jude law etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jude law etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2013 Pazartesi

SIDE EFFECTS (2013) by STEVEN SODERBERGH ***




"Acı Reçete" koltuğuna gömülüp sağlam bir entrika izlemek isteyenleri memnun edecek, eve gidip Hitchcock ve De Palma arşivinize göz atma isteği doğurtacak, eğer benim gibi sevmiyorsanız; Soderbergh ile barışmanıza vesile olacak başarılı bir film.

"Side Effects/Acı Reçete" filminin eleştirisini Ters Ninja için yazdım. Yazının tamamını Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (26 Nisan 2013) başlığı altında okuyabilirsiniz.  

1 Ocak 2013 Salı

ANNA KARENINA (2012) by JOE WRIGHT **



Filmle ilgili en büyük itirazım 11 yıl senaryo yazmaya ara veren, "Shakespeare in Love/Âşık Shakespeare" ile Oscar kazanmış deneyimli kalem Tom Stoppard'a. O kadar fakir, zamanın şartlarından soyutlanmış, sadece aşka odaklanacağım derken basitleşmiş bir metne imza atmış ki; Wright'ın senaryoya sırtını dayadığı anların tamamı çökmüş. Özellikle son yirmi dakika işkence gibi. Bahsettiğim "Kırmızı Değirmen" gibi gidişatını ve sonunu baştan bildiğimiz sürprizsiz bir öykü var sonuçta ortada. Wright görselliği ön planda tutmak için yalın bir senaryo ile yola çıkmak istediyse bile, kendisi de erken yorulduğundan film başlangıçtaki ihtişamını hızla kaybetmiş. "Kefaret" gibi. O da ilk 45 dakikasında mükemmeldi ama sonra hedefini şaşıyordu. Sanırım Joe Wright cesur fikirlerin dirayetsiz yönetmeni olarak zihinlere kazınacak.

Filmin eleştirisini Filmlerim.com için yazdım. Tamamını okumak için buraya tıklayın.

15 Aralık 2012 Cumartesi

#hergunbirfilm -024- 360 (2011) by FERNANDO MEIRELLES ***




Ne anlatıyor: Üçüncü uzun metrajı “Cidade de Deus/Tanrı Kent” ile dikkatleri üzerine çeken ve En İyi Yönetmen dalında Oscar adayı olan Fernando Meirelles başarısının tesadüf olmadığını “The Constant Gardener/Arka Bahçe” ve “Blindness/Körlük” ile göstermişti. Rachel Weisz, Jude Law, Anthony Hopkins ve Moritz Bleibtreu gibi isimleri bir araya getirdiği yeni filmi “360” Avusturyalı yazar Arthur Schnitzler’in “Reigen” adlı oyunundan iki kez Oscar adayı olmuş senarist Peter Morgan tarafından uyarlandı. Günümüz ilişkilerini İngiltere, Almanya, Fransa ve Amerika’da yaşanan kesişen öyküleri kullanarak altı dilli bir metinle anlatmaya soyunan yapım oldukça iddialı çıkmıştı yola.


Neden izlenmeli: Fernando Meirelles iyi bir yönetmen. “Cidade de Deus/Tanrı Kent” ile Oscar adayı olan kurgucusu Daniel Rezende yine çok başarılı.


Nesi eksik: Senaryo ruhsuz, kesişen öykülerin bazıları ilginç değil ve yönetmenin elini kolunu bağlıyor. Mekanlar fazla steril.


#hergunbirfilm : Sosyal ağ Twitter’da sinema yazarı Cem Altınsaray’ın başlattığı bir hashtag. Asıl gayesine ek olarak ben kendi blogumda uzun analizlere girmeden, bugün ne izlesem diye düşünenlere yardımcı olmak amacıyla başladığım yeni yazı dizisinin başlığı olarak kullanıyorum.

26 Nisan 2012 Perşembe

SHERLOCK HOLMES: A GAME OF SHADOWS (2011) by GUY RITCHIE **

Arthur Conan Doyle’nin zamanında Sherlock Holmes’un son macerası olmasını planladığı “The Final Problem” adlı hikâyeyi temel alan “Sherlock Holmes: A Game of Shadows/Sherlock Holmes: Gölge Oyunları” geçtiğimiz yılın üçüncü cuması ülkemizde gösterime girmişti. “Lock, Stock and Two Smoking Barrels/Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana” ile sevilen Guy Ritchie’nin bir kez daha yönetmenlik koltuğuna oturduğu yeni filmin kötü adamı olarak da hayranların yakından tanıdığı Profesör Moriarty karşımıza çıkmıştı. Önceki filmde olduğu gibi Robert Downey Jr. ve Jude Law başrollerdeydi. Onlara eşlik eden isimler “Ejderha Dövmeli Kız” Noomi Rapace, Jared Harris ve Stephen Fry idi. Ritchie’nin elinden çıkan yeni nesil Sherlock filmi 90 milyon dolarlık bütçesine karşın dünya çapında 524 milyon dolar kazandığından, “Gölge Oyunları”nın gelmesi zaten kaçınılmazdı.

İlki kadar büyük bir prodüksiyon olarak karşımıza çıkan devam filmi, yönetmeninin sayılı sahne dışında imzasını silikleştirdiği bir Hollywood macerası olarak kayıtlara geçiyor. Bu bir Guy Ritchie filmi değil. Bu bir Sherlock Holmes filmi de değil. Holmes’un mirasından yiyen, ünlü yönetmen çalıştırılan bir sektör ürünü. Ne senaryosu özellik arz ediyor ne de elle tutulur bir iddiası var. Silah satmak için savaş çıkarmayı deneyen, günlük hayatta saygıdeğer bir bilim adamı olan şeytani dahi daha kaç kez kullanılacak? Ritchie’nin ilk filmde yaptığı “öngörme” numarası bile tek sahnede işliyor. Finalde. Çok zeki iki adamın kavgayı kafalarında bitirdikleri final, taşları oynatmadan sürdürülen satranç gibi bir klişenin ardına yerleştirilmeseymiş etkisi çok güçlü olabilirmiş.

“Gölge Oyunları”nın en iyi tasarlanmış ve uygulanmış sahnesi şüphesiz ormandaki kaçış. Kameranın neredeyse her çerçevede ayrı yere konumlandırıldığı, bol değişkenli, görsel ve işitsel olarak enfes kurgulanmış bu sekanstaki özen filmin tümüne yayılsaydı karşımızdakine alkışlanacak bir popüler kültür ürünü diyebilirdik. Bu haliyle yeni nesil “Conan” ya da “Üç Silahşörler”den bir basamak üstün, o kadar.

İlk film "Sherlock Holmes"un eleştirisi için tıklayın.

18 Ocak 2010 Pazartesi

SHERLOCK HOLMES (2009) by GUY RITCHIE **-


Arthur Conan Doyle’nin yarattığı ve yüz yılı aşkın süredir görsel sanatlarda sayısız defa karşımıza çıkmış Sherlock Holmes ve Dr. John Watson karakterlerinin muazzam bütçelerin yapımcısı Joel Silver ile ilk gişe kaygılı Hollywood filmini çekmeye girişmiş Guy Ritchie’nin eline düşmeleri sonucu; bir serbest uyarlamanın uyarlaması yapılarak garip bir sonuca ulaşılmış. Ünlü karakterlerden esinlenerek beyazcama getirilen Fox dizisi House(2004)’un ritmini ve sihrini kullanarak orijinal karakterlerin yaşadığı yüzyılda ve atmosferde bir film yapma fikri kısmen başarıyla uygulanmış. Bu tersine mühendislik çalışmasında Holmes’un dizideki sureti olan House’un dizinin yaratıcıları tarafından elden geçirilip günümüze uyarlanmış ilginç karakteri 19.yüzyılda yaşayan Holmes’a, Dr. Watson’dan uyarlanan Dr. Wilson’ın kişiliği ve hikâyedeki duruşu da yine aynı yüzyılın Dr. Watson’ına yapıştırılmış.

Senaryoyu xXx: State of the Union(2005), Mr. & Mrs. Smith(2005), Jumper(2008), Invictus(2009) gibi filmlerin senaristlerinin bir araya gelerek yazdığını söylersek sanırım bir ilk fikriniz olur. Filmde Avatar(2009)’ın talihsiz bir şekilde takipçisi olduğu standart blockbuster şablonunun aksine bahsettiğimiz televizyon dizisinin şablonu tercih edilmiş. House dizisinin birçok bölümünde kullanılan “doğaüstü olaylar oluyor galiba-başlarda açıklaması olduğunu düşünüyoruz-zaman geçtikçe gördüklerimiz kesin doğaüstü gibi duruyor-sadece House hala mantıkla açıklanabileceğini düşünüyor ve sonunda House tek tek her şeyin rasyonel açıklamasını yapıyor” kalıbı 2009 model Sherlock Holmes filminin omurgasını oluşturuyor. Filmin yazar takımı bunu yaparken en az dizinin yazarları kadar ustalıkla gizem yaratmayı ve zekice komik ayrıntılar serpiştirmeyi biliyorlar.

Bu satırlar yazılırken Altın Küre alan Robert Downey Jr.’ın ödülü hak ettiğini söylemek mümkün. Guy Ritchie’nin de Hollywood’a yaranma pahasına bütün kişisel tercihlerinden vazgeçmediğini bazı sahnelerdeki imzasından görebilirsiniz. Yapımla ilgili en olumsuz eleştirim görsel efektlere. Mavi ya da yeşil perde önünde oynanmış birçok film izledik ama bu, arka planı en yapay olanlardan biri. Günümüzde görsel efektler ya CGI denen teknolojiyle ya da mekanik olarak tasarlanıyor. Uygulama güçlüğü ve maliyet nedeniyle CGI daha fazla tercih edilse de sahneye göre seçim yapmakta fayda var. Bu film aksiyonunu mekanik hadiseler ve 19.yüzyılda kullanılan cisimler üzerinden yaratmaya çalışırken başarısız CGI kullanarak çirkin bir görüntü oluşturuyor. Bu da filmin yapım yılına ve bütçesine ihanet gibi görünüyor.

Devam filmi “Sherlock Holmes: A Game of Shadows/Sherlock Holmes: Gölge Oyunları”nın eleştirisi için tıklayın.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...