30 Ağustos 2020 Pazar

36. Yaşımı Ne Yaptım?

Bu satırları, geçen sene doğum günümde aklımın ucundan bile geçmeyecek bir halde yazıyorum. En çok vakit geçirdiğim, 24 saat yanımda olan beş insandan dördü Avrupa’ya taşındı, biri de yatalak oldu. Ben de zamanında içinden geçmeye bile tahammül edemediğim bir şehre yerleştim. 36 değil de yeni doğmuş gibiyim, o kadar geçmişim yok.
 
35. yaşımı hala annemle basın gösterimlerine gidebiliyor şekilde bitirmiştim. 36’yı ise sinemaların aylar sonra açıldığı ama içine adım atmaya korktuğumuz bir dünyada ve annemin ancak mamayla beslendiği bir çıkmazda bitiriyorum.
 
36. yaş günüm, bir gün önce, en sevdiğim İtalyan restoranında kahvaltıyla başladı. Ekipteki 3 insan ve 1 köpeğin şimdi iflas edip kapanan o restorandaki son anısı bu oldu. Akşamında sürprizlerin insanı, en sevdiğim biracıda dokuzumuzu bir araya getirdi, o ekibin de son toplanışı oldu. Gece prematüre duygulara doğum sancısı yaşayan bir annenin dudaklarını tutarak geçti ve yeni yaşıma her zaman istediğim-yaptığım şekilde giremedim, belki de bu yüzden hiçbir şey beklendiği gibi olmadı.
 
Doğum günü günümde çok güzel hediyeler aldım ve acemice hazırlanmış bir programı izledim. Şimdi bakınca o kadar da kötü değilmiş diyorum, en azından masalarda iki kişiden fazlasının oturması serbestti. Yıllık iznimin bir bölümünü kullandığım hafta; spor, havuz, hamam, yemek, içmek ve içmekle geçti. Vücudumun ve performansımın bazı üst sınırlarındaydım.
 
İşe annemle gidiyordum. Sabah bir telaşla onu hazırlıyor, tüm gün yanımda oturmasını sağlayacak şaklabanlıklar yapıyor, akşam gelip ev hanımlığına soyunuyordum. Yoruldum. Optik gözlüğümü yeniledim, Ajda Pekkan’ı Harbiye’de annemle izledim, 19:00’da uyuduğum günler oldu. Sonra iki gözümüzün çiçeğini, bize daha iyi bir insan olmayı öğreten sevgilimizi gözyaşları içinde yeni hayatına uğurladık. Glamorous bir devir bitti, kabul ettik.
 
Bir gün yine birine hayatının en güzel doğum gününü yaşattım. Maçka Parkında çimlere yattığımız anı o kadar sevdim ki çaldım, hafızamda kendi doğum günümmüş gibi bıraktım.
 
Nilüfer konserine gittim, yağmur altında CoffeeFest deneyimledim, Altın Koza’ya katıldım ve 55. kattaki evimde tek başıma 5 gece geçirmek için anneme ihanet ettim. Doğum gününde yanında olmadım, biletini aldığım Mabel Matiz konserine onsuz gittim.
 
Gidiş dönüş 666TL’ye Kiev gördüm. İlk gece otel ayarlamadığımız için sokaklarda yaşadığımız rezillik bile güzeldi. Ankara’da bazı günler yaşadım. İstanbul’a yalnız döndüm. Aynı şehirde evim olmasına rağmen ilk kez dostlarımda yatıya kaldım. Bazı sergi açılışları, lüks alışverişler, botokslanmalar ve keyifler derken annemi 1 ay görmedim. Şimdi değer miydi diyorum. Annemin doğum gününü 30 gün sonra kutladık ama ne kadar anladı, onu da bilmiyorum.
 
Bazı çılgınlıklar da olmadı değil. Public durumlar, beyaz yakalı gibi akşam yemekleri, otomobil ve otobüs fantezileri, Dada Salon’da Uykusuzlar Kulübü derken annemi yılbaşı gecesi de yalnız bıraktım, her sene istediği yemeğe götürmedim, yeni yıla ilk defa ondan uzakta girdim.
 
13 Ocak annemin hastalığı için bir milat oldu. Kişisel hijyenini sağlayamaz hale gelip, iki odalı evde kendi odasını bulamadı. 22 Ocak’ta “annemi arıyorum” diyebileceğim bir numarası kalmadı. 3 Şubat günü işyerinde çıkan bir kavga sonucu istifa edip Mersin’e yerleşmeye karar verdim. 11 Şubat’ta kapora yolladım, 17’sinde evi gördüm, 21’inde resmen benim oldu. Aynı gün annemin evi diyebileceğim bir evdeki son gecemi geçirdim, sabahına tüm eşyalarını taşıdım, Kahramanmaraş sayfasını annem için sonsuza dek kapattım.
 
Bir ay daha geçti. 21 Mart, İstanbul’da ev sahibi olduğum son gündü ve 6 yıllık macera bitti. Bir hafta sonra Mersin’deki yeni evimde uyumaya başladım. 2 senelik Schengen, 10 senelik ABD vizesi almışken pandemi patladı. Sokağa çıkma yasakları yaşadık, 2 sene sonra sakalımı kestim, saçımı kazıdım, senaryom üzerinde çalışmaya başladım. Annem 24 Mayıs’ta ilk kez yeni evimde uyudu, 7 Haziran’da ise son kez.
 
Annemle son sinema (Bad Boys for Life, 22 Ocak 2020, İstinye). Son konser, son nişan töreni, son sergi (29 Ocak 2020), son kez kafede oturmaca. ASM’ye son kez birlikte gittik (10.03.2020) İstanbul’da gezdiği son gün (12.03.2020), İstanbul’da uyandığı son gün + Ankara’da bulunduğu son gün + Annesinin mezarını son ziyareti (14.03.2020) derken ertesi gün, öleceği yer olan Mersin’e getirdim.
 
Hiç mi iyi bir şey olmadı derseniz, çok güzel bir kahve makinesi aldım. 2 Haziran’da katıldığım e-bülten seminerinden iki gün sonra ilk Bu Hafta Ne İzlesem?’i gönderdim.
 
İstanbul’da, en yakın dostlarımla, onlar Türkiye’yi terk etmeden önce 19 gün geçirdim. 7 Temmuz’da Yorum İstanbul’daki ikinci evimizi de boşalttık ve hep beraber İstanbul’dan ayrıldık. Dönüşte annemin Covid-19’a yakalandığını öğrendim ve bıraktığım kadının yerinde enkaz buldum. Sonrası, yatalak bir hastaya bakıp eski günlere gözyaşı dökmekle geçti.
 
1 Temmuz’dan itibaren resmi olarak da işsiz kaldım.

(Yazının buraya kadarı 21 Ağustos 2020’de yazıldı. Devamı 29 Ağustos sabahı, annesiz uyandığım 3. günde.)
 
9 Temmuz sabahı annemin beni tanımadığı ilk gün oldu. Çok güçsüzdü. Arabaya bindirip gezdirdim. Sadece torpido gözüne baktı. Canım diye sevdiği arabasına son binişi oldu. Bir daha da kendine gelemedi. Yani benimle konuştuğu, bilinci yerindeyken bana sarılıp defalarca öptüğü son gün 18 Haziran 2020 oldu. Çünkü 19’unda, ertesi gün yola çıkacağım için yanına gitmedim. Çünkü 20’sinde istifa etmek için İstanbul’a gittim. Ve ben yokken ona Covid-19 bulaştırdılar.
 
Sonrası onu kurtarma çabamla geçti. 44 gün boyunca iyileşsin diye uğraştım. Başında nöbet tuttum. Mama aldım, bez aldım, enjektörle besledim, altını temizledim, elini tuttum. İstemsizce vurmaya başladı, etimi sıktı, burnuma yumruk attı ama bırakmadım. 21 Temmuz’da bir dostum annesini kaybetti. Cenazesine gittim. Kendi anneminki için prova olduğunun farkındaydım. 27 Temmuz’da salyası akmaya başladı. Vücudunun kontrolünü kaybetmeye başladı. Yine de bana “yürü git” diyebildi. 5 Ağustos’ta kendine ait mamaları oldu, sağdan soldan topladıklarımız zaten bitmek üzereydi. İyi besledik, yavaş yavaş cildi canlandı, yüzüne renk geldi. 8 Ağustos’ta annemi kaldırıp indirirken sakatlandım. 12 Ağustos’ta ona attığım yumuşak topu bana geri attı, hem de iki kez. İyice ümitlendim. 17 Ağustos’ta sabaha karşı, doğrulamadığı için kafa üstü yatağından düştü. 18 Ağustos’ta bütün gün bana kötü davrandı, ben de ona. 19 Ağustos’ta onun için tekerlekli sandalye siparişi verdim. Çünkü doğum günümde beraber kahvaltıya gitmek istiyordum.
 
22 Ağustos sabahı iyi niyetli ama berbat bir sürpriz doğum günü planıyla yollarda sürüklendim. 5 saatte gideriz sanılan yere 10 saatte gittik, kiralanan villa yanlış çıktı, tabldot yemek yerken ucuz otel aradık ve annemin bu dünyadaki son 3 gününü saçma sapan bir planı güzelleştirmeye çalışarak, ondan 10 saat uzak mesafede geçirdim. 25 Ağustos 2020 akşamı Mersin’e döndüm ama yorgun olduğum için gidip onu görmedim.
 
Ama yine de, her şeye rağmen, 25 Ağustos 2020 salı gecesi, çok güzel bir doğum gününe uyanmak umuduyla gözlerimi kapadım.

20 Ağustos 2020 Perşembe

Euphoria (2019): Aşk Bağımlılığı

HBO’nun 2019 tarihli gençlik dizisi Euphoria, Netflix’in -Türkiye’ye hala bir iki gömlek fazla olsa da- deneyimli ve modern izleyici için şurup şeker kalan damıtılmış liberalizminden sıkılanlara ilaç gibi gelecek; özgürlükçü, sert ve güçlü bir anlatı.

Okumak için tıklayın.

11 Temmuz 2020 Cumartesi

#istfilmfest20 Deux / Two of Us / İkimiz (2019)



Gök kubbe altında anlatılmamış aşk hikayesi kalmadığını düşünenlerden misiniz? Filippo Meneghetti’nin ödüllü ilk filmi Deux / Two of Us / İkimiz’e bir şans verin.
Madeleine (Mado) ve Nina Fransa’da eski bir apartmanda yaşayan iki kapı komşusu.
Filmin ilk sahneleri bize uyanmak üzere olan bir şehri gösteriyor. Alacakaranlıkta boş bir köprü, daracık bir sokak, nehir kenarında bekleyen boş sandalye, masalar ve daha sonra anlam kazanacak bir bank. Uyanmak isteyen bu şehir; uyanmak üzere bir insanın, göz kapaklarından süzülen ışığın imajlara dönüştüğünü görmek için hepsini açması misali, ışığı kucaklayarak yavaşça aydınlanıyor.
Okumak için tıklayın.

#istfilmfest20 Parlak Günlerim (Mes jours de glorie)



Haziran seçkisinin gösterime açılan ilk filmi bir Fransız komedisi ve mizahını pesimist bakış açısıyla var etmeye çalışıyor. Çocukken oynadığı bir film popüler oldu diye aktör olarak kariyer inşa etmeye çalışan ama gençliğine rağmen altı yıldır iş alamamış Vincent başkarakter. Onunla, anahtarını evde unuttuğu için itfaiyeyi yalan söyleyerek kullandığı açılış sahnesinde tanışıyoruz. Çoraplarını çıkarmak için eğilmeye erinen, kredi kartları batık, annesinin cüzdanından para çalan, ereksiyon problemi yaşayan, çevresine duyarsız, bedeniyle küs, empatiden yoksun biri olduğu bilgisi veriliyor hızla. İşlediği suçu da düşününce itici olması beklenen Vincent’ın yaşamındaki aksaklıkların, sevimli yüzü ve masum bakışlarının da anlattığı gibi, büyüyemediği için başına geldiğini anlıyoruz sonra. Karakter çocuk kalmış ve erişkin dünyasına adım atamamış bir erkek olarak çiziliyor.

Okumak için tıklayın.

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Yeni Favori Dizimiz: Giri/Haji (Duty/Shame)


BBC Two dizisi Giri/Haji (Duty/Shame) Japonya ve Londra sokaklarında geçen, karakter dramatizasyonu aksiyonuna ağır basan bir Yakuza hikayesi. Sekiz bölümün de yazarı Joe Barton’un dediği gibi, bir cinayetin yarattığı kelebek etkisinin iki şehre yansımalarını konu ediyor. Dizi, ortak yapımcı Netflix’in Türkiye platformunda şu sıralar görebileceğiniz en orijinal iş.

Okumak için tıklayın.

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Code 8 (2019): İddiasının Altında Ezilenlerde Bugün


22 Mart 2016’da YouTube’da yayınlanıp şu ana kadar 6 milyondan fazla görüntülenen Code 8 adlı 10 dakikalık kısa filmin 2019 yapımı uzun metraj versiyonu aynı adla Netflix’te yerini aldı. Lincoln City adlı bir şehirde ve belirsiz bir gelecekte özel güçleri olan insanların toplumun geri kalanıyla çatışmasını anlatan film, ilk bakışta X-Men serisini ve Heroes adlı diziyi anımsatıyor.

Okumak için tıklayın.

3 Mayıs 2020 Pazar

Hollywood (2020): Şöhrete Giden Yol Kimlerin Yatağından Geçer


Ryan Murphy ve Ian Brennan’ın 1 Mayıs 2020’de Netflix’te gösterimi başlayan 7 bölümlük yeni mini-dizisi Hollywood; İkinci Dünya Savaşı sonrası Los Angeles’ını, yaratıcılarının “keşke böyle olsaydı” dediği bir alternatif tarih yazarak yeniden şekillendiriyor.

Okumak için tıklayın.

Şef Restoranında Kahvaltı: Gasto Street & Local Food


Topağacı’nda yeni yapılan bir apartmanın altına, tam olarak MOC’un sağına konumlanan Gasto Street & Local Food adından da anlaşılacağı gibi yerel sokak lezzetlerini şık bir ortamda, şeflerin elinden tadabileceğiniz yeni bir restoran. Menü kırmızı et ağırlıklı olduğundan kahvaltısını denemeye karar verdik ve bir perşembe sabahı rezervasyon yaptırarak gittik. Mekân şimdilik, en azından gündüz saatlerinde sakin. Üç kişi, iki buçuk saat oturduk ve ancak kalkmamıza yakın bir masa daha doldu yani sessiz, sakin ve kaliteli müzik eşliğinde keyifle vakit geçirebildik.

Okumak için tıklayın.

4 Ocak 2020 Cumartesi

2019 Yılında İzlediğim Filmler


2019’DA İZLEDİĞİM EN İYİ FİLMLER VE 5 ÜZERİNDEN YILDIZLARI, SIRALI LİSTE:

En İyi Filmler

2019 yılında 5 ve 4,5 yıldız verdiğim film olmadı.


****
Manbiki Kazoku / Shoplifters / Arakçılar (2018)
Woman at War (2018)
Durante La Tormenta / Mirage (2018)
Dolor y Gloria / Pain and Glory / Acı ve Zafer (2019)
The Game Changers (2018)
J’ai perdu mon corps / I Lost My Body / Bedenimi Kaybettim (2019)
The Irishman (2019)

En İyi Senaryo

Hirokazu Koreeda - Manbiki Kazoku (2018)
François Ozon - Grace a Dieu (2018)
S.Craig Zahler - Dragged Across Concrete (2018)


***-
Girl (2018)
Capharnaüm (2018)
Werk Ohne Autor (2018)
Velvet Buzzsaw (2019) Netflix
All the Money in the World (2017)
Todos Lo Saben (2018)
Shazam! (2019)
Synonymes (2019)
Systemsprenger (2019)
Sauvage (2018)
Grans/Border (2108)
Beol-Sae (2018)
Destroyer (2018)
Avengers: Endgame (2019)
Rocketman (2019)
Midsommar (2019)
Parasite (2019)
Gospod Postoi, Imeo Ie Petrunija (2019)
Joker (2019)
El Camino: A Breaking Bad Movie (2019) Netflix
Marriage Story (2019) Netflix
The Nightingale (2018)


***
Wildlife (2018)
Mary Queen of Scots (2018)
The Favourite (2018)
At Eternity’s Gate (2018)
Loro (2018)
Görülmüştür (2019)
Kız Kardeşler (2019)
Gulyabani (2018)
Şehitler (2019)
Küçük Şeyler (2019)
Kronoloji (2019)
Nuh Tepesi (2019)
Terminator: Dark Faith (2019)
And Then We Danced (2019)
Doctor Sleep (2019)
Atlantique (2019) Netflix


En Kötü Filmler

-
Polar (2019)
Organize İşler Sazan Sarmalı (2019)
Beautiful Boy (2018)
The Girl in the Spider’s Web (2018)
Cold Pursuit (2019)
Nebula (2018)
The Silence (2019) Netflix
Shaft (2019) Netflix
Point Blank (2019) Netflix
Angel Has Fallen (2019)
Bağlılık – Aslı (2019)
Uzun Zaman Önce (2019)
Kovan (2019)
Peri (2019)
Fast&Furious Presents: Hobbs&Shaw (2019)
Men in Black: International (2019)


Eksiklerimi tamamladığım eski tarihli filmler

Lauder Than Bombs (2015) ***
Sense and Sensibility (1995) ***-
Driving Miss Daisy (1989) ***-
Blood Simple (1984) ***-
Fear and Desire (1953) ***-
Funny Girl (1968) ***-


2019’da izleyip beğendiğim yerli filmler:
Görülmüştür
Kız Kardeşler
Gulyabani
Şehitler
Küçük Şeyler
Kronoloji
Nuh Tepesi


2019’da izlediğim en kötü yerli filmler:
Organize İşler: Sazan Sarmalı
Nebula
Bağlılık Aslı
Kovan
Peri
(İzleme sıramla)

28 Aralık 2019 Cumartesi

2019 DİZİ İSTATİSTİKLERİ


2019 yılında 64 farklı diziden 610 bölüm izlemişim.


YILIN EN İYİ DİZİLERİ
Kingdom
American Crime Story - The Assassination of Gianni Versace
Better Call Saul - Sezon 4


YILIN EN İYİ MİNİ DİZİLERİ
Unbelievable
Chernobyl


YILIN EN KÖTÜ DİZİLERİ
Black Summer


İYİ YENİ DİZİLER
The Boys
Euphoria
The Politician
Servant (Son bölüm henüz yayınlanmadı)
Atiye


Devam ettikçe yükselenler:
La Casa de Papel - Kısım 3
Designated Survivor (Bitti)
Fleabag (Bitti)
The OA (İptal edildi)


Devam ettikçe düşenler:
American Horror Story – Sezon 9
The Good Place - Sezon 3
BoJack Horsman – Sezon 6
Brooklyn Nine Nine – Sezon 5
The Crown - Sezon 3


Dibe Vuranlar:
Preacher – Sezon 4
Insatiable - Sezon 2
Pose - Sezon 2
Chilling Adventures of Sabrina
Game of Thrones
True Detective


Seviyesini koruyanlar:
How to Get Away with Murder – Sezon 5
A Series of Unfortunate Events – Sezon 3 (Bitti)
Killing Eve - Sezon 2
Goliath - Sezon 2
Grace and Frankie – Sezon 4
The Simpsons – Sezon 30-31
Mindhunter - Sezon 2
The Affair - Sezon 4
Stranger Things - Sezon 3


Ümidimi tamamen kaybettiklerim, ama yine de izliyorum:
The Flash
The Walking Dead


İlk bölümden itibaren nefret etmeme rağmen sonuna kadar izlediğim:
?

İlk bölümleri ümit vadedip sezon bitmeden dökülenler:
?

Boş boş baktıklarım:
The Witcher
The Mandalorian
Watchmen


İptal edilmesinin hata olduğunu düşündüklerim:
Crashing


Tavsiye mini diziler:
?


“Boşa izledim” dediklerim:
The Kominski Method
Marianne


Dayanamayıp yarım bıraktıklarım:
Titans (1 Bölüm)
Sıfır Bir (1 Bölüm)
The Romanoffs (4 Bölüm)
The Terror (4 Bölüm)
Bron/Broen (4 Bölüm)


2018 DİZİ İSTATİSTİKLERİ

Sen!

İlginç değilsin! İlgilisin, okuyor, öğreniyor ve başkalarının fikirlerini tekrarlıyorsun.   Yaratıcı değilsin! Ezbercisin, ezberden çekip ko...