robert downey jr. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
robert downey jr. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Ev Sineması: Iron Man 3, Bilinmeze Doğru Star Trek ve Oblivion






Ters Ninja’da keyifle okuduğunuz “The Invasion of DVD-snatchers” kategorisi bugünden itibaren daha da hareketleniyor ve düzenli olarak ülkemizde yayınlanan DVD’lere yer vermeye başlıyor. Vizyonda kaçırdığınız ya da sahip olmak istediğiniz filmler raflarda yerini aldıktan hemen sonra kısa tanıtım yazıları ile birlikte bu sayfalarda olacak. Sloganımıza bir ek yapacak olursak:
Evde de sinemasız kalmayın. Çünkü sinema hayatı her mekânda “eşsiz” kılar.

26 Nisan 2012 Perşembe

SHERLOCK HOLMES: A GAME OF SHADOWS (2011) by GUY RITCHIE **

Arthur Conan Doyle’nin zamanında Sherlock Holmes’un son macerası olmasını planladığı “The Final Problem” adlı hikâyeyi temel alan “Sherlock Holmes: A Game of Shadows/Sherlock Holmes: Gölge Oyunları” geçtiğimiz yılın üçüncü cuması ülkemizde gösterime girmişti. “Lock, Stock and Two Smoking Barrels/Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana” ile sevilen Guy Ritchie’nin bir kez daha yönetmenlik koltuğuna oturduğu yeni filmin kötü adamı olarak da hayranların yakından tanıdığı Profesör Moriarty karşımıza çıkmıştı. Önceki filmde olduğu gibi Robert Downey Jr. ve Jude Law başrollerdeydi. Onlara eşlik eden isimler “Ejderha Dövmeli Kız” Noomi Rapace, Jared Harris ve Stephen Fry idi. Ritchie’nin elinden çıkan yeni nesil Sherlock filmi 90 milyon dolarlık bütçesine karşın dünya çapında 524 milyon dolar kazandığından, “Gölge Oyunları”nın gelmesi zaten kaçınılmazdı.

İlki kadar büyük bir prodüksiyon olarak karşımıza çıkan devam filmi, yönetmeninin sayılı sahne dışında imzasını silikleştirdiği bir Hollywood macerası olarak kayıtlara geçiyor. Bu bir Guy Ritchie filmi değil. Bu bir Sherlock Holmes filmi de değil. Holmes’un mirasından yiyen, ünlü yönetmen çalıştırılan bir sektör ürünü. Ne senaryosu özellik arz ediyor ne de elle tutulur bir iddiası var. Silah satmak için savaş çıkarmayı deneyen, günlük hayatta saygıdeğer bir bilim adamı olan şeytani dahi daha kaç kez kullanılacak? Ritchie’nin ilk filmde yaptığı “öngörme” numarası bile tek sahnede işliyor. Finalde. Çok zeki iki adamın kavgayı kafalarında bitirdikleri final, taşları oynatmadan sürdürülen satranç gibi bir klişenin ardına yerleştirilmeseymiş etkisi çok güçlü olabilirmiş.

“Gölge Oyunları”nın en iyi tasarlanmış ve uygulanmış sahnesi şüphesiz ormandaki kaçış. Kameranın neredeyse her çerçevede ayrı yere konumlandırıldığı, bol değişkenli, görsel ve işitsel olarak enfes kurgulanmış bu sekanstaki özen filmin tümüne yayılsaydı karşımızdakine alkışlanacak bir popüler kültür ürünü diyebilirdik. Bu haliyle yeni nesil “Conan” ya da “Üç Silahşörler”den bir basamak üstün, o kadar.

İlk film "Sherlock Holmes"un eleştirisi için tıklayın.

7 Temmuz 2011 Perşembe

HANNA (2011) by JOE WRIGHT **


1972 İngiltere doğumlu Joe Wright, ilk uzun metrajı “Pride&Prejudice/Aşk ve Gurur” ile 2005 senesinde büyük başarı kazanmış, filmi dört dalda Oscar’a aday gösterilmiş ancak ödüle uzanamamıştı. İkinci filmi “Atonement/Kefaret” ile de yedi dalda aynı ödüle aday gösterilmiş ve bu kez filmin orijinal tema müziği Oscar’ı almıştı. “Atonement/Kefaret”in ilk 40 dakikası mükemmeldi. Ardından “The Soloist/Virtüöz” geldi; Jamie Foxx, Robert Downey Jr. ve Catherine Keener’a rağmen yerden yere vuruldu.

Tür değiştiren Joe Wright birçok ünlü yönetmenin masasından geçmiş “Hanna” projesinin başına getirildi. Kendi filmi “Atonement/Kefaret” ile Oscar adayı olan 1994 doğumlu oyuncu Saoirse Ronan’ın başrolde olduğu, Eric Bana ve Cate Blanchett’li bu insancıl aksiyon filmi yapım süreci boyunca büyük merak uyandırdı.

“Hanna” baştan sona kafası karışık bir film. Aksiyon filmi, ajan filmi, gençlik filmi, yol filmi, müzik klibi! Bunların hepsi, hepsinin de kötüsü. Aksiyonu heyecansız, günümüz için nostalji tadında. Ajan entrikaları sıkıcı ve bayat. Gençlik sancılarına ayırdığı vakit eğlenceli ama yersiz. Filmin tek inandırıcı unsuru Hanna’nın yol arkadaşı, yaşıtı kız ama bu onun filmi değil. Yol filmi desek, yollarda geçmesi dışında filmi bu türe bağlayan çok az şey var. The Chemical Brothers’a klip çektiği sahneler filmin bütünlüğünü bozan, ayrık duran ve yine orijinal olmaktan uzak anlar.

“Hanna”nın senaryosu eksik gedik abartılı saçma. Kullanılan öğeler, hikâyenin çıkışı ve gidişatı inandırıcılıktan uzak, kendi içinde bile tutarsız. Hanna’nın medeniyete adım atmadan önceki halini anlatan giriş kısmını kısa tutmak adına senaristlerin sürekli kızcağıza “Ben hazırım, ben oldum” dedirtmesi, yerlerini belli eden cihaz, masalsı olsun diye dayatılan öğeler, yan karakterlerin işlevsizlikleri, otomobil kazası sahnesinin tamamındaki zamanlama ve mantık hataları! Saymakla bitmez. Amerika mükemmel askeri elde etmek için daha kaç film çekecek?


“Hanna”da oyunculuk kötü. Saoirse Ronan’ın yüzü karakteri yansıtamıyor. Eric Bana sadece ismi ve vücudu için seçilmiş, doğru düzgün repliği bile yok. Cate Blanchett karikatürden ibaret. Jason Flemyng’nin oynadığı Sebastian karakteri kendini Tim Burton filmlerinde sanıyor ama bu filmde şaka gibi duruyor.

“Hanna” iyi bir film değil. Vasat bir film bile değil. Mayası tutmamış, Joe Wright’ın güzel görüneceğini düşündüğü fikirleri bir araya getirdiği ancak bunlardan bütünlüğe ulaşamadığı büyük bir başarısızlık.

18 Ocak 2010 Pazartesi

SHERLOCK HOLMES (2009) by GUY RITCHIE **-


Arthur Conan Doyle’nin yarattığı ve yüz yılı aşkın süredir görsel sanatlarda sayısız defa karşımıza çıkmış Sherlock Holmes ve Dr. John Watson karakterlerinin muazzam bütçelerin yapımcısı Joel Silver ile ilk gişe kaygılı Hollywood filmini çekmeye girişmiş Guy Ritchie’nin eline düşmeleri sonucu; bir serbest uyarlamanın uyarlaması yapılarak garip bir sonuca ulaşılmış. Ünlü karakterlerden esinlenerek beyazcama getirilen Fox dizisi House(2004)’un ritmini ve sihrini kullanarak orijinal karakterlerin yaşadığı yüzyılda ve atmosferde bir film yapma fikri kısmen başarıyla uygulanmış. Bu tersine mühendislik çalışmasında Holmes’un dizideki sureti olan House’un dizinin yaratıcıları tarafından elden geçirilip günümüze uyarlanmış ilginç karakteri 19.yüzyılda yaşayan Holmes’a, Dr. Watson’dan uyarlanan Dr. Wilson’ın kişiliği ve hikâyedeki duruşu da yine aynı yüzyılın Dr. Watson’ına yapıştırılmış.

Senaryoyu xXx: State of the Union(2005), Mr. & Mrs. Smith(2005), Jumper(2008), Invictus(2009) gibi filmlerin senaristlerinin bir araya gelerek yazdığını söylersek sanırım bir ilk fikriniz olur. Filmde Avatar(2009)’ın talihsiz bir şekilde takipçisi olduğu standart blockbuster şablonunun aksine bahsettiğimiz televizyon dizisinin şablonu tercih edilmiş. House dizisinin birçok bölümünde kullanılan “doğaüstü olaylar oluyor galiba-başlarda açıklaması olduğunu düşünüyoruz-zaman geçtikçe gördüklerimiz kesin doğaüstü gibi duruyor-sadece House hala mantıkla açıklanabileceğini düşünüyor ve sonunda House tek tek her şeyin rasyonel açıklamasını yapıyor” kalıbı 2009 model Sherlock Holmes filminin omurgasını oluşturuyor. Filmin yazar takımı bunu yaparken en az dizinin yazarları kadar ustalıkla gizem yaratmayı ve zekice komik ayrıntılar serpiştirmeyi biliyorlar.

Bu satırlar yazılırken Altın Küre alan Robert Downey Jr.’ın ödülü hak ettiğini söylemek mümkün. Guy Ritchie’nin de Hollywood’a yaranma pahasına bütün kişisel tercihlerinden vazgeçmediğini bazı sahnelerdeki imzasından görebilirsiniz. Yapımla ilgili en olumsuz eleştirim görsel efektlere. Mavi ya da yeşil perde önünde oynanmış birçok film izledik ama bu, arka planı en yapay olanlardan biri. Günümüzde görsel efektler ya CGI denen teknolojiyle ya da mekanik olarak tasarlanıyor. Uygulama güçlüğü ve maliyet nedeniyle CGI daha fazla tercih edilse de sahneye göre seçim yapmakta fayda var. Bu film aksiyonunu mekanik hadiseler ve 19.yüzyılda kullanılan cisimler üzerinden yaratmaya çalışırken başarısız CGI kullanarak çirkin bir görüntü oluşturuyor. Bu da filmin yapım yılına ve bütçesine ihanet gibi görünüyor.

Devam filmi “Sherlock Holmes: A Game of Shadows/Sherlock Holmes: Gölge Oyunları”nın eleştirisi için tıklayın.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...