joe wright etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
joe wright etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2013 Salı

ANNA KARENINA (2012) by JOE WRIGHT **



Filmle ilgili en büyük itirazım 11 yıl senaryo yazmaya ara veren, "Shakespeare in Love/Âşık Shakespeare" ile Oscar kazanmış deneyimli kalem Tom Stoppard'a. O kadar fakir, zamanın şartlarından soyutlanmış, sadece aşka odaklanacağım derken basitleşmiş bir metne imza atmış ki; Wright'ın senaryoya sırtını dayadığı anların tamamı çökmüş. Özellikle son yirmi dakika işkence gibi. Bahsettiğim "Kırmızı Değirmen" gibi gidişatını ve sonunu baştan bildiğimiz sürprizsiz bir öykü var sonuçta ortada. Wright görselliği ön planda tutmak için yalın bir senaryo ile yola çıkmak istediyse bile, kendisi de erken yorulduğundan film başlangıçtaki ihtişamını hızla kaybetmiş. "Kefaret" gibi. O da ilk 45 dakikasında mükemmeldi ama sonra hedefini şaşıyordu. Sanırım Joe Wright cesur fikirlerin dirayetsiz yönetmeni olarak zihinlere kazınacak.

Filmin eleştirisini Filmlerim.com için yazdım. Tamamını okumak için buraya tıklayın.

7 Temmuz 2011 Perşembe

HANNA (2011) by JOE WRIGHT **


1972 İngiltere doğumlu Joe Wright, ilk uzun metrajı “Pride&Prejudice/Aşk ve Gurur” ile 2005 senesinde büyük başarı kazanmış, filmi dört dalda Oscar’a aday gösterilmiş ancak ödüle uzanamamıştı. İkinci filmi “Atonement/Kefaret” ile de yedi dalda aynı ödüle aday gösterilmiş ve bu kez filmin orijinal tema müziği Oscar’ı almıştı. “Atonement/Kefaret”in ilk 40 dakikası mükemmeldi. Ardından “The Soloist/Virtüöz” geldi; Jamie Foxx, Robert Downey Jr. ve Catherine Keener’a rağmen yerden yere vuruldu.

Tür değiştiren Joe Wright birçok ünlü yönetmenin masasından geçmiş “Hanna” projesinin başına getirildi. Kendi filmi “Atonement/Kefaret” ile Oscar adayı olan 1994 doğumlu oyuncu Saoirse Ronan’ın başrolde olduğu, Eric Bana ve Cate Blanchett’li bu insancıl aksiyon filmi yapım süreci boyunca büyük merak uyandırdı.

“Hanna” baştan sona kafası karışık bir film. Aksiyon filmi, ajan filmi, gençlik filmi, yol filmi, müzik klibi! Bunların hepsi, hepsinin de kötüsü. Aksiyonu heyecansız, günümüz için nostalji tadında. Ajan entrikaları sıkıcı ve bayat. Gençlik sancılarına ayırdığı vakit eğlenceli ama yersiz. Filmin tek inandırıcı unsuru Hanna’nın yol arkadaşı, yaşıtı kız ama bu onun filmi değil. Yol filmi desek, yollarda geçmesi dışında filmi bu türe bağlayan çok az şey var. The Chemical Brothers’a klip çektiği sahneler filmin bütünlüğünü bozan, ayrık duran ve yine orijinal olmaktan uzak anlar.

“Hanna”nın senaryosu eksik gedik abartılı saçma. Kullanılan öğeler, hikâyenin çıkışı ve gidişatı inandırıcılıktan uzak, kendi içinde bile tutarsız. Hanna’nın medeniyete adım atmadan önceki halini anlatan giriş kısmını kısa tutmak adına senaristlerin sürekli kızcağıza “Ben hazırım, ben oldum” dedirtmesi, yerlerini belli eden cihaz, masalsı olsun diye dayatılan öğeler, yan karakterlerin işlevsizlikleri, otomobil kazası sahnesinin tamamındaki zamanlama ve mantık hataları! Saymakla bitmez. Amerika mükemmel askeri elde etmek için daha kaç film çekecek?


“Hanna”da oyunculuk kötü. Saoirse Ronan’ın yüzü karakteri yansıtamıyor. Eric Bana sadece ismi ve vücudu için seçilmiş, doğru düzgün repliği bile yok. Cate Blanchett karikatürden ibaret. Jason Flemyng’nin oynadığı Sebastian karakteri kendini Tim Burton filmlerinde sanıyor ama bu filmde şaka gibi duruyor.

“Hanna” iyi bir film değil. Vasat bir film bile değil. Mayası tutmamış, Joe Wright’ın güzel görüneceğini düşündüğü fikirleri bir araya getirdiği ancak bunlardan bütünlüğe ulaşamadığı büyük bir başarısızlık.

23 Haziran 2011 Perşembe

THE WAY BACK (2010) by PETER WEIR ***


“1941 yılında üç adam Himalayaların üzerinden Hindistan’a yürüdüler. Özgürlük yolunda 6500 km. boyunca hayatta kaldılar. Bu film onlara adanmıştır” diyor Peter Weir.

Polonyalı asker Slavomir Rawicz’in gerçek olduğu iddia edilen öyküsünü anlatan Ronald Downing imzalı “The Long Walk” kitabından uyarlanan BBC radyo belgeselinden etkilenerek çektiği filminde gerçekten iyi iş çıkarıyor.

"Özgürlük Yolu" filminin eleştirisini Filmlerim.com  için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.

28 Nisan 2011 Perşembe

NEVER LET ME GO (2010) by MARK ROMANEK ***-


"Japon asıllı yazar Kazuo Ishiguro’nun yayımlandığı yıl Time dergisince 'İngilizce yazılmış en iyi 100 roman' listesine alınan aynı adlı kitabından İngiliz AlexGarland tarafından sinemaya uyarlanan 'Beni Asla Bırakma', bilimkurgu motifleri içerse de dokunaklı bir dönem filmi gibi işliyor."

www.filmlerim.com için yazdığım beşinci yazıyı okumak için buraya tıklayın.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

THE SOLOIST by JOE WRIGHT (2009) *-


Yetenekli olduğu iddia edilen yönetmen Joe Wright; üçüncü uzun metraj filmiyle artık iyiden iyiye sadık bir stüdyo köpeği olduğunu kanıtlıyor. Film, gayet iyi niyetli ve iddiasız bir gerçek hayat öyküsü uyarlaması gibi başlasa da attığı her adım ile Oscar istiyorum diye bağırıyor. Şizofreniden muzdarip dahi müzisyen, evliliği sorunlu çakal gazeteci (elbette yumuşayıp insana dönüşüyor), siyaset, evsizlerin problemleri, üstü kapalı cinsellik, her ikisi de Oscar’lı Midnight Cowboy (1969) ve A Beautiful Mind’a (2001) göz kırpmalar, sinir krizleri, sosyal sorumluluk projesiymiş havası, izlediğiniz her şey gerçek diyip durulması… Robert Downey Jr. yıllardır beklediği Oscar’ı bu Zodiac’tan kalma rolüyle alır mı bilinmez ama böyle hesapçı paketlere karnınız toksa siz bu filme hiç bulaşmayın.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...