colin firth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
colin firth etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2014 Salı

THE RAILWAY MAN (2013) by JONATHAN TEPLITZKY **





İkinci Dünya Savaşı ve Bitmeyen Hikâyeleri: Geçmişin İzleri

1942 yılında Japon Kuvvetleri Singapur’u istila eder ve Churchill’in “İngiliz İmparatorluğu’nun başına gelen en büyük felaket” olarak tanımladığı olaylar yaşanır. Esir alınanlar Ölüm Demiryolu olarak anılan Tayland-Burma Demiryolu inşaatında çalışmaya zorlanır.



Geçmişin İzleri (The Railway Man)

Yönetmen: Jonathan Teplitzky
Senaryo: Frank Cottrell Boyce-Andy Paterson
Oyuncular: Colin Firth, Nicole Kidman, Jeremy Irvine
2013 / Avustralya-İngiltere-İsviçre / 116 dk.

8 Şubat 2012 Çarşamba

TINKER TAILOR SOLDIER SPY (2011) by TOMAS ALFREDSON ***-


Vurucu orijinal isminin tam çevirisiyle “Tamirci Terzi Asker Casus” gözlerinizi kırpmadan bakacağınız, tablo gibi bir film. Gary Oldman çoktan hak ettiği Oscar’a ilk kez buradaki rolüyle aday gösterildi. Uyarlama senaryo ve orijinal müzik dallarında da haklı adaylıkları var filmin. Venedik’te Altın Aslan için yarışan yapımın Oscar dışında 11 dalda BAFTA adaylığı mevcut. Bittiği anda baştan başlamak isteyeceğiniz bir romanı okumak gibi. Hipnotize edici.

Yılın en iyi filmlerinden "Tinker Tailor Soldier Spy/Köstebek"i Filmlerim.com için yazdım. Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın.

3 Ocak 2012 Salı

SİNEMA DÜNYASINDAN EN İYİLER 2011

2011 yılında sadece 93 film görebildim. Oldukça düşük olan bu rakama karşın en iyilerimi seçmek istedim. Sıralama 2011 yapımı filmler arasında değil, benim 2011 yılında izlediğim filmler arasında yapılmıştır. Yapım yıllarını da not düştüğümden, 2011 listeleri de aslında ortada.


EN İYİ FİLM

ENTER THE VOID(2009) – GASPAR NOE ****-
BLACK SWAN(2010) – DARREN ARONOFSKY ****
LE GAMIN AU VELO(2011) – JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE ***-
MIDNIGHT IN PARIS(2011) – WOODY ALLEN ***-
THE NEXT THREE DAYS(2010) – PAUL HAGGIS ***-
RISE OF THE PLANET OF THE APES(2011) – RUPERT WYATT ***-
BURIED(2010) – RODRIGO CORTES ***-
TOAST(2010) – S.J. CLARKSON ***-
LE HAVRE(2011) – AKI KAURISMAKI ***-
SCREAM 4(2011) – WES CRAVEN ***-
NEVER LET ME GO(2010) – MARK ROMANEK ***-
THE ARTIST(2011) – MICHEL HAZANAVICIUS ***
CARNAGE(2011) – ROMAN POLANSKI ***


EN İYİ YÖNETMEN

GASPAR NOE – ENTER THE VOID(2009)
DARREN ARANOFSKY – BLACK SWAN(2010)
NURİ BİLGE CEYLAN – BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA(2011)
JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE - LE GAMIN AU VELO(2011)
STEVE McQUEEN – SHAME(2011)
MICHEL HAZANAVICIUS – THE ARTIST(2011)
RODRIGO CORTES – BURIED(2010)
ROMAN POLANSKI – CARNAGE(2011)
WOODY ALLEN – MIDNIGHT IN PARIS(2011)
RUPERT WYATT - RISE OF THE PLANET OF THE APES(2011)
MARK ROMANEK – NEVER LET ME GO(2010)
PAUL HAGGIS – THE NEXT THREE DAYS(2010)
CEMİL AĞACIKOĞLU – EYLÜL(2011)


EN İYİ SENARYO

MARK HEYMAN, ANDRES HEINZ, JOHN J. McLAUGHLIN - BLACK SWAN(2010)
PAUL HAGGIS – THE NEXT THREE DAYS(2010)
WOODY ALLEN - MIDNIGHT IN PARIS(2011)
JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE - LE GAMIN AU VELO(2011)
NURİ BİLGE CEYLAN, EBRU CEYLAN, ERCAN KESAL – BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA(2011)


EN İYİ ERKEK OYUNCU

COLIN FIRTH – THE KING’S SPEECH(2010)
JEAN DUJARDIN – THE ARTIST(2011)
MICHAEL FASSBENDER – SHAME(2011)
OWEN WILSON - MIDNIGHT IN PARIS(2011)
GILLES LELLOUCHE – A BOUT PORTANT(2010)
TURGAY AYDIN – EYLÜL(2011)
THOMAS DORET – LE GAMIN AU VELO(2011)


EN İYİ KADIN OYUNCU

NATALIE PORTMAN – BLACK SWAN(2010)
JODIE FOSTER – CARNAGE(2011)
TILDA SWINTON – WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN(2011)
CAREY MULLIGAN - NEVER LET ME GO(2010)
AYTAÇ ÖZTUNA – KADİFE(2011)


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU

MELISSA LEO – THE FIGHTER(2010)
MILA KUNIS – BLACK SWAN(2011)


SANAT YÖNETİMİ

ANDREW ACKLAND-SNOW, ALASTAIR BLOCK, MARTIN FOLEY, KATE GRIMBLE, CHRISTIAN HUBAND, MOLLY HUGHES, HATTIE STOREY, GARY TOMKINS, ASHLEY WINTER - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
ALASTAIR BLOCK, DIMITRI CAPUANI, STEVE CARTER, STEPHANE CRESSEND, MARTIN FOLEY, CHRISTIAN HUBAND, STUART ROSE, LUCA TRANCHINO, DAVID WARREN, ASHLEY WINTER - HUGO(2011)**


GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

EDUARDO SERRA - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
ROBERT RICHARDSON - HUGO(2011)**


GÖRSEL EFEKT

TRANSFORMERS: DARK OF THE MOON(2011)**-
HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
HUGO(2011)**

Ayrıca…
En İyi Korku Filmi: INSIDIOUS(2010)**
En İyi Atmosfer: THE GHOST WRITER(2010)***-

2010 Listeleri

9 Şubat 2011 Çarşamba

THE KING’S SPEECH (2010) by TOM HOOPER ***



David Seidler daha çok televizyon için yazdığı senaryolar ve Francis Ford Coppola filmi Tucker: The Man and His Dream(1988) ile tanınan bir isim. “The King’s Speech” adlı film senaryosunu tiyatroya uyarlayan yazar, yönetmen Tom Hooper’ın isteğiyle bu kez yeni ve daha gerçekçi bir film senaryosu hazırlamış.

Tom Hooper ise 2005 yapımı 3 Altın Küreli ve Helen Mirren’li Elizabeth I ve John Adams adlı televizyon mini-dizileriyle karşımıza çıkmış bir yönetmen.

İngiltere kralı VI.George’un kekemeliği üzerinden tahta çıkış sürecini anlatan, daha doğrusu İngiltere tarihini fon seçip bir erkeğin büyüme sancılarını konu edinen bir yapım var karşımızda.

Kendinden büyük bir abisi olduğundan kral olmak için yetiştirilmemiş ancak çok katı kurallara maruz kalmış Prens Albert (Colin Firth), eşinin de zorlamasıyla kekemeliğini yenmek için birçok doktora başvurmuştur. Ağzına taş doldurup konuşmasını isteyen son doktor da işe yaramayınca tamamen vazgeçtiğini ilan etse de, eşi Elizabeth (Helena Bonham Carter) yeni bir terapist bulur. Lionel Logue (Geoffrey Rush) adlı bu adam sıra dışı yöntemleri ve kendine güveniyle önceki muadillerinden ayrılır. Prense aile arasındaki ismiyle hitap etmekte, kendi odasında kendi kurallarını koymakta ve karşısındaki kim olursa olsun eşitiymiş gibi davranmaktadır. Önce tepki gösterse de Prens Albert zamanla bu adama alışacak, hatta sahip olabileceği en iyi arkadaşlığı Logue ile yaşayacaktır.

Film her ne kadar tarihi dramların vazgeçilmezi Colin Firth’e bir rol daha veriyor gibi görünse de bu büyük oyuncu kendini baştan yaratmayı başarmış. Kekeme prens-kral rolünde o kadar iyi ki, sinema ve televizyon tarihi boyunca izlediğimiz kekeme rollerinin büyük çoğunluğunu değersizleştiriyor. İki yıldır üst üste Oscar adayı olan aktör, bu kez yıllardır hak ettiği ödüle uzanabilir.

Helena Bonham Carter ise “Ana Kraliçe” Elizabeth rolünde sırıtıyor. Komiklik olsun diye saçlarını farklı yaptırmış bir kadına benziyor. 13 yıl sonra aldığı ikinci Oscar adaylığını kesinlikle hak etmiyor. Çok sevilen ve yetenekli bir aktris olsa ve ödüllü olması istense de bu rol, o rol değil. Gözleri, mimikleri ve duruşu günümüzden; kıyafetleri ise bir önceki yüzyıldan dikilmiş bu karakter garip bir bileşim oluşturuyor.

Geoffrey Rush, çağının ötesinde konuşlanmış terapist rolünde oldukça başarılı ve dördüncü Oscar adaylığını alıyor. Yine de aktörün kendisiyle ilgili olmasa da yaratılan karakterle ilgili sorunlar var. Fazla modern, fazla yenilikçi duruyor.

Günümüzün bütün psikolojik klişelerinden mustarip prens-krala öylesine hâkim yaklaşıyor ki; psikoloji eğitimini gelecekten alıp gelmiş gibi duruyor. Bu da psikoloji bilen izleyiciyi filmden uzaklaştıran bir sebep olarak karşımıza dikiliyor.

Yönetmenin geniş açı objektiflerle yakın plan çekim yapması, tercih ettiği renkler ve hafifleştirici müzik ile kafaları perdenin en olmadık yerine konuşlandırması bende Jean-Pierre Jeunet’e öykünme hissiyatı yarattı. Filmin tonu ve şiddeti de tarihsel dramlardan komedilere uzanan yelpazede yine Jeunet noktasında sabitlenmiş duruyor.

Almanya’ya savaş ilan edilmesi ya da ulusu etkileyen taht değişimleri birer laf arası bahsi tadına terkedilmişken, iki erkeğin dostluğu ya da bunlardan birinin özgüven kazanma süreci gibi temalar da havada kalıyor. Logue’nin gerçekte tiyatro oyuncusu olma isteği ve katıldığı bir elemede “sende krallarda olabilecek bir duruş yok” cevabı ile reddedilmesinin doğurduğu; Albert’ın da ona kral olmayı öğretebileceği şeklindeki hikâye gidişatı beklentisi de bir noktada unutulup gidiyor.

Weinstein kardeşlerin bitmez tükenmez kulis çalışmaları sayesinde 2010 Oscar’larından en fazla dalda adaylık kapmayı başaran film olan ülkemizdeki gösterim adıyla Zoraki Kral; 7 dalda aday olduğu Altın Küre ödüllerinden sadece Colin Firth’in başarısıyla ayrılmıştı. 12 Oscar adaylığından da yine bu kategori ve kostüm tasarımı gibi bazı teknik dallar dışında eli boş dönmesi muhtemel, kolayca akıldan çıkacak ortalama bir iş.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...