jessica chastain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jessica chastain etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2013 Çarşamba

MAMA (2013) by ANDRES MUSCHIETTI **




İçi dolu taklidi yapsa da seri üretim Hollywood türdeşleri gibi sadece sıçratmaya odaklı, ses ve görüntü efektlerinden medet uman, psikolojik derinliği olmayan, karakterlerini geliştirmeyen, kendi içinde dahi mantıksızlıklarla dolu bomboş bir korku denemesi “Mama”. Bilgisayar ekranına kendi ismini yazan hayaletin tuşlara fazla basması şeklinde gelişen sahneyi kim açıklayabilir? Bu arada beş yıldır film çekmeyen Guillermo Del Toro’nun çeyrek asırlık kariyerinde sadece bir iki iyi filmi olmasına rağmen, isminin seyirci için hala bu kadar çekici olmasını nasıl açıklayabiliriz? Reklamın gücüyle elbette. “Guillermo Del Toro Sunar” yazan film iyidir diye düşünmemiz isteniyor, peki ama Del Toro’nun kendisi ne kadar başarılı ki!

"Mama" filminin eleştirisini Filmlerim.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.

11 Ocak 2013 Cuma

LAWLESS (2012) by JOHN HILLCOAT **



Kanunsuzlar (Lawless) HBO’nun üçüncü sezonunu tamamlayan gangster dizisi Boardwalk Empire ile aynı dönemi ele alıp, içki yasağı sonrası ortaya çıkan kaçak üreticiler ile para uğruna acımasızlaşan eli silahlı adamları anlatmaya soyunuyor. Bunu yaparken de ondan 60 yıl öncesini anlatan ve iki sezon yayınlanan western türündeki AMC dizisi Hell on Wheels’in hikâye kurgusu ile atmosferini ödünç alıyor.

"Lawless/Kanunsuzlar" filminin eleştirisini Ters Ninja için yazdım. Yazının tamamını Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (11 Ocak 2013) başlığı altında okuyabilirsiniz.

20 Şubat 2012 Pazartesi

THE TREE OF LIFE (2011) by TERRENCE MALICK ***-


Terrence Malick beşinci filmi “The Tree of Life/Hayat Ağacı”nda sezgi ve duygularımıza yönelik görüntüler sıralıyor. En baştan tanrıyı baba, doğayı anne olarak konumlandırıp doğayla iç içe yaşayan, tanrı inancı güçlü bir aile sunuyor. Süper lüks evleri kocaman bir bahçenin ortasına konumlanmış, cam duvarlar sayesinde yeşilden ayrılmayan aile beşinci dakikada oğullarının ölüm haberini alınca Malick en başa dönüyor. Hayır, oğlun ölümüne uzanan olayların başına değil; evrenin yaratılışına. Acılı anne tanrıya el açıp oğlumu neden aldın, sana bir hata mı yaptım diye soruyor. NASA’dan alınmış görüntülerle ilahiler eşliğinde Big Bang’den yeryüzü şekillerine, su canlılarından dinozorlara on beş dakikada çelik ve betonla inşa ettiğimiz günlere uzanıyoruz. O’Brien ailesinin ilk çocukları doğuyor. Ana rahmi dışındaki hayata uyum sağlamaya çalıştığı o ilk anlardan itibaren gözlüyoruz bebeği. Emme refleksini, görmesini, emekleyişini, ilk adımlarını, ailesinden doğayı ve tanrıyı tanıyışını izliyoruz. Kardeşinin gelişini. Koşmasına, zıplamasına, düşünmeye başlamasına tanık oluyoruz. Haylazlığına. Babasıyla çatışmasına. Brad Pitt’in canlandırdığı para kazanma hırsıyla dolu despot babanın çocuklarına yaptıklarını görüyoruz. Böyle erkeklerin evlenip çocuk yetiştirerek dünyaya ettikleri kötülüğe bakıyoruz. Terrence Malick büyük tabloyu görün diyor, çokça ayrıntıyla.

2011 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandı “Hayat Ağacı” ve En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü Yönetimi dallarında Oscar adayı olmayı başardı. Ancak baştan sona ilham verici olsa da büyük bir sorunu var. Malick sizi hipnotize edemezse, "şimdi de şu mesajı veriyor" hissiyatından kurtulamamanız olası.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...