michael haneke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
michael haneke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2013 Pazartesi

KUMA (2012) by UMUT DAĞ *-



Haneke'nin öğrencisi etiketiyle pazarlanan Umut Dağ için söyleyebileceğim şu: Başarılı bir öğretmenin sınıfında oturmuş herkes onun yarısı kadar iyi olsaydı, dünya bambaşka bir yer olurdu. Ama işler öyle yürümüyor. Kendi başına eline bir kamera alıp izleyenlerin hayatını değiştirebilen yönetmenler, kimseden öğrenmeden keşfeden, icat yapan bilim insanları varken; ne okulunuzun ne de hocalarınızın önemi var artık: Sonuca bakılır.

"Kuma" filminin eleştirisini Ters Ninja için yazdım. Yazının tamamını Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (26 Nisan 2013) başlığı altında okuyabilirsiniz.  

25 Eylül 2012 Salı

ALTIN KOZA’DA 5. GÜN


19. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde dün ulusal yarışma kapsamında “Siirt’in Sırrı”, “Rüzgârlar” ve “Lal Gece” filmleri gösterildi. Böylece yarışan filmlerin tamamı izleyici ile buluşmuş oldu. Artık gözler bu gece canlı yayınlanacak Festival Büyük Ödül Töreninde. Kadir Beycioğlu, Alin Taşçıyan, Aslı Selçuk ve Esin Küçüktepepınar’dan oluşan ön jürinin seçtiği filmlerden birine Ferzan Özpetek başkanlığında toplanan ve Eyüp Boz, Hasan Saltık, Hülya Uğur Tanrıöğer, Nejat İşler, Nurgül Yeşilçay ve Zeynep Özbatur Atakan’dan oluşan jüri tarafından En İyi Film ödülü verilecek.

Dün gösterilen filmlerden “Siirt’in Sırrı” “Made in Europe” ve “Bornova Bornova” filmlerinin yönetmeni İnan Temelkuran’ın Kristen Stevens ile ortak çalıştığı bir belgeseldi. 16 yaşındaki Siirtli kadın güreşçi Evin Demirhan’ın Avrupa şampiyonluğundan dünya üçüncülüğüne uzanan öyküsünü anlatan belgesel ülkemizdeki kadınların rolleri üzerine yeniden düşünmemizi sağladı. Annesi ve okul arkadaşıyla galaya katılan Evin Demirhan izleyicilerin sorularını yanıtladı ve dakikalarca alkışlandı.



“İki Çizgi” ile tanıdığımız Selim Evci”nin yeni filmi “Rüzgârlar” Gökçeada’da geçen ufak bir öykü getirdi karşımıza. Sık sık ziyaret ettiği yaşlı teyzenin öldüğü haberiyle sarsılan, evliliğinde de problemli bir adamın, kadının torunu ile gelişen ilişkisini izledik. Süresini fazlasıyla hissettiren film boyunca seyircilerin bir kısmı salonu terk etti. Bu zor deneyimin sonuna kadar kalanlar Selim Evci, Murat Yaykın ve Yusuf Nejat Buluz’a sorularını yöneltti. “Rüzgârlar”, festivalin ulusal yarışma filmleri arasındaki en zayıf halka olarak kayıtlara geçti.

Reis Çelik’in 62. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Kristal Ayı kazanan filmi “Lal Gece” günün son filmiydi. Çocuk gelinler konusuna farklı bir bakış sunan yapım en çok da İlyas Salman ve genç oyuncusu Dilan Aksüt’den güç alıyordu. Filmden sonra yapılan söyleşide İlyas Salman’a ilgi büyüktü. Soru cevaptan çok anılar ve ülkenin durumu üzerine bir sohbet oldu. En İyi Erkek Oyuncu ödülünün en güçlü adayı Salman, her cümlesinden sonra alkış aldı.

Yarışma filmleri dışında dün Adana’da yaşanan en önemli olay Michael Haneke’ye Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye getiren “Amour/Aşk” filminin gösterimiydi. Filmekimi kapsamında gösterileceği duyurulduğundan bu yana heyecan yaratan filme Adana halkı ilgi göstermedi ve salonun yarısı boş kaldı.

17 Ekim 2009 Cumartesi

CACHé (2005) by MICHAEL HANEKE ***-


Michael Haneke’ye Cannes Film Festivali’nde üç haklı ödül birden getiren toplum eleştirisi Saklı’yı hazmı kolay filmlere alışmış kişilerden çok savaş, azınlıklar ve burjuvazi üzerine kafa yoran izleyicilere tavsiye edebilirim.
Kendi içerisinde ufak tefek sorunlar yaşayan zengin sınıfın “yüksek sesle tartışmayı” hayatlarının en büyük trajedisi haline getirdikleri günümüzde, çektikleri acılardan bihaber yaşadıkları, görmedikleri-görmeye dayanamadıkları azınlıklar tarafından ister istemez rahatsız edildiklerinde nasıl delirdiklerini, ne yapacaklarını nasıl şaşırdıklarını izliyoruz. Burada uzun uzun Haneke’nin ne yapmaya çalıştığını anlatmaya lüzum yok. İzleyene herkesin birçoğunu çıkarabileceği noktalar bunlar. Birkaç saniye görülen polisten, biraz daha uzun bir rolü olan editöre veya bütün film perdenin odağında olan entelektüel başkaraktere kadar yaşadığımız dünyadaki büyük sorunlarda herkesin nasıl da parmağı olduğunu incelikli bir şekilde anlatıyor yönetmen.
Filmdeki kasetleri kimin yolladığını merak edenlere film bittikten sonra bu yazının başlığına tıklayıp mavi renkte yazan ilk isme bakmalarını söyleyebilirim. Uzun süre, ancak bir yazıyla değil, karşılıklı tartışılması gereken çarpıcı bir film.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...