nuri bilge ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nuri bilge ceylan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2014 Cumartesi

KIŞ UYKUSU (2014) – NURİ BİLGE CEYLAN ***-



İçinde Çehov, Dostoyevski, Shakespeare, Tolstoy, başyapıt, ustalık ve Altın Palmiye geçmeyen bir Kış Uykusu yazısı okumak istiyorsanız; filmin politik olduğu, sınıf çatışmasına el attığı, yerli aydınların durumunu incelediği konularında da hemfikirsek başka neler var bakmak için şöyle buyurun.



Kış Uykusu (Winter Sleep)

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan
Senaryo: Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan
Oyuncular: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ
2014 / Türkiye-Almanya-Fransa / 196 dk.

BİR @cinemaximum DENEYİMİ



Sizlere Mars Entertainment Group’a ait bir Cinemaximum salonunda yaşadığım deneyimden bahsetmek istiyorum.



Yer: Kahramanmaraş.
Tarih: 13.06.2014 Cuma 12:00

Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye ödüllü Kış Uykusu filminin ilk seansı için bilet almak istediğimde görevli “filmin süresini biliyorsunuz değil mi” diyerek imalı şekilde uyardı beni. 196 dakikalık süreyi caydırıcı bulacağımı düşünmüş olmalı. Üstelik 226 dakika olduğu konusunda ısrar edip elindeki listesi gösterdi fakat elbette kulak asmadım. Kulak asmayan altı kişiyle birlikte salona geçtiğimde, reklam ve fragmanların bulanık olduğunu fark ettim. Film başlamadan çıkıp fuayede gezinen görevlilere durumu bildirdim ve bu şekilde izlemek istemediğimi söyledim. Ne yazık ki kimse gelip kontrol etmedi ve ilk yarıyı puslu camın ardından bakar gibi izledik. Üstelik görüntünün iki karışlık kısmı perdenin alt-dışına yansıyordu ve perdenin iki karışlık üst kısmı beyaz bir boşluk olarak tüm dikkat dağıtıcılığıyla orada duruyordu. Arada bulabildiğim görevlilere durumu izah ettiğimde içlerinden biri “dünden beri o salon öyle” dedi. Peki, dünden beri öyleyse neden problemli bir projektör ile gösterim yapılmaya, bu hatalı gösterimler için bilet satılmaya devam ediliyor?



İkinci yarı başlamadan sosyal medyadan kuruma durumu bildirdim. İkinci yarıyı da, artık dikkatim kaybolmuş şekilde aynı hatalarla izleyip çıktığımda; işletme müdürü beni kapıda bekliyordu. Elindeki davetiyeyi takdim etmek istedi. Çünkü ona göre filmi bu şekilde izlememin karşılığı bir bilet parasıydı. İşte tek amacı para kazanmak olan bir kurumun özrü. İşte her şeyi maddeyle ölçen kapitalizm. Benim yegâne kaybımın bilet parası olduğunu düşündüklerinden, bununla ödeşmiş sayacaklardı kendilerini. Peki, salondaki diğer altı kişi? Şikâyet etmeyene şeker yok. Benim kadar deneyimli olmayabilirler ya da bunu önemsememiş olabilirler ancak onlara da benim gibi defolu ürün verildi. Önemsemedilerse, hak ettiklerinin bu kadarcık olduğunu düşündüklerindendir. Ama eğer problemleri anlayacak kadar teknik bilgileri yoksa işte o zaman kandırılmışlar demektir.




Keşke bu ilk olsaydı. Daha iki hafta önce ülkenin en lüks sinemalarından Zorlu Center Cinemaximum’a gittik. X-Men: Days of Future Past’ı izlemek istiyorduk ve Dolby Atmos seçeneği sadece burada vardı. Adam başı 26.50TL gibi bir ücret ödeyip koltuğumuza oturduk ancak kopya Dolby Atmos değildi. Çıkınca gişe görevlisine sordum. “O filmin Atmos kopyası hiç gelmedi ki” dedi. Ben ısrar edince müdürünü aradı, o da onayladı. Ama bizim biletimizde, gişedeki satış ekranlarında ve MarsGate adlı online satış sitesinde seansların Dolby Atmos olduğu yazıyordu. Hala. Bile bile insanları kandırmaya devam ediyorlardı. Ben Atmos olmadığını anladığım için şikâyette bulunduğumdan Misafir İlişkileri başlıklı bir e-posta ile iki davetiye gönderdiler. Yine, onlara göre kandırılmanın bedeli paraydı.



Keşke sadece bu son iki olay olsaydı. Bayrampaşa Cinemaximum’da Need for Speed filmini ışık gücü düşük bir projeksiyonla izledik. Arada şikâyette bulunduğum eleman, benim gibi fark edip tartışma çıkarmış iki kişiye paralarını iade etmek üzere gişeye kadar eşlik ediyordu. Randevu İstanbul Festivali’nde Zorlu Center Cinemaximum’da İspanyolca bir film altyazısız oynatılmaya çalışıldı ve çıkanlara Düğün Dernek izlemeleri önerildi. The Hunger Games: Catching Fire filminin Bayrampaşa Cinemaximum 10. salondaki gösteriminde yansı o kadar karanlıktı ki, oyuncuların yüzleri seçilemiyordu…



Son olaya dönelim. Kahramanmaraş şubesinin müdürü lambada sıkıntı olduğunu, filmi durdurursa cihaza zarar verebileceğini itiraf etti. Peki, madem lambada sıkıntı oldu, film başlamadan salona bir görevli gelip “filmi bulanık gösterebileceğiz, kabul etmeyenler ayrılabilir” diyemez miydi? Böylece razı olanlar kalır, diğerleri tamir edildikten sonra gelirdi. Nuri Bilge Ceylan gibi bir sanatçının her karesine özendiği eserini 196 dakika boyunca çamur gibi görüntülerle izlemek istemezdim belki, ne dersiniz? Ya da reklam ve arayla birlikte harcadığım dört saatimi başka türlü değerlendirebilirdim.

Cinemaximum şu sıralar ülkedeki her iki salondan birinin sahibi. Hızla yayılan şirket ne yazık ki kontrolsüz büyüyor. Ya iç denetim eksik, ya çalışanlar cahil ya da yönetimin amacı sadece para kazanmak. Bu insanlara limon satmadıklarının, bir ülkenin ilgilendiği en popüler sanat dalına ulaşım konusunda aracılık yaptıklarının hatırlatılması lazım. Hoş, limon da satsalardı, kimseye bozuk limon satma hakları olmazdı. Tüccar dediğin dürüst olmakla yükümlüdür. Sattığı malın kalite kontrolünü yapmak zorundadır. Hiçbir alanda güvenilir profesyoneller yetiştiremeyen Türkiye’de keyifle film izlemek de sokakta ölmek de şansa kalmış durumda.

Eskiden haftada üç gün sinemaya giden bir insandım. Şimdiyse yaşadığım yerde Cinemaximum dışında seçenek olmadığından, filmlerin DVD’lerinin çıkmasını bekliyorum. Çok merak ettiğim bir film gösterime girdiğinde bile dişimi sıkıp evde kalıyorum. Çünkü biliyorum ki gittiğim Cinemaximum’da filmi kötü koşullarda izleyeceğim, Twitter’dan şikâyet yazacağım ve aynı cevabı alacağım: “Yaşanılan aksaklık için üzgünüz”.
Serkan Çellik

19 Kasım 2013 Salı

MERYEM (2013) - ATALAY TAŞDİKEN *




Bir Türk yapımı daha, ensesinden gördüğümüz erkek karakterin başını çevirip arkaya bakma sahnesini içeriyor. Hem de en baştan. Söz konusu filmin ismi “Meryem”. 50. Altın Portakal Film Festivali’nden beş ödülle döndü. 300’den fazla reklam yönetmiş ve bu birikimi sinemaya taşımaya karar vermiş 49 yaşındaki Atalay Taşdiken’in yeni uzun metrajı “Meryem”. Bu yazıyı ne Zahit Atam nefretiyle, ne de eleştirmen etiketiyle yazıyorum. Filmin karşısına geçip 100 dakikasını veren sıradan bir izleyiciyim.

NBC dememek için kendimi zor tutuyorum ama malum geriye kafayı çevirip bakan erkek sahnesinin ardından akıllara zarar, özenti bir rüya sahnesi geliyor. Ardından yaşlı/huysuz bir kadının uyandırma gürültüsü. İsmi elbette "Sarıkız" olan bir ineğin masum/mazlum (zulmedilen, sessiz, uysal, boynu bükük)/dünya iyisi/altın kalpli/cennetten çıkma ana karakterimiz Meryem tarafından sevildiğini öğrenmemiz. Parkinson hastasından beter el titremesi göstererek "heyecan" duygusunu izleyiciye geçirebileceğini hesaplayan(!) bir yönetmen. Seyirciyi ısıtmak adına yakamoza karşı "Ah Yalan Dünya". Feci rol kesen İsmail Hacıoğlu. Kaşı-sakalı eşit beyazlatılmış, tiyatro makyajlı Mustafa Uzunyılmaz görüntüsü. Meryem'in o yaşta, o cahillikle onbaşı-çavuş rütbelerini ayırt edebilmesine inanmamız bekleniyor. Sarıkız'ın ardından Meryem’in zihinsel engelli Celil ile de iyi iletişim kurduğu gösterilip daha da melekleştirme çabasına giriliyor. Filmin öyküsüne tamamen zıt cilalı doğa görüntüleri. (Bilinçli olabilir ama bana doğru gelmedi.) O bayılma sahnesi ne öyle? Murat karakteri için “Amerikalılar Irak sonrası post-travmatik stres bozukluğunun suyunu çıkardı ama biz de kullanalım, ne olacak” kafası. Bir türkü daha girsin, seyirci sever. Çocuğu olan kızla çocuksuz gelin arasındaki farkın iyice altını çiz, kör parmağım gözüne seviyesinden aşağısı olmaz ama. Dakikalar geçerken kayınbabanın monoloğu, sütçü fıkrası, konudan tamamen bağımsız-mahalle dizisi menşeli küçük esnaf bunalımları, görümce karikatürü... Bitmiyor amatör senaryonun zayıflıkları, bitmiyor. Hiç mi film izlemiyor bu insanlar? Hiç mi eleştirmenleri takip etmiyor? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu tartmıyor? Hem yapanlar, hem alkışlayanlar! Ödül verirseniz bu adama, bir sonraki işi daha da yalapşap olur. Neden üzsün ki kendini!



En gerçek karakter kaynana, o da klişe cümlelerin kurbanı. Bütün karakterler gerçek hayatta birer karşılığa sahip ama perdede gerçek durmaları sağlanamamış. İsmail Hacıoğlu'na bakıyorsun, vay be cuk oturmuş diyorsun. Bir konuşmaya başlıyor, yaptığı oyunculuk değil sanki taklit yeteneğini konuşturuyor. Hacıoğlu ne yapsın, oyuncu yönetimi diye bir şey yok ki. “Hadi şimdi kameranın tam önünde el ele tutuşup dümdüz koşun, sokağın sonundan sağa dönün.” şeklinde konuşan bir adam var sanırım sette. Başka türlü o sahnelerin çiğliği açıklanamaz.



Her neyse. İçim şişti bu filmleri anlamaya çalışmaktan, iyi yönlerini görmeyi denemekten. “Saç”ı izlerken bu kadar mı kolaycılık olur diyorsun, “Güzelliğin On Par’ Etmez”e geçince amatörlüğe şaşıp Fatih Akın’ı düşünmeye başlıyorsun, karşına “Meryem” çıkıyor! “Güzelliğin…”i affedip “Saç”ın başyapıt olduğunu anlıyorsun. Tabi aklına “Dupa Dealuri” düşmezse. O zaman ne olacak? Bütçe azsa, onda da az. Teknoloji yetersizse, onda da yetersiz. Yok, ülke sineması bir iki insan sayesinde ilerliyor. Onlar da olmasa bitmişiz.

23 Nisan 2012 Pazartesi

1. SİNEMA BLOGGERLARI ÖDÜLLERİ

“theoscarboy.com” sitesinin yazarı Umur Çağın Taş’ın çabalarıyla bir araya gelen ellinin üzerinde sinema bloggerının oylarıyla belirlenen “1. Sinema Bloggerları Ödülleri”nde kazanan isimler belli oldu. FLASHlandSinema’nın yazarı olarak benim yolladığım liste aşağıdaki gibi. Oylama sistemini öğrenmek ve kesin sonuçları görmek içinse buraya tıklayın.

EN İYİ FİLM
1. THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO (2011) 
2. LES BIEN-AIMES (2011)
3. JODAEIYE NADER AZ SIMIN (2011)
4. TINKER TAILOR SOLDIER SPY (2011)
5. LE GAMIN AU VELO (2011)

EN İYİ YÖNETMEN
1. NURİ BİLGE CEYLAN (BİR ZAMANLAR ANADOLU'DA)
2. DAVID FINCHER (THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
1. JEAN DUJARDIN - THE ARTIST
2. GARY OLDMAN - TINKER TAILOR SOLDIER SPY

EN İYİ KADIN OYUNCU
1. VIOLA DAVIS - THE HELP
2. MICHELLE WILLIAMS - MY WEEK EITH MARILYN

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU
1. CHRISTOPHER PLUMMER - BEGINNERS
2. KENNETH BRANAGH - MY WEEK WITH MARILYN

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
1. JESSICA CHASTAIN - THE HELP
2. OCTAVIA SPENCER - THE HELP

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
1. TINKER TAILOR SOLDIER SPY
2. MONEYBALL

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
1. JODAEIYE NADER AZ SIMIN
2. MIDNIGHT IN PARIS

EN İYİ TOPLU PERFORMANS
1. THE HELP
2. LES BIEN-AIMES

EN İYİ KURGU
1. THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO
2. HUGO

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
1. EDUARDO SERRA - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)
2. ROBERT RICHARDSON - HUGO(2011)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ
1. ANDREW ACKLAND-SNOW, ALASTAIR BLOCK, MARTIN FOLEY, KATE GRIMBLE, CHRISTIAN HUBAND, MOLLY HUGHES, HATTIE STOREY, GARY TOMKINS, ASHLEY WINTER - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)
2. ALASTAIR BLOCK, DIMITRI CAPUANI, STEVE CARTER, STEPHANE CRESSEND, MARTIN FOLEY, CHRISTIAN HUBAND, STUART ROSE, LUCA TRANCHINO, DAVID WARREN, ASHLEY WINTER - HUGO(2011)

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI
1. HUGO
2. THE ARTIST

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ
1. TINKER TAILOR SOLDIER SPY
2. THE ARTIST

EN İYİ GÖRSEL EFEKT
1. TRANSFORMERS: DARK OF THE MOON(2011)
2. REAL STEEL

EN İYİ SES
1. TRANSFORMERS: DARK OF THE MOON
2. THE GIRL WITH THE DRAGON TATTOO

EN İYİ MAKYAJ
1. HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2
2. THE IRON LADY

EN İYİ YERLİ FİLM
1. BİR ZAMANLAR ANADOLU'DA

EN İYİ BELGESEL
1. TÜRK PASAPORTU

3 Ocak 2012 Salı

SİNEMA DÜNYASINDAN EN İYİLER 2011

2011 yılında sadece 93 film görebildim. Oldukça düşük olan bu rakama karşın en iyilerimi seçmek istedim. Sıralama 2011 yapımı filmler arasında değil, benim 2011 yılında izlediğim filmler arasında yapılmıştır. Yapım yıllarını da not düştüğümden, 2011 listeleri de aslında ortada.


EN İYİ FİLM

ENTER THE VOID(2009) – GASPAR NOE ****-
BLACK SWAN(2010) – DARREN ARONOFSKY ****
LE GAMIN AU VELO(2011) – JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE ***-
MIDNIGHT IN PARIS(2011) – WOODY ALLEN ***-
THE NEXT THREE DAYS(2010) – PAUL HAGGIS ***-
RISE OF THE PLANET OF THE APES(2011) – RUPERT WYATT ***-
BURIED(2010) – RODRIGO CORTES ***-
TOAST(2010) – S.J. CLARKSON ***-
LE HAVRE(2011) – AKI KAURISMAKI ***-
SCREAM 4(2011) – WES CRAVEN ***-
NEVER LET ME GO(2010) – MARK ROMANEK ***-
THE ARTIST(2011) – MICHEL HAZANAVICIUS ***
CARNAGE(2011) – ROMAN POLANSKI ***


EN İYİ YÖNETMEN

GASPAR NOE – ENTER THE VOID(2009)
DARREN ARANOFSKY – BLACK SWAN(2010)
NURİ BİLGE CEYLAN – BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA(2011)
JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE - LE GAMIN AU VELO(2011)
STEVE McQUEEN – SHAME(2011)
MICHEL HAZANAVICIUS – THE ARTIST(2011)
RODRIGO CORTES – BURIED(2010)
ROMAN POLANSKI – CARNAGE(2011)
WOODY ALLEN – MIDNIGHT IN PARIS(2011)
RUPERT WYATT - RISE OF THE PLANET OF THE APES(2011)
MARK ROMANEK – NEVER LET ME GO(2010)
PAUL HAGGIS – THE NEXT THREE DAYS(2010)
CEMİL AĞACIKOĞLU – EYLÜL(2011)


EN İYİ SENARYO

MARK HEYMAN, ANDRES HEINZ, JOHN J. McLAUGHLIN - BLACK SWAN(2010)
PAUL HAGGIS – THE NEXT THREE DAYS(2010)
WOODY ALLEN - MIDNIGHT IN PARIS(2011)
JEAN-PIERRE DARDENNE, LUC DARDENNE - LE GAMIN AU VELO(2011)
NURİ BİLGE CEYLAN, EBRU CEYLAN, ERCAN KESAL – BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA(2011)


EN İYİ ERKEK OYUNCU

COLIN FIRTH – THE KING’S SPEECH(2010)
JEAN DUJARDIN – THE ARTIST(2011)
MICHAEL FASSBENDER – SHAME(2011)
OWEN WILSON - MIDNIGHT IN PARIS(2011)
GILLES LELLOUCHE – A BOUT PORTANT(2010)
TURGAY AYDIN – EYLÜL(2011)
THOMAS DORET – LE GAMIN AU VELO(2011)


EN İYİ KADIN OYUNCU

NATALIE PORTMAN – BLACK SWAN(2010)
JODIE FOSTER – CARNAGE(2011)
TILDA SWINTON – WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN(2011)
CAREY MULLIGAN - NEVER LET ME GO(2010)
AYTAÇ ÖZTUNA – KADİFE(2011)


EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU

MELISSA LEO – THE FIGHTER(2010)
MILA KUNIS – BLACK SWAN(2011)


SANAT YÖNETİMİ

ANDREW ACKLAND-SNOW, ALASTAIR BLOCK, MARTIN FOLEY, KATE GRIMBLE, CHRISTIAN HUBAND, MOLLY HUGHES, HATTIE STOREY, GARY TOMKINS, ASHLEY WINTER - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
ALASTAIR BLOCK, DIMITRI CAPUANI, STEVE CARTER, STEPHANE CRESSEND, MARTIN FOLEY, CHRISTIAN HUBAND, STUART ROSE, LUCA TRANCHINO, DAVID WARREN, ASHLEY WINTER - HUGO(2011)**


GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

EDUARDO SERRA - HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
ROBERT RICHARDSON - HUGO(2011)**


GÖRSEL EFEKT

TRANSFORMERS: DARK OF THE MOON(2011)**-
HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS: PART 2(2011)**-
HUGO(2011)**

Ayrıca…
En İyi Korku Filmi: INSIDIOUS(2010)**
En İyi Atmosfer: THE GHOST WRITER(2010)***-

2010 Listeleri

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...