müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2012 Çarşamba

İLK VE SON 7 ŞUBAT 2012


Kapalı gözlerimi kırpıyorum. Ambulansın şerit ihlalini görüp duruyorum. Göz kapaklarımın altına geçen ışıklar oluyor bazen. Etrafta sonsuz bir zengin adam ne yaptı muhabbeti. Sevmediğim ot dibimde batıyor. İzin günümde peyda olan acil hasta yüzünden gittiğim Adana’dan dönüşte üşüyorum. Güneş şehrinden kara gazlıyor şoför. Nefesim gözle görülüyor. Hastanenin bu yürüyen uzvunda geçirdiğim her saniye daha fazla kirlendiğimi düşünüyorum. Yolda eğlendirsin diye çantaya attığım cihazlara dokunmak gelmiyor içimden. Kirletmek gelmiyor hasta pisliğiyle. Dün geceki ışığa tahammülsüzlüğüm sürüyordu oysa. Bu gece de tek isteğim mum ışığında polisiye izlemekti. Beyaz kulaklığımda Göksel “Acıyor” diye çığlık atarken nerede olmayı arzulayıp neler yaptığım içimi sıkıyor. Bir daha tarih 7 Şubat 2012 olmayacak. Bu ne ziyan.

Her şeyi büyüten kalbim yine mutsuz.

13 Eylül 2011 Salı

PİPO


DÜN GECE RÜYAMDA SENİ GÖRDÜM
Sanayide çalışıyordun
BEN KÖRDÜM
Yine dönmüştün şehrine
SENDE BİR PİPO
Arayı kapattık cümlelerle
PİPOYU İÇEN BİR KADIN GÖRDÜM
Sevincimden ölecektim
AMA KÖRDÜM
Bulmuştuk sonunda birbirimizi ve anlıyorduk
BU MU LİBİDO
Karşımda bacaklarını uzatmış oturuyordun işte
AMA SONRA BİR YAZI GÖRDÜM
Seni hala rüyamda gördüğüme inanamıyorum
FREUD DEMİŞ Kİ BAZEN PİPO, SADECE PİPO

(büyük harflerle yazılı cümleler: nil karaibrahimgil)

23 Ağustos 2011 Salı

27. YAŞIMI NE YAPTIM (Birinci Bölüm)


26 Ağustos 2010 Perşembe, yaşadığım en güzel doğum günlerinden biriydi.

Bolu’daydım, askerdim, asker arkadaşlarım benim için çok hoş bir akşam hazırlamıştı. Ertesi gün en iyi kadın dostum yanıma geldi. Güzel bir cüzdan hediye etti. Bolu’yu turladık ve Askeri Gazino’da tıka basa yemek yedik. Geceyi bir asteğmen arkadaşın evinde geçirip ertesi sabah Akçakoca’da aldık soluğu. Mancarlı pide ve melengüçceği tatlısı eşliğinde Kale Dibi Plajı’nda ilk kez Karadeniz’e girmiş olduk. Diğer gün muhteşem bir kahvaltı, Abant turu ve nargile keyfi vardı.

On dört haftadır spor yapıyordum. İlk protein tozumu henüz bitirmiştim. Sicil amirim olan komutanı da tavlamış, iyice rahata ermiştim. Özgüvenden çivim çıkmıştı. İnsanları yerimden kalkmadan, korkudan ağlatabildiğim; omletlerimin torpilli geldiği günlerin başlangıcıydı. Breaking Bad ikinci sezonu sıkınca, henüz fenomen olmuş Glee’ye başlamıştım.

Bayram sabahına revirde uyanıp Ankara’ya kaçmıştım. En iyi erkek dostumla pizza yemiş, İddia oynayıp hayaller kurmuştuk.

True Blood’ın üçüncü sezonu bittikten birkaç gün sonra Düzce’den biriyle tanışmış, uzun boy iştahımı sonsuza dek doyurmuştum.

Adanalı asker arkadaşımın çok sevdiğim Lale Börekçilik yapımı kol böreğini getirdiği gün başka bir Adanalı ile daha tanışmıştım. Şarkı söyleyebilen ilk arkadaşım olmuştu. Revirde konserler böyle başladı.

26 Eylül 2010 Pazar günü İstanbul’daki dostuma daha önce sadece bir kişinin bildiği bir sır verdim. İlişkimiz o andan itibaren muhteşem bir yere doğru ilerledi. Anlatırken o Adana’daydı.

Ertesi gün, uzun süre sonra ilk defa beste yaptım. İlhamın nerden geldiği açıktı. Ben Sibel Tüzün’düm.

Sonra biraz sendelemeye başladım. İki kez sakatlandım, ilk defa MRI çektirdim, iki kez de ciddi şekilde şikâyet edildim. Sıkıntılı dönem uzun sürse de, yaşadığım heyecanlar yanıma kar kaldı. Ömürde bir kez karşılaşılacak türden engellerle boğuşmak yenileyiciydi.

Haftada bir gün Ankara’ya, bir gün Abant’a gitmeye başladım. Ankara’ya gider gitmez rutinimizi ölümüne uyguluyor, Abant’ta nefis sucuk ekmekler yiyorduk. Bolu’da geçirdiğim günler canlı müzik eşliğinde torpilli duble votkalar, mutfak ekibinin kıyakları, herkesi tanıma çabam ve sabahlara kadar eğlenceli sohbetlerle geçiyordu. Bir kez daha yaşamın anlamını buldum sanıyordum.

9 Kasım Salı günü, tugay komutanı yardımcımız bana teğmen rütbesi taktı.

(devam edecek)

12 Ağustos 2011 Cuma

BİR AYRILIK ŞARKISI: SEN KİMSEYİ SEVEMEZSİN (12.08.2011)

Seyfi Teoman’ın aylardır merakla beklediğim filmi “Bizim Büyük Çaresizliğimiz/Our Grand Despair”i izlemek için televizyonu açtım. Medya oynatıcı daha geç açıldığından birkaç saniye ulusal yayın yapan bir kanala gözüm ilişti. Latif Doğan’dan “Küstüm” dışında bir şarkı duydum ilk defa. “Bir ayrılık şarkısı seç, sessizce çal benim için”. Çok geçmeden medya oynatıcı açıldı ve ben filmimi izledim ama işte o melodi kaldı arabesk aklımda. Üniversitedeki sahtekâr abimin benimle ilgili tespitlerinden biriydi arabesk ruhum. Fizy’den arattım “Bir Ayrılık Şarkısı”nı. Meğer ne çok kişi söylemiş. Saatlerce dinledim hüzünlü bir keyifle. Durmadan aynı söz: Bir ayrılık şarkısı seç, sessizce çal benim için.


Bolu’daki sevgili arkadaşım Ahmet Pamuk muhteşem bir müzik gecesi yaşatmıştı aylar önce bize. Alkol, enstrümanlar, kadife bir ses, sevdiğini hissettiren gerçek bakışlar. Durmadan şarkı istiyorduk ortamdaki büyük müzisyenden. Ben, her zamanki gibi Hüner Coşkuner’in “Sen Kimseyi Sevemezsin”ini istemiştim. Ahmet de Ebru Yaşar yorumunu övmüştü şarkının. Lisede bir haftamı bu şarkıyı aramaya ayırdığımı hatırlıyorum. Herkese tek tek evdeki Hüner Coşkuner albümlerini araştırtmıştım. Tabi ne internet var ne mp3, ne de bizde kaset alacak para. Bulamamıştım. Bulup, ona dinletmek istiyordum. Kimseyi sevemeyeceğini bilmesini istiyordum.

Bu gece yüzlerce kez duyduktan sonra o cümleyi, seçtim bir ayrılık şarkısı. Aklıma geldi. Fizy’e “Sen Kimseyi Sevemezsin” yazdım. Saniyeler sonra Hüner Coşkuner, Zeki Müren, Mediha Şen Sancakoğlu, Gönül Yazar, Kamuran Yarkın ve Ebru Yaşar “Sen Kimseyi Sevemezsin” yorumlarıyla karşımdaydı. Zamanında haftalarca aradığım, yıllardır duymadığım kayıp şarkı, teknoloji sayesinde karşımdaydı.

Öngörümün ne kadar doğru çıktığını düşündüm. Kimseyi sevmediğini. Sevemediğini. Rüzgârların önünde, kuru bir yaprak gibi sürüklendiğini.

22 Temmuz 2011 Cuma

ZAMANSIZ BIRAK

İki metro durağı arasındaki parlak beyaz istasyonlardan birine geldiğimizde cam gibi gösteren yeni gözlüklerimin arkasından göz kapaklarımı kaldırıp ileri baktım. Vasatın üzerinde seyreden zarif bir genç Türk kadını ile ona aşkla bakan standart Türk erkeğini gördüm. Kulağımda Nazan Öncel “bana mutlu birini göster, alnından öpeyim” diyordu. Tutup o an oraya getirmek istedim Öncel’i. Mutlu iki kişi göstermek için.


İçime huzur doldu onları gördüğüm birkaç saniyenin ertesinde. Neleri kovaladığımı düşündüm. Çevremdeki mutsuz insanları. Çok yeni sevdiğim bir arkadaşımın sözü çınladı kulağımda. “Bana acı çekmiş kişiler daha iyi geliyor. Anlayabiliyorum. Mutlu olmayı biliyorlar. Tuzu kuru bana gelmez.” En yakınlarımı düşündüm. Asla mutlu olamayacaklarını. Sürekli mükemmeli kovalayışlarını. Benim gibi. Benim biraz da vazgeçmeye başlamayı başardığım bir ulaşılmaz noktayı. Rahatladım.

Durağımda inince de bir park gördüm. Anneannemin beni Yenimahalle’de neredeyse her gün götürdüğü park geldi aklıma. Anneannem orada olmasa da parkın orada olduğuna emindim. Gidip yine paslı metal silindirin üzerinde yürüyebilir, AOÇ dondurması yiyebilirdim. Yapacağıma söz verdim.

15 Haziran 2011 Çarşamba

ÇOCUKLAR İÇİN SÖYLENEN FERİDUN DÜZAĞAÇ ŞARKILARI “İYİLİK GÜZELLİKSPOR”


Feridun Düzağaç ne zaman şarkıları başkaları tarafından da söylenen birine dönüştü? Yanlış anlamayın. Benim için yoktan var olup Sezen Aksu, Şebnem Ferah, Umay Umay ve hatta son albümleriyle Nazan Öncel’i yakalamış-geçmek üzere bir sanatçı kendisi. Hayatım boyunca dinlediğim en iyi şarkılar listesinin dominant eser sahibi. Ama, bu kadar ünlü mü sahiden?

01 NADAS
İlk yorumum: Redd son on yılda yazılmış Türkçe sözlü en iyi şarkı demekten kendimi alamayacağım “Nadas”ın resmen içine etmiş. Yeniden yorumlayacağım derken melodiye yetişememiş. Kirli suyuna bastırıp parlatamadan asmış.
Haftalar sonra: Redd’in “Nadas” yorumu ile açılıyor albüm. “Nadas” benim hayatım boyunca dinlediğim en iyi üç şarkıdan biri, hatta belki en iyisi. Bana uzun metraj senaryo yazdırmış bir cümlesi var: ‘Gözlerim bitti.’ Bu kadar sevdiğim bir şarkı konusunda muhafazakâr olmam doğal, kim söylerse söylesin beğenmem de imkânsız.

02 BENİ UNUTMA
Manga'nın seslendirdiği “Beni Unutma” tek kelimeyle müthiş olmuş. Hem albümün geri kalanıyla ilgili ümit veriyor hem de bir şarkının aranjesinin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Feridun Düzağaç’ın söylemine göre birçok grup ve şarkıcı şarkılar üzerinde fazla değişiklik yapmaya, özgün yorumlar getirmeye çekinmiş. Oysa Manga-ki kendilerinden hiç hazzetmem, bambaşka bir şarkı ve başka bir “çok iyi şarkı” çıkarmış ortaya.

03 BOŞ DERS ŞARKISI
İlk yorumum: Multitap’ın “Boş Ders Şarkısı” bugüne dek bu eserin yapılmış en kötü yorumu-düzenlemesi olmaya aday.
Haftalar sonra: Multitap imzalı “Boş Ders Şarkısı” vasatın altında seyrediyor. Zaten bir Feridun Düzağaç şarkısı olmayan bu parçayı neden seçtikleri ve neden provasız konser kaydından öteye gidemedikleri meçhul. Albüme alınması da öyle demek isterdim ama Düzağaç bir röportajında istediği sanatçılarla çalışamadığını buruk şekilde ifade etmişti zaten.

04 ÇOK ÂŞIK
İlk yorumum: Pinhani “Çok Aşık”ı uzattıkça yaymış, gevşettikçe esnetmiş.
Haftalar sonra: Pinhani her zamanki uykulu tonunu korumuş. Mutlaka dinlenesi bir eser çıkmasa da CD'de atlanmayacak numaralardan biri 4 olmuş.



05 ÇOK GEÇ
İlk yorumum: Melis Danişmend fena değil gibi. Yok yok, fena.
Haftalar sonra: Melis Danişmend'in FD'nin ‘en iyi albümüm’ dediği "Uykusuza Masallar"ın açılış şarkısı "Çok Geç"e getirdiği yorum sınıfı geçebilenlerden. Düzağaç'ın sert yorumuna karşın Danişmend'in buğulu sesini ön plana çıkardığı "Çok Geç"; yeni düzenlemesi ile kendi hayran kitlesini oluşturabilirmiş, daha yüksek perdeden anlar içerseymiş eğer.

06 DELİ
Hayko Cepkin söyleyebileceği tek FD şarkısını bulmuş ve kendi tarzında yorumlamış. Gereksiz. Özelliksiz. Değersiz.

07 DİPTEYİM SONDAYIM DEPRESYONDAYIM
İlk yorumum: Emre Aydın sadece kendi yazdığı şarkıları söylesin. Teoman’ınkileri değil, Feridun’unkileri değil. Sadece kendi şarkılarını.
Haftalar sonra: Albümde yer alan şarkıcıların en popülerinin Emre Aydın oluşu, FD'nin en geniş kitlelere ulaşan şarkılarından birini seçip söylemesi ve ‘depresyon’ kelimesinin yitip gitmeyen güncelliği neticesinde albümün radyolarda çalınmaya başlanan ilk şarkısı olan "Dipteyim Sondayım Depresyondayım", bence on dört şarkının en kötüsü. Emre Aydın sadece kendi bestelerini seslendirirken başarılı. Bu şarkıda FD’nin sesini taklit etmeye çalışmış gibi komik duruyor.

08 İÇİMDEN ŞEHİRLER GEÇİYOR
Acı veren derecede eskimiş orijinal düzenlemesinden sonra ilaç gibi gelse de bu yeni "İçimden Şehirler Geçiyor" aranjesinin çağdaşlık dışında meziyeti yok. Bertuğ Cemil de sınıfta kalanlardan.


09 YENİKÖY
İlk yorumum: Jehan Barbur da Cem Adrian gibi söylemeye çalışmış. Yeniköy’ü de o katletmiş.
Haftalar sonra: Jehan Barbur'un ilginç "Yeniköy" yorumu pamuk gibi, ruhu okşayıcı tarzda.

10 AŞKIN E HALİ
Badem her projede yer almak zorunda mı? Cidden! Böyle bir liste mi var? Toplama albüm yapıyoruz, kimi çağıralım, A harfi boş, B, Badem. Uysa da olur uymasa da.

11 SON YAPRAĞIYDI GÜZÜN
12 YANINDA
13 AŞK ÇOK UZAK
Feridun Düzağaç üç şarkısını yeniden yorumlamış. Üçü de taptaze olmuş. Albümün diğer parçalarını hiç sevmeseniz dahi bu üç yeni düzenleme için almaya değer. Hiç single yapmamış bir adamın yeni çalışması gibi bile bakılabilir.

14 BENİ BIRAKMA
Cem Adrian bütün şarkıyı küçük bir kız çocuğu gibi söylemeye çalışmış diyorum, başka da bir şey demiyorum.

…

Üzerinde Feridun Düzağaç yazan her şeye sahip olma arzumuz ve Eğitim Gönüllüleri yararına olduğu için albümü satın almalıyız. Ama albümün tamamı, ilk çalışmasından itibaren FD’yi baştan dinleme arzusu yaratıyor, o kadar.

27 Nisan 2011 Çarşamba

“SÖZ-MÜZİK ÜMİT SAYIN” ÜZERİNE NOTLAR


Ümit Sayın üzerinde “Yılın albümü. 10 Star. 10 Düet. 90’lardan 10 şarkı.” şeklinde iddialı cümleler yazan bir albüm çıkardı. 90’larda sevdiğimiz bazı şarkıların yazar ve bestecisi, kendi albümleri de olan fakat yeni neslin pek tanımadığı Ümit Sayın’ın albümü, iddiasının hakkını veriyor. Yılın albümü demek için şimdilik erken. Yine de market arabasını alıp üç Sinan Akçıl, iki Soner Sarıkabadayı, iki Serdar Ortaç, bir Nazan Öncel, bir de eski Sezen Aksu şarkısı satın alan ve albüm yaptım diye ortada gezen kısır şarkıcılarımızın albümlerine maruz kaldığımız günlerde; dımtıstan başka melodiler de içeren bir müzik çalışması görmek mutluluk verici.

Albümün ilk şarkısı, aynı zamanda en renksizi olan Tarkan düeti “Gitme”. Tarkan’ın yıllar önce kusursuz yorumladığı şarkının yeni düzenlemesi hafif, Ümit Sayın’ın yorumu güçsüz kalmış. Klip şarkısı olarak da bu seçildiğinden albümün şansı azalmış oldu ama başka fire yok.

Bendeniz düeti “Gönül Yâreler İçinde” akılda kalıcı introsunun ardından Ümit Sayın’ın hakkını verdiği cümlelerle etkiliyor. Bendeniz girdiğinde ise şarkıcının ilk kasetini elimize aldığımız güne gidiyoruz. Şimdilerde yaptığı piyasa şarkılarıyla yılda 10-15 gün sahneye girip çıkan Bendeniz’in yeteneğinin nasıl heba olduğunu anlıyoruz.

İzel düeti “Tutun Ellerimden”, ikilinin uyumlu yorumu ve asla eskimeyecek evrensel sözleriyle çok hoş.

Levent Yüksel düeti “Hayat Dediğin”de ister istemez Yüksel karşısında ezilen Sayın’ı suçlamak zor. Levent Yüksel önüne iyi bir parça geldiğinde hakkını nasıl verdiğini, piyasadan uzaksa bunun sorumlusunun kendi olmadığını anlatıyor.

“Ya Sen Gidip De”, albümün en iyi şarkısı. Ümit Sayın bu şarkıyı kime verse hayatımızdan bir daha çıkmazmış zaten. Pınar Aylin fırsatı değerlendirememiş. Bu şarkı Erol Evgin’in “Sevdan Olmasa”sı gibi, Ajda Pekkan’ın “Kimler Geldi Kimler Geçti”si gibi, Esmeray’ın “Unutma Beni”si gibi. Kariyerinde başka hiçbir başarıya imza atamasa bile bir insan, sürekli bu şarkıyı söyleyerek götürebilir işi.

1993 yılında Bosna için yazdığı “Gülendam” şarkısında Erdal ile düet yapan Ümit Sayın bu şarkıyla sosyal sorumluluk sahibi olduğunu ispat etmiş, sadece aşk şarkısı yazarak nereye kadar dedirtmişti. Erdal’ın sesi ilk duyduğumuz günkü kadar güçlü olmasına rağmen albümün eski görünen tek şarkısı da bu.

“Aşkımdan Vazgeçme” özellikle Leman Sam’ın girdiği kısımlarda devleşiyor. Melodisi ve sözleri, hüzünlü şarkı yaptığını düşünen günümüz bestecilerine örnek olmalı. Mesela Sinan Akçıl oturup bu şarkıyı 1000 kere deftere yazmalı.

Suavi düeti, Suavi’nin eklediği şiirle ölümsüzleşiyor. “Hasret Türküsü” herkese göre olmasa da Ümit Sayın’ın bestelerini çeşitlendirebiliyor oluşuna örnek. (Bkz. Hep aynı şarkıyı yapan Serdar Ortaç)

“Çal Beni”de Emel Müftüoğlu’nun sesi ilk dinleyişte tanınmıyor. Yorumu silik. Bütün şarkıcılar gibi koşarak destek vermeye gittiği söylense de gönülsüzlüğü parçaya yansımış.

“Kalbimin Sokağı”nda Ümit Sayın, Işın Karaca gibi söylemeye çalışmış. Işın Karaca ise gırtlağına şarkının hakkından fazla yüklenmiş bazı yerlerde. Enstrümanlar da fazla coşkulu. Keşke daha sakin aranje edilseymiş. Gerçi içinde Işın Karaca olan bir şarkıda bu ne mümkün.

6 Mart 2011 Pazar

HER ŞEY YOLUNDA (aka THE KIDS ARE ALL RIGHT)

Ben koydum her şeyi –çok zorlandım- yoluna
Unutmak için seni düştüm kirli kuyuma
Ellerinden kurtuldum, bir de baktım yeni bir yol
O yol benim olsun
Yolum açık olsun


Feridun Düzağaç’ın FD7 albümünü 500’den fazla kez dinlediğime eminim. Şarkıların hepsini ezbere bildiğime de. Ama bugün birinin sözleri kafamda ilk kez yerini buldu. Kartonetine baktım, ismi “Devrik”. Bugüne kadar Feridun Düzağaç’ın “Devrik” isimli bir şarkısı var mı diye sorsalar ne derdim bilmiyorum gerçekten. Tüm albümlerini hatmetmiştim ama o şarkı işte sanki bugün gelip girdi elimdeki CD’ye. Bugün ilk kez dinledim sanki.

Eninde sonunda, dersin elbet bir gün ‘HER ŞEY YOLUNDA’

15 Şubat 2011 Salı

“NİLÜFER - 12 DÜET” ÜZERİNE NOTLAR


-Şebnem Ferah, muhteşem yorumu ile albümün iyi bir açılış yapmasına olanak sağlıyor. Yine de unutulmayacak bir düet çıkmıyor ortaya.

-“Göreceksin Kendini” şarkısını söyleyen Yüksek Sadakat; Eurovision’un da gazıyla ismini biraz daha duyuracaktır, o kadar.

-Malt’ın “Ara Sıra Bazı Bazı” yorumu fena değil ancak uçucu.

-Teoman artık düet yapmasın. Düetlere çok yakışmasına rağmen. Solo şarkılarını unuttuk.

-Gece Yolcuları “ağğğlıyorum… yanıyorruuuum…” demedikleri bir şarkı söylesinler.

-Ogün Sanlısoy sadece vasat olmaktan sıkılmadı mı?

-Badem’in “İntizar” düzenlemesi, şarkının ruhuna zarar vermeyen bir çalışma olmuş.

-Hayko Cepkin ile Nilüfer mayası tutmamış. Çok ayrı tellerde kalmışlar. Solo kısımlarda sorun yok ama aynı anda girmeye çalıştıkları kısımlar korkunç.

-“Unut Gitsin” o kadar kusursuz bir şarkı ki; kim, hangi düzenlemeyle söylerse söylesin dinlenir. Levent Candaş & Selçuk Sami Cingi & Nedim Ruacan ortak çalışması da albümün en öne çıkan parçası.

-Rashit düeti “Uzak Dur Ateşimden” ise grubun çabaladığının çok belli olduğu ortalama bir iş. Aranmayacaktır.

-TNK düeti “Selam Söyle” doğası gereği rock şarkısı olamayacak bir parça. O sözlerle ne yaparsanız yapın ortaya rock çıkaramazsınız. Altyapılarında elektrogitar yer alan her parça rock parçası değildir.

-“Kim Arar Seni” düetini gerçekleştiren 4x4, enerjisi oldukça yüksek, topluluklara da çalınıp söylenebilecek bir iş çıkarmış.

Ayrıca:

-Ne olursa olsun Nilüfer, Kayahan şarkılarına çok şey borçluymuş. Keşke Kayahan bu kadar huysuz bir ihtiyar olmasaymış.

-Nilüfer’in rock yorumu çok amatörce. Onun gibi bir sanatçıya yakışmıyor. Hakkını veremedikten sonra ürettiğin şeyi satmaya çalışmanın anlamı olmamalı o konumdaki bir insan için.

25 Aralık 2010 Cumartesi

KISA KISA

Glee 2-16(38) 13 yaşındakiler için Nip/Tuck'a hazırlık dersi gibi. Bunu da karakterlerin yaşı göz önüne alındığında Ryan Murphy'den başkası yapamazdı zaten!
-----
İ.Tatlıses olayıyla ilgili Hıncal'dan bir "su testisi" yazısı daha bekliyoruz. 14.03.2011 11.03
Mehmet Bastık bunu beğendi.
-----
Kayahan'ın 365 Gün'ü, dinledikçe kötüleşen şarkılardan. Resmen harakiri yapmış adam. 11.03.2011 04.46
Mustafa Özmen ve Cihan Demirhan bunu beğendi.
-----
artık tweetlerimi okumak için twitter hesabınız olmasına gerek yok. son 3 tweet her daim blog ana sayfasında. 09.11.2011 19.02
Recep İsmail Akın bunu beğendi.
-----
FD dinlememi durduramıyorum. İşte yine hayatım o dönemlerden birine girdi. 09.03.2011 11.26
Soyşan Büyükçıkrıkcı ve Cihan Demirhan bunu beğendi.
-----
teknop.com hesabımı işe yaramadığı için iptal ettim. 05.03.2011 09.52
-----
National Geographic'e göre dünyanın en ortalama insanı sağ elini daha çok kullanıyor, yılda 18 bin TL'den az kazanıyor, cep telefonu var, banka hesabı yok, erkek ve 28 yaşında. "Ben farklıyım" diyenlere duyurulur. 04.03.2011 21.54
Nurullah Doster: sağ elimi kullanıyorum ama bi parmağım eksik ,allaha şükür yılda 18 binden epiyi fazla kazanıyorum ,evet benimde cebim var , türkiyede banka hesabı olmayan evsiz bile yok , erkek ve 31 yaşındayım. farklımıyım ? hiç zannetmiyorum.
Ismail Korkmaz: nuro bende öyleyim ama kendimi 18 gibi hissediyorum
-----
Çakma Beypazarı kuruları: "Cihan" ve "Avcı". 04.03.2011 19.29
-----
Maraş'ta yapabileceğiniz en lüks aktiviteyi buldum, saçınızı kestirmek! Ankara Gordion Toni&Guy'da 30, Maraş iş merkezlerinde 15 TL. 04.03.2011 19.17
-----
Hıncal'ın en sevdiği sinema yazarı Ömür Gedik imiş. Ne olacaktı. 04.03.2011 07.03
-----
Evernote adlı uygulama çok iyi. 02.03.2011 15.42
-----
Bugün Şırnak yollarına düşen tüm askerlerimize kolaylıklar diliyorum. Adem Demir Murat Kayaarslan Omer Üskül ve niceleri.. 02.03.2011 13.20
-----
sosyal medyadan daha fazla faydalanabilmek adına twitter hesabım yeni bir döneme girdi. @flashland olarak ekleyebilirsiniz. 02.03.2011 13.08
-----
Yabancı dilde en iyi film: IN A BETTER WORLD. Hayır, bizim gönderdiğimiz New York'ta Beş Minare değil.
En iyi kısa belgesel: Strangers No More - Karen Goodman, Kirk Simon. İz TV için değil HBO için belgesel çekmek..
En iyi kısa film ödülünü alan Luke Matheny Boğaziçi mezunu mu?
Oscar alan herkesin karısı-kocası-sevgilisi var.
Yaşadığım en eğlenceli ve interaktif Oscar gecesiydi. Ayrıca blogum kendi rekorunu kırdı.
Sadece The King's Speech yazımı bir gecede 131 kişi görüntülemiş.
28.02.2011 04.28-05.16
-----
Oscar töreni mi izliyoruz Vodafone reklamı mı! 28.02.2011 04.09
-----
7 Şubattan beri günlüğüme tarihleri Ocak diye kaydettiğimi fark ettim bugün. Anlamı olmalı. 21.02.2011 11.34
-----
20 günlük askerlik sonrası sürecin ardından yarın yeni işime başlıyorum. 20.02.2011 12.07

Soyşan Büyükçıkrıkcı, Saban İsmail Gundes bunu beğendi.
Mevlüt Yurtcu: hayırlı uğurlu olsun komutanım
Mustafa Özmen: Komutanım hayırlı , uğurlu olsun.Başarılarınızın devamını diler , hayatınızda mutlu olmanızı temenni ederim . k.i.b
Caner Emiral: hayırlı olsun komutanım...
Recep İsmail Akın: hayde hayırlı ola watana millete maraş :)))
Ozlem Ince: tebrik ederim sonunda olmus hersey iyi olur inşallah
Hatice Tolu: hayırlı olsun:)
Ali Çınar: hayırlı olsun :) abi
Mahmut Çağer: hayırlısı olsun.. hoca...
-----
Funda Arar çok iyi bir yorumcu. Yeni albümünün kayıt kalitesi üst düzey. Ancak kocasının yazdığı şarkıları söylemek yerine "iyi" şarkıların peşine düşmeli. 20.02.2011 23.16
-----
Limango, Markafoni, Trendyol üyeliklerimi işe yaramadıkları için kapattım. 18.02.2011 11.24
-----
Biri Glee'ye konu versin. 18.02.2011 00.47
-----
Tam 1 saat boyunca Twitter'dan edepli gönderi ayıklamak için uğraştım. Orada kaybolup giden şeyleri "Komutanım Görüşünüz (eksi 18 tweetler)" adı altında bloga koyacaktım ama hiç in public-safe tweet bulamadım! 17.02.2011 20.50
-----
Star Wars: The Clone Wars 3-14 3-15 ve 3-16 muhteşem. Neredeyse filmler kadar heyecanlı. 14.02.2011
-----
Funda Arar'ın yeni şarkısı "Piyango-Pou Gyrnas" Rakkas olmak isteyen ancak Arar'ın soğuk dehlizlerinde üşümüş ruhsuz bir çaba. 12.02.2011
-----
Uğur Vardan çok sıkıcı.
-----
61 yaşındaki Kayahan'ın yeni şarkısında ısrarla "yapabilirim, yapabilirim, senin için ölebilirim" ve "düşebilirim, düşebilirim, hapislere düşebilirim" diye bağırmasına ne denir? O yaştan sonra zaten her an ölebilirsin. Sevgiliye büyük bir vaad yok bence ortada. 12.02.2011 11.57
-----
40" 720p Glee+Starbucks Guatemala+Çikolatalı muffin+Evde yalnız 2 saat=Son 1 haftanın tek güzel zamanı. 11.02.2011
-----
Vodafone benim için bitmiştir. Marka değeri sıfır. Önünden geçmem. 09.02.2011
-----
Migros, Askeri Gazino Aile Kantini ile mi yarışıyor? Yoksa kampanya düzenleyenlerin kafaları mı güzel? 156TL'lik alışveriş yaptım. Money Visa kullandım diye 71TL ödedim. 07.02.2011
-----
Kahramanmaraş'ta iki tane çağdaş mekan var. Biri NFK salonu, diğeri Migros. 07.02.2011
-----
3 haftada 2875 km gezdim. Döndüğüme sevinmedim. 07.02.2011
-----
14 ay sonra 3G'den kurtuldum. Her ay maaşımın dörtte birini veriyordum. Evde sınırsız wi-fi ADSL keyfi süper. 07.02.2011
-----
Evinize, bütün omuz destekli askılarınızı atıp tek tip olsun diye pazardan ucuz tel askı alma kafasında birini sokmayın. Ya da yanına gitmeyin. 05.02.2011 09.56
-----
Kazık çakmaya geldim. @Kahramanmaraş 05.02.2011 09.54
-----
Adana insanın özgüvenini yerle bir eder. 04.02.2011 16.05
-----
Bugün istifa etmeyi öğrendim. İhtiyacı olan bana gelsin. 02.02.2011 12.31
-----
Şu saniye itibariyle sonsuza dek sivilim. :( 31.01.2011 18.11
Faraç Göksu: gözünüz aydin komutanim
Mevlüt Yurtcu: komutanım boludan ayrıldınız mı??
Düzgün Sevgili: bu kötü birşey mi serkan? :)
Serkan Çellik: Teşekkür ederim Faraç. Ayrıldım Mevlüt. Evet, çok kötü birsey Düzgün.
Mevlüt Yurtcu: Sizin icin hayirlisi olur ınş komutanım
Serkan Çellik: İnşallah Mevlüt. Çok üzücü oldu ayrılmak.
Mevlüt Yurtcu: gönüller bir olsun komutanım
Recep İsmail Akın: hayırlı ola koçum darısı başımıza :))
-----
"Ölmüyorum" dedim. Sadece yer değiştiriyorum. 29.01.2011 23.26
-----
Askeriyedeki son akşam yemeğimi yedim. "Komutanım afiyet olsun" , "Komutanım ekmek almamışsınız, getireyim mi" , "Komutanım su getirdim" , "Komutanım tatlıyı yeni yaptım, ikram edebilir miyim" , "Komutanım bunu mutfak ekibi gönderdi" , "Komutanım gazete okur musunuz" , "Komutanım bir emriniz var mı" , "Komutanım sizin için ne yapabilirim" diye gelip gidenden yiyemedim tabi. Özleyeceğim. 29.01.2011 19.24
-----
Muhteşem bir final yapıyorum. 28.01.2011
-----
28.01.2011 saat 16.30 son askeri muayenemi yaptım. Rıdvan Altun'un terhis muayenesi. Bir devir de böyle kapandı.
Barış Levent: Hoşgeldin sivil hayat..:)
-----
Yarın 2.Komando Tugayı / Bolu'da olacağım ve bunun için o kadar o kadar o kadar mutluyum ki !!! Sevdiğim her şeyden uzakta yaşamak zorunda olmaktan bıktım. 20 OCAK 2011
-----
Bugün 35 telefon görüşmesi yapmışım ve tatildeyim güya. 11 OCAK 2011
-----
Üniversite diplomamı elime aldığım gün. 11 OCAK 2011
"Kültigin Kağan Akbulut sanırım ileride hayatını anlatan bi film yapılacağını düşünüyosun. o nedenle her şeyi not ediyosun"
"Serkan Çellik Atilla Dorsay'ın yaşına geldiğimizde sen dağınık ve oryantasyon sorunu yaşayan bir ihtiyar olacaksın, bense herşeyi tarihiyle hatırlayan ve kayıtlara bakıp kesin deliller sunabilen, deneyimlerinden ölene dek faydalanmayı başararak hiçbir anı boşa harcamamış bir ihtiyar."
-----
Spor salonundaki herkes anatomi profesörü. "vaay trapezlere bak helal" ya da "deltoidim iyi de lateraller kötü" gibi cümleler günlük hayatın vazgeçilmezi olmuş. Askeriyedeki salonu özledim.
-----
Aldığım bütün Beypazarı kurusunu bitirdim. Ben ne yapacagım şimdi kurusuz.
-----
2005 yılında yaptığım çok önemli bir telefon görüşmesini kameraya almışım. Şimdi onu izliyorum. Muhteşem!
-----
Son 6 yıldır ev sinemasında 4.5 verdiğim tek film: Enter The Void
-----
tumblr hesabımı hiçbir işe yaramadığı için kapattım.
-----
Türk sineması eleştirisi neden içerik eleştirisine dönüştü?
-----
Sıla ve Cece "Bekle" yi söylüyorlar. Ben ne düşünüyorum? Tugayda spor yaparken bu şarkıyı dinlediğimi. Ve hüzün.
-----
Everything. Everywhere. Everyone. Ends.
Her şey. Her yer. Herkes. Biter.
Askerlik. Bolu. Aşklar. Biter.
2008. 2009. 2010. Biter.
-----
Ev telefonu her çalısında "Tbp.Tğm.Serkan" diye açacak oluyorum, son anda durmayı başarıyorum. 219 gün, günde 25-30 kez telefonu böyle açınca kalıntı yaptı.
-----
Hamit Çimen'in çay getirmesini ve benim ona bok gibi olmuş dememi özledim.
-----
Sinema dergisi yazarlarının son 15 yılı değerlendirdikleri makalelerin ilk 7'sini okudum. Hiçbiri ufuk açıcı değil. Umarım kalan 15 tanesi daha iyidir.
-----
Tunca Arslan'ın Çin sineması üzerine yazdığı makale standart izleyici-okuyucu için yeni.
-----
Ankara'da iş bulup, 1+1 ev alıp içini de IKEA'dan döşersem mutlu olacağım, söz. Ama nasıl olacak bilmiyorum. Bir ilaç firmasının acilen beni görüşmeye çağırması lazım.
-----
Dexter 5.sezona başladım. Sanırım dijital kamera ile çekilmiş. Yakışmamış.
-----
Bozuk plak gibi tekrar ettiğimin farkındayım ama içim şişti, askeriyeyi özledim.
-----
Bankaların girişinde bekleyip numara almak isteyen herkesi zekasız kabul eden güvenlik görevlilerini sevmiyorum.
-----
Bana "çikolata ısırılmaz" diyen tatlı kişi. Şu an çooook uzaklardasın ve ben seni ısırmak istiyorum.
-----
Sinema dergisi okurları son 15 yılın en iyi 100 filmini seçmiş. İzlemedigim 2 tane var. The Notebook ve American History X.
-----
Bolçi yiyorum. Askerin yapmadığı kahvemi içiyorum. Önce Vatan'ı izliyorum. Gözlerim sürekli doluyor. Askerliği özlüyorum.
-----
Eski DVD'lerimi HDD'ye aktarmaya çalışıyorum. Türk malı DMS sorunsuz, bütün Phillips'ler arızalı.
-----
Kahramanmaraş Finansbank'ta kredi kartı başvurusu sırasında yedi sülalemin özel bilgilerini yazdırırken başımızda güya sıra bekleyen malları uyardım ama iki adım öteye gitmediler. Kucak kucağa başvurduk.
-----
Maraş görmeyeli yine değişmiş. 20 yıllık Butik Enes'in adı N'S Enes olmuş.
-----
Sinemada 13 yılda izlediğim 600 filmin 120'sinde yani her 5 filmden birinde yanımda Özgür Kazanıcı'nın olmasına ne demeli?
-----
Mersin çok çirkin bir şehir.
-----
Ablamın 3.çocuğunu 7 aylıkken ilk kez gördüm. Açıkcası beğenmedim.
-----
Bolu'da 219 gün geçirdim.
-----
Askeri vedalaşmalar başladı. Pek de sevmediğim iki kişiyle vedalaştım önce. Hönkürerek ağlayacaktım neredeyse!
-----
Askere gelme sebebimi askerliğimin 315. gününde gerçekleştirdim.
-----
Askerlerin fotoğraflarına bakıyorum da. Hepsinin sivil saçları ve amele t-shirtleri aynı. Bir pozlar, havalar. Bir de buradaki hallerine bakıyorum. İnsan ne şekillere girebiliyor yarabbim! En garibi de hepsi, askeri fotoğraflarında çok mutlu görünüyorlar. Fotoğraf denen şey ne kadar yalancı.
-----
Bursa’da üretilen Renault Fluence Z.E’nin Fransa satış fiyatı 42 bin, Türkiye satış fiyatı 89 bin TL. Bursa hangi ülkede?

11 Aralık 2010 Cumartesi

İÇİMİ GÖR

İçimi gör
Altına bak
Soruyu sor
Umudu kestirme senden

Yaşananlar hiç de kolay değildi sana gelene kadar
Yaşayanlar hiç de mutlu olmadı benimle bugüne kadar
Umudum var
Seninle olduğum zamanlarda
Ölümü sor
İnanmam o vakitlerde
Hakkımı ver
Bekledim ömrüm boyunca

Ah bu sır benden bile gizli
Ah bu sır senden bile ürker
Ah bu sır benden bile haksız

7 Ağustos 2010 Cumartesi

TARKAN – ADIMI KALBİNE YAZ


Tarkan'ın yeni albümünü dinlemek benim için eskiden çok sevdiğim bir şarkıcının vasat bir albümünü arşivden çıkarıp yad etmek gibi. Heyecansız, sürprizsiz, geçici. Tarkan 18 yaşın altındakilere hiçbir şey ifade etmediğinin farkında mı?
Ozan Çolakoğlu’nun kalburüstü düzenlemelerinden ilki olan Aysel Gürel şarkısı “Sevdanın Son Vuruşu” hoş bir intro ile açılıp tempoyu sürekli yükseltiyor ve Tarkan’ın eşsiz vokali ile unutulmaz bir şarkıya dönüşüyor. A1 değil de A3 belki A5 şarkısı ama bu. Hemen ardından gelen albümün hiti olabilecek tek parça olan “Acımayacak” Sezen Aksu’nun oğlu Mithat Can imzalı. Ne yazık ki ortalama bir İsmail YK şarkısından daha zekice sözler içermeyen bu şarkının seveni çok olacaktır muhakkak ama dediğim gibi hedef kitle Tarkan’ınki değil. Sözlere kulak verin. Barda görülen kıza söylenen cümleler, “listeme ekliyorum” gibi facebook referansları ve “acımayacak” diyip duran orta yaşlı bir adamdan alınan Nuri Alço elektriği. Son anda “acımayacak” kelimesi “kalbin” kelimesine bağlanıp kurtarılıyor-ya da öyle sanılıyor. Yıldız Tilbe’nin güzel düzenlendiğinde herkesçe dinleneceğine emin olduğumuz şarkılarından biri olan “İşim Olmaz” asla “Kış Güneşi” olamaz. Günay Çoban imzalı “Kayıp” yine melodisi ve sonunda yer alan şiirle iflah olmaz Tarkan hayranlarının ara sıra duymaktan keyif alabilecekleri ortalama bir slow. Sezen Aksu’dan “Şıkıdım” bekleyenleri üzecek “Öp” ise yine öpmek üzerine kurulu, ilk dörtlüğü entel sonrası kafiyeye kurban, vasatın altında bir pop şarkısı. Murat Boz, Murat Dalkılıç, Zeynep Dizdar gibi isimler sürekli ve çok sık aralıklarla bundan iyisini yapıp duruyorlar. “Adımı Kalbime Yaz” adlı albümün tek Tarkan imzalı şarkısı alaturkadan medet uman bir meze. “Sen Çoktan Gitmişsin” i kimsenin sonuna kadar dinleyeceğini düşünmüyorum. “Usta-Çırak” ise 6 şarkı dinleyiciye ayıp olur diyerek albüme sonradan eklenen iki şarkıdan biri ve anlamsız. “Şeytan Azapta” mı demeliyiz yoksa?
Listeye konan beş remiksten de işe yarayanı yok.

6 Haziran 2010 Pazar

POPÜLER MÜZİKTE SON AYLAR (devamı)






Emre Altuğ da Soner Sarıkabadayı rüzgârından faydalanayım demiş ve kendini iki şarkıyla atmış piyasaya bu yaz. Ama başkasının ayakkabısını giymiş gibi olmuş.
Emel Yalçın yani radyoların Çokemel’i, tek şarkıyla eğlenceli, tüm albümle sıkıcı.
Deniz Arcak’ın yıllar sonra imece usulü çıkardığı albümü vasat.
Demet Sağıroğlu tamamen unutulmadan önce yeni albümünün hazır şarkılarını sundu ama ne kadar hazır oldukları tartışmalı.
Demet Akalın kendinin parodisine dönüşmüş durumda. Bir Demet Akalın şarkısı uydur dense çocuklara, böyle sözler söylerler.
Candan Erçetin sinema dünyasından aldığı yaralarla birlikte son baharını yaşıyor. Kıymeti asla azalmayacak bir sanatçı olsa da gerçekten iyi bir albüm yapamadığı sürece kenarda kalmaya devam edecek. Belki yeniden Mete Özgencil’in kapısını çalmalı.
Feridun Düzağaç dördüncü albümü “Orijinal_Altyazılı” ile dikkatleri üzerine çekmiş, kimsenin kayıtsız kalamayacağı hitler ve üst düzey şarkılar çıkarmıştı. Bu başarı sonrası, ortalıkta gezen ve o dönemin hızlı pop şarkıları arasında nispeten gölgede kalan, sadece bilenin bildiği ilk üç albümüne de ilgi artmıştı. “Beni Rahatta Dinleyin”, “Köprüden Önce Son Çıkış” ve “Tüm Hakları Yalnızlığıma Aittir” çok iyi söz ve besteler barındırsa da muzdarip olduğu bazı kayıt problemleri, ulaşma zorluğu gibi nedenler ve en önemlisi yeniyi tüketme çılgınlığı dolayısıyla bir sonraki albümü en çok beklenen isimlerden biri olmuştu Düzağaç. “Bir Devam Filmi-Siyah Beyaz Türkçe Dublaj” ismiyle de ümit vaat ediyordu ancak beklenen olmadı. Sanatçı bildiğini okudu, içinden geleni yaptı, “Alev Alev” kitlesinin bir kısmını kaybetti. “Uykusuza Masallar” albümüyle de kişisel yolculuğunu sürdürdü. Ne onunla yürüyenlere göre davrandı ne de yarı yolda bırakanları kazanmaya çalıştı. 2010 yılında yayınladığı son albümü “FD7 Meyil Adresim Sensin” bu sebeplerle sadece yeni bir Feridun Düzağaç albümü kadar bekleniyordu. Ancak üstat herkesi yakalayacak, “Alev Alev” ya da “FD” şarkılarının yanında gururla yükselecek dokuz yeni şarkıyla çıkmıştı karşımıza. Albümde yer alan “İz” hariç bütün şarkılar Feridun Düzağaç’ın günümüzün kendi şarkılarını söyleyen en önemli erkek söz yazarı olduğunu kanıtlıyor.

(bitti)

POPÜLER MÜZİKTE SON AYLAR (devamı)






Hepsi’nin hepsinin katılmadığı yeni albümü “Geri Dönüşüm” Mete Özgencil’e yapılmış terbiyesizliktir.
Hayko Cepkin; ilkinden iyi, ikincisinden kötü, ortalama bir albüm yapmış işte. Kısa sürede yeniden denemesi lazım.
Hande Yener; bütün gün Twitter’da kendini övse ve övenleri vitrine çıkarsa da, kariyerinin en kötü albümünü yapmıştır. İçinde ne dinlenecek ne hatırlanacak tek şarkı yoktur. Sinan Akçıl denen yeteneksizin kime faydası oldu ki sana olsun be Hande? İzel’e el attı adam, nerede İzel? Hadise’ye ne faydası oldu? Koskoca Nilüfer’in kariyerini bile sekteye uğrattı.
Gripin tek şarkının versiyonlarını yapmaya devam ediyor. O hüzünlü sesten bıkana dek dinlemeye devam edeceğiz, sonra unutup gideceğiz.
Göksel artık günümüze dönse iyi olur.
Gökhan Özen yeni tek şarkılık albümü “Daha Erken” ile bir iki haftalığına adını hatırlatır o kadar.
Emre Aydın mükemmel de olsa tek albümlük olmadığını “Kâğıt Evler” ile gösterdi. Dinlendikçe yücelecek bir çalışma.

(devam edecek)

5 Haziran 2010 Cumartesi

POPÜLER MÜZİKTE SON AYLAR (devamı)






Serdar Ortaç son iki albümüyle sinir olunsa da beğenilen-çalınan şarkıcı olmasını; uzun cümleler kuran, kafiyeyi bozmamak için sapıtsa da bazı anlamlar çıkarılabilen şarkılara, sesinin ne kadar kötü olduğunu anımsatan düetlere borçluydu. Alt yapıları zıvanadan çıkmış son albümü “Kara Kedi” ile ilk dönemlerine dönen şarkıcı, bırakın 90-100 kelimeyi, aynı 3-5 harften türetilmiş sözcüklerle yazdığı yeni şarkıları ile ne yazık ki ortalama bir bestesinin ömrü olan iki haftayı çıkaramayacak düzeyde.
Rober Hatemo’nun kimseye görünür kılamadığı “Mahrum” ve “Hurra” şarkıları gayet iyi.
Özlem Tekin’in İstanbul’u bırakıp yerleştiği köyden evli bir kadın olarak yaptığı “Bana Bi’şey Olmaz” için “en iyi albümüm” diyecek kadar şuurunu kaybettiği belli olduğundan kızamadığımız yeni zavallı hali, bir daha asla “Tek Başına” gibi bir albüm yapamayacağının garantisi. Türkiye çok iyi bir sanatçısını daha kaybetti.
Nazan Öncel Hamit Ündaş’a verdiği ve birlikte çok iyi söylediği “Tuttum Bırakmam” şarkısını iki kötü düzenlemeyle bu kez kendi başına söylemiş. Neden?
Mustafa Ceceli ve Ferhat Göçer’i ciddiye alıp bahsetmem bile.
Mirkelam, Kargo’nun heteroseksüel üyeleri ile yaptığı albümle ne kadar başarılı bir müzisyen olduğunu cümle âleme ilan ediyor. Tek türün, tek tip şarkıların memuru olmayacağını, konsept albüm yapacak cesareti ve yeteneği olduğunu gösteriyor. Muhteşem bir iş.
İzel’in Jazznağme’sinin ölü doğum olduğunu bilmeyen yok zaten.

(devam edecek)

POPÜLER MÜZİKTE SON AYLAR






Işın Karaca uğraşıp didinip Sezen Aksu olmadan bir albüm yapmış ve diğer Sezen’den uçan kuşların aksine “Uyanış” ile belli bir başarı yakalamıştı. Albümde “Gidemedim”, “Sensiz Hikâyem” gibi asla eskimeyecek parçalar vardı ama yeni yayınladığı, adından başlayarak dökülen “Arabesque” albümü birinci sınıf aranjelerine rağmen Işın’ın arabeski anlamayan yorumu nedeniyle dinlenemiyor.
Pamela Spence, artık herkesin bildiği üzere 15 dakikalık şöhretini yaşadı ve bitti. Bir daha da onun zamanı olmayacak. Yine de çalışmaya devam eden şarkıcının son albümü “Stil Zengini” vakit ayırmaya değer.
Zeynep Dizdar feci halde Ajda Pekkan sesleri çıkardığı şarkısı “Aşkın Büyüsü” ile geçici bir keyif verici.
Yonca Lodi “Emanet” şarkısının iki düzenlemesi ile de üçüncü lig şarkıcılar arasında başarılı.
Yıldız Tilbe dibe vuran kariyerinin en kötü denemesi iki CD’lik “Aşk İnsanı Değiştirir” sonrası vakit kaybetmeden ortalığı toparlamaya çabaladığı “Hastayım Sana” albümünde iki tane de olsa Yıldız Tilbe şarkısı yapabilmiş.
Yaşar’ın “Eski Yazlar” adlı albümünü denemek bile istemiyorum.
Tuğba Özerk, Nazan Öncel kıyağı “Lo lo lo” sonrası yapabildiği tek iyi şarkı “Gidesim Geldi” için sadaka vermeli.
Şebnem Ferah Türkçe rock müziğin kalan tek iyi söz yazarı olarak “Can Kırıkları” sonrası ne yapacağı en çok merak edilen sanatçıydı. O albümle çıtayı o kadar yukarı taşımıştı ki, eski albümleri de yeniden kucaklandı ve dört yıl boyunca kraliçe gibi ağırlandı. Sonuna kadar hak ettiği bu durum 10 Mart 2007 İstanbul Konseri’ni de defalarca izletti-dinletti. Benim için en kıymetli üçüncü şarkıcı oldu. Ancak üzülerek söylemeliyim ki, “Benim Adım Orman” albümünden beş yıl sonra konserlerde eşlik edilecek tek şarkı “Serapmış” olabilir. Yılın en büyük hayal kırıklığı.
Soner Sarıkabadayı özellikle Sertab Erener ve Murat Boz’a verdiği bestelerle gündemin Alper Can-Fettah Narman’ı. Kendi söylediği “Buz” ve “Pas” ise, eh işte.

(devam edecek)

9 Kasım 2009 Pazartesi

Uzayda Aşk Var


Biliyorsunuz Hande Yener tezgâhtar sevgilisi ve onun berber kardeşi aracılığı ile elektronik müziğe yönelmişti. Mete Özgencil destekli iki albümü dışında çok da başarılı bulmadığım Yener, bu değişiklik ile benzerlerinden sıyrılmış olsa da Türk milleti olarak farklı olanı her zaman olduğu gibi kabullenemedik ve üçlü şimdi borç batağında. Yakın zamanda bence içleri kan ağlayarak ve utanç içinde, mecburen bir açıklama yapıp tükürdüklerini yaladılar ve pop müziğe dönmeye karar verdiler. Bu başlık altında gördüğünüz klip Berber Doğulu adlı kardeşin her şey iyi giderken uçukluğun dibine vurduğu bir projesi, aynı zamanda üçlünün son cesareti. Klipte gördüğünüz herkes, Türkiye’nin ünlü gay, lezbiyen ve destekçileri. Soner Arıca (bkz. Kadir İnanır), Janset, Özgür Çakıt (bkz. Disko Kralı-Medya Kralı-Muhabbet Kralı), Kemal Doğulu, Yonca Evcimik, Oben Budak, Özgür Aras, Işıl Sarraf, Pınar Yiğit, Gökçe, Esin Övet, Ayşe Özyılmazel, Berrin Şeker vb. büyük bir cesaret gösterip bu klipte dolaptan çıkmış ve kendi aralarında eğlenmişlerdir ancak şarkının müziğine ve düzenlemesine imza atan Erol Temizel’in parası ödenmediğinden proje rafa kalkmıştır. Şimdi ne olacak? Hande Yener pop müziğe dönecek. Ondan cesaret alanlar “o yapamadıysa biz hiç yapamayız” diyecekler. Özlem Tekin zaten kış uykusunda. En iyisi ben askere gideyim, belki dönüşte bazı şeyler değişmiş olur.

12 Ekim 2009 Pazartesi

TORNİSTAN


Tarkan’ı severim. Ama ne kadar süredir bu cümleyi kurmadım, bilmiyorum. Neden kurayım ki zaten ne yaptı ki adam yıllardır? Kendisi için adım atamadığı gibi başkalarına verdiği şarkılar da dökülüyor. Dansöz arkadaşı Sibel Can’a söylettiği Çantada Keklik’in kötülüğü karşısında dilim tutulmuştu ama post-muratboz-pasifi Emir için yapabildiğinin en iyisini yapar diye düşünüyordum ki bugün “Ben Sen Olamam” faciası ile karşılaştım. Çocukta ses olmasa da albüme Nazan Öncel dâhil bir yığın isim destek vermiş ve belli bir ayara getirilmiş ancak Tarkan bestesi A1’den kokutuyor albümü.

31 Temmuz 2009 Cuma

BEN GİDİRİM (31.07.2009)

“Ben gidirim” dedikten sonra vücut dilinde en ufak bir tereddüt olmaması, vedalaşmaman ve arkana bakmaman; her zaman ağzımda buruk bir tat bırakırdı ama bugün biraz daha fazla etkiledi.

Giriş cümlesinden de anladığınız gibi bu yazı “Nilüfer mızmızlanıyor gibi geliyor” tarzı bir cümle içermeyecek. Zira şu an kendisi kulaklarımda.

Bu sabaha; dün geceki “Recep İvedik 2x2 faciasından mutluluk çıkarabilme çabam” sonucu ve twitter özgürlüğünü gerçek özgürlük sanma yanılsamam sayesinde mutlu başlamıştım. Yerimde duramıyor, her yere bir şeyler attırıyordum. Aşkımın araması da Hindistan cevizi olmuş, tadından yenmiyordu sabahım. Bütün öğleden sonra da enerjim çevremdeki herkesi birbirine daha fazla yaklaştırdı. Ama söz konusu benim ya, hiç işler gider mi yolunda. Çıktı aşkım öyle bir şey istedi ki benden… Hiç düşünmeden evet dediğimi belirteyim önce. Söz konusu o olunca gözlerime inmiş bir perde var ne de olsa. Teklifinin gerçekten hoşuma gidip gitmediğini bile anlayamadım. Kafamdaki tek ses “onun her istediği olmalı” idi. Ve öyle de yaptım. Sonra başka bir mevzu açıldı. İlk mevzu madde ile ilgiliydi, ne tesadüftür ki ikincisi de öyle. Ve bir babanın oğluna dediği “ben sana koca bir bağ verdim, sen bana bir salkım üzümü çok görüyorsun” misali bir durum olduğunu gördüm ortada. Yüzüm düşmedi ama ruhum düştü. Bozuldum ama sustum. Ne olursa olsun canın sağ olsun da; ne olacak benim bu asla geçmeyen beyaz körlüğüm?
Günün ismi
Erkek için Serdar
Kadın için Oray

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...