found footage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
found footage etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2013 Çarşamba

V/H/S/2 (2013) by SIMON BARRETT-JASON EISENER-GARETH EVANS-GREGG HALE-EDUARDO SÁNCHEZ-TIMO TJAHJANTO-ADAM WINGARD *




Korku antolojisi olma iddiası taşıyan, toplumlarca ahlaksızlık kabul edilmiş her türlü eylemi içinde barındırma çabasına girmiş, hiçbir anlamı olmayan anlık sıçramalar için uğraşan, araya cinsellik katmak için ne yapacağını şaşırmış, başarısız bir korku filmi S/V/H/S – Dehşet Kaseti.

"V/H/S/2 / S/V/H/S – Dehşet Kaseti" filminin eleştirisini Ters Ninja için yazdım. Yazının tamamını Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (28 Haziran 2013) başlığıaltında okuyabilirsiniz.

8 Aralık 2012 Cumartesi

#hergunbirfilm -021- END OF WATCH (2012) by DAVID AYER *




Ne anlatıyor: “U-571”, “The Fast and the Furious/Hızlı ve Öfkeli”, “Training Day/İlk Gün” ve “S.W.A.T.” filmlerinin senaristi David Ayer daha önce iki film yönetmişti. “Harsh Times/Acımasız Hayat” ve “Street Kings/Sokağın Kralları”. Üçüncü uzun metrajı “End of Watch/Tehlikeli Takip” uyuşturucu kartelinin hedefi haline gelen iki polis memurunun yaşadıklarını anlatan bir aksiyon. Toronto Film Festivali’nde gösterildikten hemen sonra ülkemizde de gösterime giren filmde Jake Gyllenhaal, Michael Pena ve Anna Kendrick başrollerde.

Neden izlenmeli: “Found footage” soslu polisiye izlemedim dememek için. Gyllenhaal ve Pena’nın kimyası tutmuş.

Nesi eksik: İlginç değil. Filmin neden yapıldığı belli değil. Ayırt edici hiçbir özelliği yok. Gerçekçi görünsün diye girişilen numaralar baş ağrıtıcı. Jake Gyllenhaal’u sert adam rollerine hapseden filmler grubu üyesi. Mutsuz son konusunda cesaretsiz, hatta genel olarak korkak. Fazla testosteron porno sektörü hariç her şeye zarar.

#hergunbirfilm : Sosyal ağ Twitter’da sinema yazarı Cem Altınsaray’ın başlattığı bir hashtag. Asıl gayesine ek olarak ben kendi blogumda uzun analizlere girmeden, bugün ne izlesem diye düşünenlere yardımcı olmak amacıyla başladığım yeni yazı dizisinin başlığı olarak kullanıyorum.

22 Temmuz 2012 Pazar

MIENTRAS DUERMES (2011) by JAUME BALAGUERó ***


İspanyol yazar-yönetmen Jaume Balagueró kısa filmler çekip televizyon için çalıştıktan sonra 2002’de “Darkness” ile ülkesinden taşmıştı. Anna Paquin’in başrolde olduğu film tüm dünyada yaygın gösterim şansı bulmuş ve Balagueró’nun ismini duymamızı sağlamıştı. Üç yıl sonra “Ally McBeal” adlı diziyle birlikte şöhretinin zirvesini geride bırakmış Calista Flockhart’lı “Frágiles/Kırılgan” geldi ama asıl çıkışı 2007’de Paco Plaza ile birlikte kotardığı “[Rec]/Rec: Ölüm Çığlığı” ile oldu. El kamerasıyla çekilmiş gerçek görüntülerden oluştuğunu iddia eden (found footage) bir başka “The Blair Witch Project/Blair Cadısı” sonrası denemesi gibi görünse de baştan sonra heyecanla izleniyordu. Film o kadar beğenildi ki bir yıl içinde Hollywood “Quarantine/Karantina” ismiyle yeniden çevrimini yaptı. Balagueró ve Plaza 2009’da İspanya’da kendi devam filmleri “[Rec]2/Rec 2”yi çektiler. Hollywood 2011’de “Quarantine 2: Terminal/Karantina 2: Terminal” ile karşımıza çıktı. Orijinal serinin yaratıcılarından Paco Plaza “[Rec]3: Génesis”i tek başına yönetme kararı aldığında Balagueró ona yapımcı olarak destek oldu ve kendi projesine yöneldi, karşımıza “Mientras Duermes/Ölüm Uykusu” ile çıktı.

“Ölüm Uykusu”nun tamamı “[Rec]” filminde olduğu gibi bir apartmanda geçiyor. Apartman görevlisi olarak çalışan César’ın öyküsü bu. Hastanede yatan ve konuşamayan annesi dışında kimsesi yok. Hiçbir işte dikiş tutturamamış. Bir süredir çalıştığı bu yeni binada Clara isimli apartman sakinine takıyor kafasını. Kendisi bu kadar mutsuzken Clara’nın nasıl her sabah neşeli olduğuna şaşıyor. Kendisi her fırsatta atlamak için binanın tepesine çıkarken Clara’nın kötü olaylar karşısında bile gülümsemesine dayanamıyor. Akla hayale sığmaz kötülükler düşünebilen bir süper kötü değil César. Sadece mutlu olamıyor ve çevresindekileri mutsuz görmek acısını hafifletiyor. Bu nedenle de Clara’nın mutsuz olması için elinden geleni yapmaya başlıyor.

“Ölüm Uykusu” kötü adamın yaptıklarını hayretle izlediğimiz standart bir taciz filmi değil. Başkarakterini insanüstü tasvir etmiyor. Olaylar akla uygun ilerliyor. Böylece inandırıcılık sarsılmıyor. Luis Tosar başrolde devleşiyor. Kadronun geri kalanı da vasatın üzerinde. Akılda kalıcı, anlık korkutma numaralarına başvurmayan, ortalamanın üzerinde bir gerilim izlemek isteyenleri tatmin etmesi zor olmayacaktır.


1 Mayıs 2012 Salı

CHRONICLE (2012) by JOSH TRANK **

Josh Trank ilk uzun metrajlı filmi “Chronicle/Doğaüstü”nü klişeler üzerine inşa ediyor. “Gerçek kamera görüntülerini bulduk” alt türünün 2012 tarihli temsilcisi “The Blair Witch Project/Blair Cadısı”nın açtığı, “Paranormal Activity” ve “Cloverfield/Canavar” gibi filmlerin ekmeğini yediği yoldan gidiyor. “Found footage” başlığı altında toplanabilecek bu filmler artık izleyiciyi gerçek olduklarına inandıramadıklarından, yöntemi hikâyeye yedirebildikleri oranda başarıya ulaşıyor.

Filmin eleştirisini ÖtekiSinema.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

[REC]2 (2009) by JAUME BALAGUERO-PACO PLAZA *


The Blair Witch Project(1999) ve Cloverfield(2008) tarzı gerçekçiliğin peşindeki fena sayılamayacak İspanyol korku filmi [REC](2007)’in Amerikan yapımı yeniden çevrimi Quarantine(2008)’nin ardından kendi ülkesinden gelen devam filmi [REC]2 beklenen etkiyi vermekten epey aciz.

İlk filmin bittiği saniyeden başlayıp ilk aksiyonunu ancak 14 dakika geciktirebilen ülkemizdeki adıyla Ölüm Çığlığı 2; 37 dakika boyunca karantina altındaki binaya giren özel timin yanlarında getirdikleri el kamerasından avlanışlarını izletiyor. İlkinden farklı olarak polis kasklarına yerleştirilen mini kameralara da bağlanıp görsel zenginlik yaratmaya çalışan yönetmenler bu sürenin çoğunu FPS oyunlara öykünerek geçiriyor.

Özel timin yanlarındaki rahiple tartıştıkları “içine kötü ruh girmiş 11 yaşında bir kızın kanından kimyevi özü izole edip panzehir bulmak için araştırma yapan Vatikan tarafından görevlendirilmiş ve İspanya’da bir apartmanın çatı katında kendini bu işe adamış başka bir rahip” saçmalıklarının arasına yerleştirilen birbirinin aynısı sıçratma numaralarıyla filmin sonunu getiremeyeceklerini anlayan yönetmenler 37.dakikada ilk ekibin kamerasının lensini kırıp karşı binanın çatısında bir şişme kadını fişekle uçurmaya çalışan yeniyetmelerin durumu görüntüleyen kamerasına geçiş yapıyorlar. Aptal ergenler caddedeki olayları gördükten sonra merakla binamızın içine dalıp neler olduğunu anlayana kadar 20 dakika daha geçiyor. Zaten 77 dakika sürebilen bu zorlama devam filmi son 20 dakikasını ise daha da saçmalamaya ayırıyor. Şeytani ruhun çıplak göz yerine en ucuz kamerada bile bulunan gece görüşü konumunda görülebileceği veya insandan insana ağız yoluyla dev bir kurt formunda geçebileceği gibi üstüne güldüren önermelerde bulunan senaryo utanmadan üçüncü filme de göz kırpıyor. Üstelik hikâyesi de hazır. 28 Days Later!

17 Aralık 2009 Perşembe

PARANORMAL ACTIVITY (2007) by OREN PELI *


Oren Peli, iki yıl gecikmeli gösterime giren The Blair Witch Project(1999) çakması berbat ilk filminde hiçbir zekâ ışıltısı gösteremediği gibi artık suyu çıkmış bu el kamerası ile “gerçekten” kaydedilmiş (çekilmiş demek lütuf olur) filmler furyasını bile bir adım öteye taşıyamıyor. Artık “paramız yok ama film çekmek istiyoruz, hadi Blair cadıcılığı oynayalım” mentalitesi baymadı mı? Sokak ağzı ile konuşma sebebim, küfür etmekten bir tık kalitelisinin bu olması. Bilmem kim destek olmuş, şu dergi tüm zamanların en korkunç filmi demiş… Bu sözlere kanmayın. Facebook’u video paylaşım sitesine dönüştürüp paylaştıkları izlensin diye “gülmekten öldüm, yılın videosu, böylesi görülmedi, mutlaka izleyin” yazanlarla aynı profesyonellikteki yapımcıların oyunları bunlar. Blair’de cadı vardı, türün en kötüsü Cloverfield(2008)’de canavar, bunda ise şeytan. The Exorcist(1973) ekibine yapılmış büyük bir terbiyesizlik, kandırılan seyirciye hakaret eden bir final. Evde kalıp uyumak bile bu filmi izlemekten daha eğlenceli.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...