animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
animasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2015 Pazar

Duygularına Söz Geçiremeyenlere Pixar’dan Ters Yüz (Inside Out)



Pixar‘ın en bilimsel ve en komik animasyonu olarak anılmaya aday Ters Yüz vizyonda. Sevimli Canavarlar (Monsters, Inc.) ile tanıştığımız, Yukarı Bak (Up) ile yetişkin animasyonu kavramını genişleten ve Oscar kazanan Pete Docter projenin başındaki isim.

Okumak için tıklayın.

9 Ağustos 2013 Cuma

THE SMURFS 2 (2013) by RAJA GOSNELL **


"The Smurfs 2/Şirinler 2" filminin eleştirisini "Üçüncü boyuta Şirinleyelim!" başlığıyla Antrakt Sinema Gazetesi'nin 02 Ağustos 2013 Cuma günü yayınlanan sayısı için yazdım. İnternet üzerinden tamamını okumak için buraya tıklayın.



Üçüncü boyuta Şirinleyelim!


Şirinler 2; Belçikalı çizer Peyo’nun (Pierre Culliford) meşhur eserinden uyarlanmış, gerçek insanlarla animasyon karakterleri yan yana getiren, üç boyutlu, hareketli bir Paris macerası.


Gargamel tarafından Şirinler’i ele geçirmek amacıyla yaratılan Şirine, Şirin Baba’nın büyüsüyle gerçek bir Şirin’e dönüşmüştür. Bilindiği üzere Şirin demek; iyilik, sadakat ve mutluluk demektir. Yıllar sonra doğum günü unutuldu sanan Şirine Gargamel'in yaratıp Haylaz adı verdiği iki sahte Şirin tarafından Paris'e kaçırılınca kurtarma macerası başlar.


Nerede olduğu bilinmeyen ve bulunamayan Şirin Köyü'nde geçer normalde bu sevimli kahramanların maceraları. Ancak bu durum yüksek bütçeli Hollywood filmleri için riskli görünmüş olacak ki, olaylar ilk filmde New York’a taşınmıştı, bu kez mekân Paris. The Simpsons seslendirme kadrosundan Hank Azaria tarafından canlandırılan Gargamel günümüz dünyasında büyücü değil illüzyonist olarak tanınmaktadır ve şöhretlidir. Şirin özüyle yaptığı büyüleri göz aldatmacası sanan insanlar ona hayrandır. Şatafatlı yaşamını sürdürmesi için daha fazla öze sahip olması gereken Gargamel'in hayali ise her zamanki gibi Şirinler’i ele geçirmektir. Ancak bu kez Şirinler’in ardından dünyaya hükmetme hayalleri de kurar. 


Şirinler 2'de günümüz dünyasına adapte edilen tek karakter Gargamel değil. Bahtsız kedisi Azman tablet bilgisayar sahibi ve sosyal ağları kullanabilen bir canlıya evrilmiş. Huysuz Şirin'in pozitif olma kaygıları var, Güçlü Şirin'in modern bir sakalı. İki binli yılların popüler kelimeleri filmin her yerinde. Şirinler’i yakalama planını dokunmatik ekranla yapan Gargamel fikri bana lüzumsuz geldi açıkçası. Şirinler evreninde çocuklar için tüm zamanlara uygun o kadar çok güzel mesaj var ki, bu tarz ekleme güncellemeler faydadan çok zarar veriyor.


Film 105 dakikalık kendini fazlasıyla hissettiren süresi ve 3D gözlük takma zorunluluğuyla da eski dostlarını görmek için perdenin karşısına kurulanların tadını kaçırabilir. Çünkü gerçek mekânlara başarıyla eklenmiş pırıl pırıl animasyon karakterler, üç boyutlu gösterim arzusuyla bir kaç ton karanlığa mahkûm edilmiş. Üstelik 3D, görmeyenler için Paris'i daha da çok merak ettiren, filmin bütününe yayılmış reklam kokusuna varan şehir kullanımının görkemini maskelemiş.


Şirin Baba, Şirine, Huysuz, Sakar ve Süslü'yü özlediyseniz, mirasına fazla ihanet etmeyen bu kalburüstü film vizyonda sizi bekliyor. Tüm Şirinler’i ve Şirin Köyü'nü görmek, zamana meydan okuyan kahramanları eski tadında hatırlamak isteyenler televizyon dizisinin eski bölümlerine yönelebilir.


SERKAN ÇELLİK

12 Temmuz 2013 Cuma

ESCAPE FROM PLANET EARTH (2013) by CAL BRUNKER ***



Kahraman Uzaylılar dikkat eksikliği olan çocukların bile gözlerini ayıramayacağı, oldukça hızlı bir seyirlik. Üstelik yetişkinler için de bolca eğlence ve aksiyon içeriyor. Ancak yeni animasyon şaheserine tanık olmak için gittiğinizi düşünmeyin salona.

Filmin eleştirisini Antrakt Sinema Gazetesi'nin 12 Temmuz 2013 Cuma günü yayınlanan sayısı için yazdım. İnternet üzerinden tamamını okumak için buraya tıklayın.

18 Mayıs 2012 Cuma

2012 MAYIS TÜRKİYE VİZYON FİLMLERİ – 3. HAFTA

İkisi yerli altı yeni filmin gösterime girdiği haftanın en iyisi Sacha Baron Cohen'in başrolde olduğu "The Dictator/Diktatör". Filmlerim.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.
BEAUTY AND THE BEAST – gary trousdale-kirk wise 18.05

THE DICTATOR – larry charles 18.05

WHAT TO EXPECT WHEN YOU’RE EXPECTING – kirk jones 18.05

ÖZ HAKİKİ KARAKOL – ibrahim güler 18.05

SAĞ SALİM – ersoy güler 18.05

UN ETE BRULANT – philippe garrel 18.05

13 Ocak 2012 Cuma

PUSS IN BOOTS (2011) by CHRIS MILLER *


Tom Wheeler’ın yükün çoğunu sırtladığı senaryodan “Şrek 3”ten sonra ikinci uzun metrajını yöneten Chris Miller’ın çektiği “Puss in Boots/Çizmeli Kedi” sineğin yağını çıkarmayı deniyor. İyi bir öyküsü olmayan, para kazanmak isteyen bir film var karşımızda. Filmlerim.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.

10 Kasım 2011 Perşembe

THE ADVENTURES OF TINTIN (2011) by STEVEN SPIELBERG **


The Adventures of Tintin/Tenten’in Maceraları; Belçikalı çizer Hergé’nin dünyaca ünlü karakteri Tenten’in üç klasik macerası “Altın Yengecin Kıskacı”, “Tekboynuz’un Esrarı” ve “Kızıl Korsan’ın Hazinesi”nden Steven Moffat, Edgar Wright ve Joe Cornish tarafından derlenen senaryoya dayanıyor. Dünya çapında 70 dile çevrilip 200 milyondan fazla satan Tenten daha önce 1947’de kuklalarla çekilen bir orta metrajda ve televizyon dizilerinde boy göstermişti. Performans yakalama tekniğiyle üç boyutlu hazırlanan yeni sinema filminin yapımcısı Peter Jackson.

Filmlerim.com için yazdım. Yazının devamını okumak için buraya tıklayın.

3 Kasım 2011 Perşembe

2011 KASIM TÜRKİYE VİZYON FİLMLERİ – 1.HAFTA

Haftanın filmlerini Filmlerim.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.


THE ADVENTURES OF TINTIN – steven spielberg 04.11
ALLAH’IN SADIK KULU: BARLA – esin orhan 04.11
ALMANYA – WILLKOMMEN IN DEUTSCHLAND – yasemin şamdereli 04.11
TOWER HEIST – brett ratner 04.11

19 Ağustos 2011 Cuma

2011 AĞUSTOS TÜRKİYE VİZYON FİLMLERİ – 3.HAFTA

19 Ağustos 2011 Cuma günü gösterime giren dört yeni filmi Filmlerim.com için yazdım. Okumak için buraya tıklayın.


THE CONSPIRATOR – robert redford 19.08
STAKE LAND - jim mickle 19.08
CARS 2 - john lasseter 19.08
MANUALE D'AM3RE - giovanni veronesi 19.08

7 Şubat 2011 Pazartesi

MEGAMIND 3D (2010) by TOM McGRATH *-


Megamind; Dreamworks Animasyon Stüdyosunun son işi. Süper kahraman filmlerinden çıkış noktası belirleyen ve bu türe referanslarla dolu bir çocuk filmi. Animasyon sektörü büyükleri de eğlendirecek filmler yapmak için yarışırken Dreamworks’ün bu yüksek bütçeli filmin eğlencesini neden bu kadar düşük yaşlarla kısıtladığı merak edilesi.

Gezegenleri yok olurken kapsülle dünyaya gönderilen iki çocuktan biri dünya standartları için çok yakışıklı, süper güçlü ve uçma özelliğine sahiptir. Diğeri ise yalnızca mavi ve koca kafalıdır. Her daim ilkinin gölgesinde kalan mavi çocuk, problemli büyüme sürecinin ardından zoraki kötü olur. Fakat filmimiz küçük beyler ve bayanlar için hazırlandığından, elbette onun da içinde zerre kötülük yoktur.

Teknolojik özellikleri tatmin edici fakat üç boyut olayı balon olan Megamind’ı iki boyutlu perdelerde de gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz ancak ülkemizde yalnız dublajlı gösterime girdiğinden Will Ferrell, Brad Pitt, Tina Fey, Ben Stiller gibi isimlerin seslerini duymak için DVD’sini beklemenizi tavsiye ederim.

10 Ocak 2011 Pazartesi

SHREK FOREVER AFTER (2010) by MIKE MITCHELL *-


İlk uzun metrajı Deuce Bigalow: Male Gigolo(1999) adlı Rob Schneider filmi olan yönetmen Mike Mitchell’in yönetmenlik kariyeri ısmarlama paket Surviving Christmas(2004) ve Disney eğlencesi Sky High(2005) filmlerinden ibaret.

Çizgi karakter olsa da yönetmenlerinden çok daha ünlü olan Shrek ise 2001 yapımı ilk filmin aldığı Oscar, 60 milyon dolarlık bütçesine karşın kazandığı 484 milyon dolar ve muhteşem eleştiriler ile ikinci filmini garantilemişti.

Üç yıl sonra gelen devam filminde bütçe 150, hasılat 919 milyon dolara ulaştı. Bu film de Oscar adaylığı kapınca Dreamworks; Disney’e karşı üstünlük getiren bu projeye ikinci halkanın sönük olmakla itham edilmesine karşın devam etme kararı aldı, Shrek evrenini yan hikâyelerle de genişletti.

2007 yılında gelen üçüncü Shrek filmiyle serinin tadı iyice kaçtı. Teknik anlamda gösterilen özen Pixar ve Disney’in aksine senaryoya gösterilmiyor, yeşil devin perdede arz-ı endam etmesi yeterli sanılıyordu. Eleştirmenlerin burun kıvırdığı 160 milyon dolarlık filme seyircinin gişede 798 milyon dolar ödemesi ilginin azalmaya başladığına işaret etse de yapımcı firma için yine büyük bir zaferdi.


Gelenek bozulmadı, üç yıl sonra dördüncü film geldi. 3-D teknolojisinin gazı ve “son bölüm, onları perdede son kez göreceksiniz” sloganları ile salonlara çekilen izleyici bu kez de 165 milyon dolarlık bütçeye 747 milyon dolarlık gişeyle cevap verdi. Fakat bu kez sesler yükseldi. Herkes özensizliğin, öykünün zorlama oluşunun farkındaydı. Altın yumurtlayan tavuğunu en azından beyazperdede kesmiş görünen Dreamworks, beslenmediği için tükenmiş bu kümes hayvanından çok bile ekmek yedi denebilir.

Shrek son macerasında basit bir fikirden yola çıkıyor. Prenses Fiona’yı ejderhanın elinden kurtarmasaydı ne olurdu? Sorun fikrin basitliğinden çok akla ilk gelecek şeylerin yazılıp çizilmiş olması. Sağdan soldan çarpılmış fikirler ve bir iki dans sahnesi ile filmin bitmesi. Yapılmış en künt Shrek filmi var karşımızda.

Hiçbir zaman Shrek hayranı olmadım fakat 83 dakikanın sonunu zor getiren bu bölüm bana Cartoon Network’ün herhangi bir çizgi dizisinin herhangi bir bölümündeki yaratıcılığı mumla arattı.

31 Aralık 2010 Cuma

SİNEMA DÜNYASINDAN EN İYİLER 2010

2010 yılında askerliğim nedeniyle yalnız 83 film izleyebildim. Bu rakam, her yıl izlediğimin yüzde 40’ı. Yine de bu kısıtlı sayıda film arasından en iyilerimi seçmek istedim. Sıralama 2010 yapımı filmler arasında değil, benim 2010 yılında izlediğim filmler arasında yapılmıştır.



EN İYİ FİLM
A Serious Man – Joel-Ethan Coen
Avatar – James Cameron
The Social Network – David Fincher
Inception – Christopher Nolan
Sex And The City 2 – Michael Patrick King



EN İYİ YÖNETMEN
James Cameron – Avatar
David Fincher – The Social Network
Spike Jonze – Where The Wild Things Are
Joel-Ethan Coen – A Serious Man
Christopher Nolan – Inception
Kathryn Bigelow – The Hurt Locker
Pedro Almodovar – Los Abrazos Rotos



EN İYİ SENARYO
The Social Network – Aaron Sorkin
A Serious Man – Joel-Ethan Coen
Inception – Christopher Nolan
Toy Story 3 – Michael Arndt
Los Abrazos Rotos – Pedro Almodovar



EN İYİ ERKEK OYUNCU
Colin Firth – A Single Man
Jesse Eisenberg – The Social Network
Jeremy Renner – The Hurt Locker



EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
Stanley Tucci – The Lovely Bones



EN İYİ KADIN OYUNCU
Gabourey Sidibe – Precious: Based on the Novel ‘Push’ by Sapphire
Carey Mulligan – An Education



EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Mo’Nique - Precious: Based on the Novel ‘Push’ by Sapphire



EN İYİ ANİMASYON
Fantastic Mr.Fox – Wes Anderson
Toy Story 3 – Lee Unkrich

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ-SET DEKORASYONU
Avatar – Rick Carter-Robert Stromberg-Kim Sinclair
Inception – Luke Freeborn-Brad Ricker-Dean Wolcott-Larry Dias-Douglas A.Mowat

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
Avatar – Mauro Flore
Alice In Wonderland – Dariusz Wolski
Harry Potter and the Deathly Hallows – Eduardo Serra

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI
Bright Star – Janet Patterson



EN İYİ BELGESEL
The Cove - Louie Psihoyos



EN İYİ KURGU
The Social Network – Kirk Baxter- Angus Wall
Inception – Lee Smith
Avatar – Stephen Rivkin-John Refoua-James Cameron



EN İYİ KISA ANİMASYON
Logorama – Nicolas Schmerkin

EN İYİ SES KURGUSU
The Hurt Locker – Paul N.J. Ottosson

EN İYİ GÖRSEL EFEKT
Avatar
Inception



EN İYİ TÜRK FİLMİ
Vavien – Yağmur-Durul Taylan



EN İYİ TÜRK YÖNETMEN
Ümit Ünal – Gölgesizler

6 Kasım 2010 Cumartesi

TOY STORY 3 (2010) by LEE UNKRICH ***-



1995 yılında John Lasseter’in “oyuncaklarımız biz onları yalnız bıraktığımızda ne yapar” sorusundan yola çıkarak Pixar çatısı altında hikâyesini yazıp yönettiği ilk “Oyuncak Hikâyesi” filmi hem yaratıcısının hem de şirketin tüm dünyada tanınıp saygı görmesini sağladı. 3 dalda Oscar adayı olan yapımın dört yıl sonra gelen devam filmi ilki kadar beğenilmese de hayranları devamının gelmesine sevinmişti.

On beş yıl sonra gelen üçüncü ve planlanan son bölüm; üzerinde oldukça çalışılmış bir senaryoya sahip. Eski karakterlerine bolca vakit ayırmasının yanında 103 dakikalık süresini yeni karakterlerine de adilce paylaştırıyor. Örneğin; çocuk yuvasındaki tek gözü hasarlı ağlayan bebek, Chucky ile birlikte tüm zamanların en ürkütücü oyuncağı olmaya aday.

Film bildik renkleri içinde eski dostlarımızın sırayla arz-ı endam ettikleri beş dakikalık bir hayali oyun sahnesiyle açılıyor. Seyirciyi duygusal anlar başlamadan filme adapte etme amacı güden bu giriş belli ki Pixar’ın bir yaz filmine imza attığının farkında olmasından kaynaklanıyor.



Filmin öyküsü kısaca şöyle: Andy’nin büyüyüp üniversiteye gidecek olması nedeniyle oyuncaklara ne olacağı meçhuldür. Üniversiteye götürmek için sadece Woody seçilmiştir ve geriye kalanları tavan arası ya da yuvaya bağışlanma seçenekleri beklemektedir. Yanlış anlaşılma sonucu çöpe giden oyuncaklar Andy’e kırılır ve daha fazla oynanacaklarını düşündükleri bir kreşe kendileri atarlar. Oysa burada acımasız bir düzen vardır ve upuzun eve dönüş maceraları başlar.

Animasyon konusunda artık rakip tanımayan Pixar’ın yine ne kadar başarılı bir iş çıkardığı söylemeye lüzum yok. Ancak sahne tasarımındaki başarı bu filmde öncekilerin de ötesine geçmiş duruyor. Teneffüsten dönen bebeklerin kreşte yarattıkları kaosun kısacık zamanda verilişi, Prison Break(2005-2009) dizisini kıskandıracak hapishaneden kaçış sahneleri, palyaçonun sesinden dinlediğimiz flashback, cinselliği tartışmalı Ken’in Barbie ile yalnız kaldığı anlar ve şehir çöplüğünde geçen finalin tamamı alkışlık.

İlk iki filmi izleyenlerin fazladan zevk alacaklarını tahmin ettiğim film, Andy ile birlikte oyuncaklara veda ettiğimiz duygusal finaliyle üçlemeye oldukça başarılı bir nokta koyuyor diyebiliriz.

30 Ekim 2010 Cumartesi

SURROGATES (2009) by JONATHAN MOSTOW *-



Facebook çökse, dışarı çıkıp düşündüklerimizi arkadaşlarımızın yüzüne söyler miydik? Twitter olmasaydı, aklımızdan her geçeni en yakınımızdakilerle paylaşmaz mıydık? Kalkıp gitmek varken neden her şeyi ekran başından hallediyoruz?

Robert Venditti ve Brett Weldele’nin grafik romanından The Game(1997), Terminator 3:Rise of the Machines(2003), Catwoman(2004) gibi filmlerin senaristleri tarafından uyarlanan senaryosu dökülen Suretler; Wall-E(2008)’nin bütün inceliklerinden uzak ancak benzer bir ekran başında yaşam fantezisi sunuyor. U-571(2000) ve Terminator 3:Rise of the Machines(2003)’in orta halli yönetmeni Jonathan Mostow’un ellerinin de kurtaramadığı film; benzer temalar etrafında dönen akrabalarından toparladığı numaraları 89 dakikalık hızlı bir kolajla perdeye getiriyor.



Evlerinden bağlandıkları sistemle istedikleri gibi genç, güzel, yakışıklı ya da başka cinste görünen robotları kontrol eden insanlar, suç oranının ve ölümlerin azaldığı bu yeni dünya düzeninde seks başta olmak üzere birçok zevki unutmuş ancak bu bağımlılıktan memnun görünmektedirler. Benzerini District 9(2009)’da gördüğümüz izole bölgelerde yaşayan suret robotu istemeyen insanlar(filmdeki tabirle et yığınları) ise bu durumdan hiç hoşlanmamaktadırlar. Düzen bir gün, robotların yaratıcısının oğlunun yeni bir teknolojik silah kullanılarak öldürülmesi ile değişir. Artık suretler teknolojisinin fikir babası yaşlı adamın tek amacı kurduğu sistemi yok etmektir. Üstelik başrol Bruce Willis de karşıt görüşte değildir.



Bruce Willis’i gençleştirmede problem yaşamayan ancak karısı rolündeki Rosamund Pike’yi yaşlandırmayı beceremeyen makyaj ekibi ve bu başarısızlığa eşlik eden fazla renkli yapım tasarımının içine girmeyi zorlaştırdığı film; aksiyon severleri de yok sayıyor. Ne yüzeysel cümlelerine felsefi alt metinler düzüyor film, ne de robotların canları isteyince Terminatör oluşlarındaki uçarılıktan gocunuyor. Yüzlerce tanıdık öğe; Oscar’lı kısa animasyon Logorama(2009)’da hicvedilen şekilde anlamsız bir heyecan dalgasında girdaplar çiziyor.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

ICE AGE: DAWN OF THE DINOSAURS (2009) by CARLOS SALDANHA-MIKE THURMEIER **


Hit serinin son filmi Dinozorların Şafağı; seriyi bilenler için yeni bir bölüm olmaktan, yeni bir macera sunmaktan öteye gidemiyor. Sevilmek için üretilmiş karakterlerine buzulların altında keşfettikleri dünyada yeni heyecanlar yaşatan ekip, eğlendirebilmiş olmayı umut ederek huzurlarımızdan ayrılıyor. Büyükleri de sıkmayacak, izlendikten sonra unutulacak, ortalama bir lunapark eğlencesi.

23 Ekim 2009 Cuma

UP (2009) by PETE DOCTER-BOB PETERSON ***


Her biri selefinden daha çok abartılıp yerlere göklere sığdırılamayan Pixar animasyonlarının şimdilik sonuncusu gösterimde. Diğerlerinden daha fazla erişkin fantezisi olarak pazarlanan, işi Cannes Film Festivali’nin açılışını yapmaya kadar götüren animasyon film nihayetinde bir çocuk filmi olduğunu izlendikten sonra saklayamıyor. Bunları filmi beğenmedim demek için değil, olmadığı bir şey gibi pazarlanmasına sinirlendiğim için yazıyorum. Pixar’ın ve animasyonların ciddiye alınma çabası o kadar baskın ki bu yıl Oscar töreninde en iyi film adaylarının sayısı 10’a çıkarıldı. Böylece yetinemedikleri En İyi Animasyon Film kategorisinin dışına çıkacak, belki beş yıl içerisinde bir En İyi Film Oscar’ı alabilecekler. Teknik anlamda elbette üstün, hikâyesi elbette pişmiş, pazarlaması birinci sınıf, yandaşı seveni çok ama nihayetinde ortalama bir film. Hayatınızı değiştireceğini, yıllardır görmediğiniz şeyleri göstereceğini falan düşünmeyin. Wall-E (2008), Ratatouille (2007), Cars (2006), The Incredibles (2004), Finding Nemo (2003) zamanında nasıl abartıldı ve gördüğünüzde ne hissettiyseniz yine aynısı olacak.

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...