singer’in 2000 senesinde beyazperdeye getirdiği Marvel süper kahramanları “X-Men”in maceraları 2003’te “X2” ve 2006’da “X-Men: The Last Stand/X-Men: Son Direniş” ile devam etmişti. Külliyatın en sevilen karakteri diyebileceğimiz Wolverine ise 2009’da “X-Men Origins: Wolverine/X-Men Başlangıç: Wolverine” isimli kendi filmine kavuşmuştu.

Bahsettiğim dört film arasından sadece Bryan Singer imzalı ilk ikisinin izlenmeye değer olduğunu söyleyebilirim. X-Adamlarla ilgili her şey belli ölçüde dikkat çekicidir ancak çizgi romanların hakkını vermek o kadar da kolay değil.
Fena bulunmayan “Layer Cake/Bir Dilim Suç”un ardından 2007’de yazıp yönettiği “Stardust/Yıldız Tozu” ile dikkatimizi çeken Matthew Vaughn’nin komedi macera “Kick-Ass”ten bir sene sonra yönettiği “X-Men: First Class/X-Men: Birinci Sınıf”; yönetmenin filmografisindeki en büyük çaplı film oldu. X-Men’in köklerine dönüp öyküyü en baştan anlatma çabasındaki film Magneto’nun meşhur başlığı takışını ya da Profesör X’in sakat kalışını görmek isteyenler için biçilmiş kaftan. Aksiyona gömülüp hikâyeyi ıskalamayacak kadar da akıllı ancak parıltıdan uzak ve heyecansız da.

Yönetmen Vaughn kesinlikle aksiyon çekme konusunda sınavı geçemiyor. Dev denizaltının tasarım uçağa doğru çekilişiyle başlayıp sahilde biten sahne animatörlerin kendi aralarında kotardıkları bir öğleden sonra eğlencesi tadında. Michael Bay ya da o kalibrede bir aksiyon ustasının eli değse yıllarca unutulmayabilirdi.

James McAvoy’un artık iyice kendini saldığını düşünüyorum. Yeni neslin umut vaat eden erkek oyuncusu ilan edildikten sonra üç filmden birinin başrolüne getirilmeye başlandığından beri işi rölantiye aldı. Hiç çaba sarf etmiyor. Lincoln suikastının aydınlatılmasında görevli bir avukatı da, Profesör X’in gençliğini de canlandırsa aynı şekilde oynuyor. Biraz ara verip ne yapıyorum diye düşünmesi lazım.


Hoş diğer oyuncular da birbirinden kötü. Özellikle genç mutantları canlandıran kadroyu ben şahsen konservatuar elemelerinden geçirip eğitim bile vermem. Sadece Magneto’nun gençliğini canlandıran Michael Fassbender iyi, çok iyi. Göründüğü her sahnede film şahlanıyor. Magneto’yu Magneto yapan motivasyonların hepsini gözlerinden okuyabiliyoruz.

“X-Men: First Class/X-Men: Birinci Sınıf”; perdede X-Men filmi izlemek isteyenlerin ilgisini çekecektir. Çizgi romanları temel alan üçüncü ve dördüncü filmlerden iyi olduğu da kuşkusuz. Bu da demek oluyor ki son sekiz senedir izlediğimiz en iyi X-Men filmi bu. Ama yine de insanoğlu, olabileceğin en iyisini istiyor, hakkımız bundan fazlası olmalıydı diyor.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...