Banu Sıvacı’nın yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı film olan Güvercin,
yakında “Yeni Adana Gerçekçiliği” başlığı altında toplayabileceğimiz
kadar çoğalan işlerden biri. Şehrin kenar mahallelerinde yoksullukla
boğuşan insanların öykülerini anlatan bu filmler Adana’ya özgü
çekicilikleri ve doğallıklarıyla öne çıkıyor fakat Güvercin bu
bağlamda, şehri filme dahil etme konusunda yetersiz kalıyor. Taşköprü’yü
gösterip Pozantı’nın adını anmak yetmiyor ne yazık ki. Belki bütçe,
belki prodüksiyon ekibi yetersizliği, belki de yönetmen tercihidir
bilemiyorum ama Güvercin’in Adana’sında karakterlerimiz dışında
pek kimsecikler yaşamıyor gibi. Düğün, mezat sahneleri kalabalık olsa
da filmin geneline, ruhuna bakıldığında ne şehrin sesleri ne Yusuf’un
ömrünü harcadığı sokaklar canlı.
Okumak için tıklayın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Sen!
İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun. Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...
-
Predators filmi; büyük işler başarabileceğini düşündüren Avrupalı bir yönetmenin, Hollywood’un attığı yemin peşinde sürüklenip tükenişinin g...
-
- Filme uzun bir yürüyüş sahnesiyle başlayalım. Bütün iyi Türk filmlerinde var. - Babasını takip eden bir çocuk gösterelim ormanda. Bu; ha...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder