paco plaza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paco plaza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2012 Cuma

[REC]3 GÉNESIS (2012) by PACO PLAZA –

 
“[Rec]/Rec: Ölüm Çığlığı” ve “[Rec]2/Rec 2”yi görüp belli bir zevk aldıysanız, üçüncü filme ilgi duymanız muhtemel. Ne yazık ki onlarla alakası olmayan, sonunu getirmenin çok zor olduğu bir yapım var karşımızda. Hem serinin en zayıf halkası, hem de korku-komedi sineması için utanç kaynağı.

Filmin eleştirisini TersNinja.com için yazdım. Bu Hafta Vizyona Giren Filmler (28 Eylül 2012) başlığı altında okuyabilirsiniz.

27 Eylül 2012 Perşembe

2012 EYLÜL TÜRKİYE VİZYON FİLMLERİ – 4. HAFTA

Eylül ayının son cuması gösterime giren beş yeni filmi Filmlerim.com için değerlendirdim. Okumak için buraya tıklayın.



ÇANAKKALE ÇOCUKLARI – Sinan Çetin 28.09
TO ROME WITH LOVE - Woody Allen 28.09
DREDD 3D – Pete Travis 28.09
[REC]3 GÉNESIS - Paco Plaza 28.09
N’APÇAZ ŞİMDİ – Özgür Özberk 28.09

22 Temmuz 2012 Pazar

MIENTRAS DUERMES (2011) by JAUME BALAGUERó ***


İspanyol yazar-yönetmen Jaume Balagueró kısa filmler çekip televizyon için çalıştıktan sonra 2002’de “Darkness” ile ülkesinden taşmıştı. Anna Paquin’in başrolde olduğu film tüm dünyada yaygın gösterim şansı bulmuş ve Balagueró’nun ismini duymamızı sağlamıştı. Üç yıl sonra “Ally McBeal” adlı diziyle birlikte şöhretinin zirvesini geride bırakmış Calista Flockhart’lı “Frágiles/Kırılgan” geldi ama asıl çıkışı 2007’de Paco Plaza ile birlikte kotardığı “[Rec]/Rec: Ölüm Çığlığı” ile oldu. El kamerasıyla çekilmiş gerçek görüntülerden oluştuğunu iddia eden (found footage) bir başka “The Blair Witch Project/Blair Cadısı” sonrası denemesi gibi görünse de baştan sonra heyecanla izleniyordu. Film o kadar beğenildi ki bir yıl içinde Hollywood “Quarantine/Karantina” ismiyle yeniden çevrimini yaptı. Balagueró ve Plaza 2009’da İspanya’da kendi devam filmleri “[Rec]2/Rec 2”yi çektiler. Hollywood 2011’de “Quarantine 2: Terminal/Karantina 2: Terminal” ile karşımıza çıktı. Orijinal serinin yaratıcılarından Paco Plaza “[Rec]3: Génesis”i tek başına yönetme kararı aldığında Balagueró ona yapımcı olarak destek oldu ve kendi projesine yöneldi, karşımıza “Mientras Duermes/Ölüm Uykusu” ile çıktı.

“Ölüm Uykusu”nun tamamı “[Rec]” filminde olduğu gibi bir apartmanda geçiyor. Apartman görevlisi olarak çalışan César’ın öyküsü bu. Hastanede yatan ve konuşamayan annesi dışında kimsesi yok. Hiçbir işte dikiş tutturamamış. Bir süredir çalıştığı bu yeni binada Clara isimli apartman sakinine takıyor kafasını. Kendisi bu kadar mutsuzken Clara’nın nasıl her sabah neşeli olduğuna şaşıyor. Kendisi her fırsatta atlamak için binanın tepesine çıkarken Clara’nın kötü olaylar karşısında bile gülümsemesine dayanamıyor. Akla hayale sığmaz kötülükler düşünebilen bir süper kötü değil César. Sadece mutlu olamıyor ve çevresindekileri mutsuz görmek acısını hafifletiyor. Bu nedenle de Clara’nın mutsuz olması için elinden geleni yapmaya başlıyor.

“Ölüm Uykusu” kötü adamın yaptıklarını hayretle izlediğimiz standart bir taciz filmi değil. Başkarakterini insanüstü tasvir etmiyor. Olaylar akla uygun ilerliyor. Böylece inandırıcılık sarsılmıyor. Luis Tosar başrolde devleşiyor. Kadronun geri kalanı da vasatın üzerinde. Akılda kalıcı, anlık korkutma numaralarına başvurmayan, ortalamanın üzerinde bir gerilim izlemek isteyenleri tatmin etmesi zor olmayacaktır.


21 Ağustos 2010 Cumartesi

[REC]2 (2009) by JAUME BALAGUERO-PACO PLAZA *


The Blair Witch Project(1999) ve Cloverfield(2008) tarzı gerçekçiliğin peşindeki fena sayılamayacak İspanyol korku filmi [REC](2007)’in Amerikan yapımı yeniden çevrimi Quarantine(2008)’nin ardından kendi ülkesinden gelen devam filmi [REC]2 beklenen etkiyi vermekten epey aciz.

İlk filmin bittiği saniyeden başlayıp ilk aksiyonunu ancak 14 dakika geciktirebilen ülkemizdeki adıyla Ölüm Çığlığı 2; 37 dakika boyunca karantina altındaki binaya giren özel timin yanlarında getirdikleri el kamerasından avlanışlarını izletiyor. İlkinden farklı olarak polis kasklarına yerleştirilen mini kameralara da bağlanıp görsel zenginlik yaratmaya çalışan yönetmenler bu sürenin çoğunu FPS oyunlara öykünerek geçiriyor.

Özel timin yanlarındaki rahiple tartıştıkları “içine kötü ruh girmiş 11 yaşında bir kızın kanından kimyevi özü izole edip panzehir bulmak için araştırma yapan Vatikan tarafından görevlendirilmiş ve İspanya’da bir apartmanın çatı katında kendini bu işe adamış başka bir rahip” saçmalıklarının arasına yerleştirilen birbirinin aynısı sıçratma numaralarıyla filmin sonunu getiremeyeceklerini anlayan yönetmenler 37.dakikada ilk ekibin kamerasının lensini kırıp karşı binanın çatısında bir şişme kadını fişekle uçurmaya çalışan yeniyetmelerin durumu görüntüleyen kamerasına geçiş yapıyorlar. Aptal ergenler caddedeki olayları gördükten sonra merakla binamızın içine dalıp neler olduğunu anlayana kadar 20 dakika daha geçiyor. Zaten 77 dakika sürebilen bu zorlama devam filmi son 20 dakikasını ise daha da saçmalamaya ayırıyor. Şeytani ruhun çıplak göz yerine en ucuz kamerada bile bulunan gece görüşü konumunda görülebileceği veya insandan insana ağız yoluyla dev bir kurt formunda geçebileceği gibi üstüne güldüren önermelerde bulunan senaryo utanmadan üçüncü filme de göz kırpıyor. Üstelik hikâyesi de hazır. 28 Days Later!

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...