30 Aralık 2011 Cuma

2011 ÖZET


Geçen yılın son günleri, bu yılın son günlerinde olduğu gibi Dexter izleyerek geçmişti. “Paralel evren” nedeniyle gönülden bağlandığım Türk dizisi “Önce Vatan” yılbaşından bir gün önce yayından kaldırılmış, yeni yıla girmeden yaptığım son ilkler Erzurum Cağ Kebabı yemek ve nar suyu içmek olmuştu. Pringles çitleyerek televizyon başında geçirdiğim berbat 31 Aralık’ın ardından 2011’in ilk günü dört sevdiğim arkadaşla geçmişti.

Yeni yılın ilk ev sineması filmi “The Town/Hırsızlar Şehri” spor hayatımın 29.haftasının son gününe denk geldi. Annemin hastane macerasının ardından askeriyedeki son günlerimin kusursuz olması için yaşadığım kendi hastane maceram gerçekleşti. Tıp Fakültesi diplomamı elime aldıktan bir hafta sonra yaşadığım taşra kentinin bir numaralı hastanesiyle hayatımın anlaşmasını imzaladım. O zamanlar küçük kardeşim gibi sevdiğim ilk insan hala ilgimi çekebiliyordu ve beraber “Eyyvah Eyvah 2”ye gitmek gibi şeyler yapıyorduk.

Bol bol gezmeye başladım sonra. Kahvaltıyı Adana’da acemilikten arkadaşımla, akşam kahvesi keyfini Tuz Gölü’nde güneşin batışıyla yapabiliyordum. Ocak ayı bitmeden “Samsun Ekibi” dâhil sürüyle özlediğim insanı yeniden gördüm. Hayatımda ilk kez basın gösterimine gittim. “Bucket List”imden askeriye ile ilgili maddeyi hallettim. Devlet memurluğundan istifa ettim. “Yeryüzü Cenneti”mi tarihe gömdüm. Bir amcam daha öldü. Oscar töreni yapıldı. “6mart” ile tanıştım. Yıllar sonra mektup yazdım. Cezaevi gördüm. Blogum patladı. Filmlerim.com’da yazmaya başladım. One Night Stand delisi oldum. Mersin’den bir kez daha nefret ettim. Hasankeyf’i gördüm. Kaburga Dolması yedim. Tiyatro-sevmeyeçalışır oldum. “Isparta”yı gördüm. Yoğun bakım kapılarında ağladım. iPad 2 aldım. Osmaniye’yi gördüm. Dokuz yıl sonra bilgisayarımı değiştirdim. İlk Marc Jacobs pantolonumu aldım. Yıllar sonra gözlüğümü değiştirdim. Yıllar sonra modemimi değiştirdim. Bir sürü şey satın aldım. Evet, evet çok sıkıcı: Para kazandım-para harcadım. Aman ne önemli.


Temmuz ayını Ankara’da geçirdim. Anneannem öldüğünden beri ilk kez orada o kadar vakit geçirdim. Kendimle yüzleştim. Ahlaksızlık, kapitalizm, zevk odaklı yaşamın parçası oldum. Lükse düştüm. Alkolü azalttım. Dumandan kaçtım. Sağlıklı yaşam hastası oldum. Solaryumu abarttım. Pahalı restoran kovaladım. Filtre kahve için çayı sattım. Kozmetiğe merak saldım. Bir lise arkadaşımla ilişkimi bitirdim. Birilerine biraz daha borç verdim. Söze gittim. Yirmi altı gün oruç tuttum. Nişana gittim. Saklayacak büyük bir sır daha edindim. Spora gittim. Bir iki kişinin daha içine düştüm. Bir lise arkadaşımla daha ilişkimi bitirdim. Pahalı hediyeler aldım. Altın Koza’dan muhabirlik yaptım. Tekneyle boğazda gezdim. Teleferiğe bindim. Taksim Gezi Parkı’nda taciz edildim. Filmekimi’ne katıldım. Bienal gezdim. Sosyal medya fenomeni(!) gördüm. Secure Drive kullandım. Sevdiğim birinin benim için çok para verip çaldırdığı şarkıları uzaklardan dinledim. Arabada sangria yaptım. “Isparta”yı gördüm.

Kimseye âşık olmadım. Kimseyi çok özlemedim. Kimsenin peşinden gitmedim. Duygusallığım törpülendi. İnsan sevgim azaldı. Fedakârlığım baskılandı. Haz, her konuda toplumsal ve dini değerlerimin ötesine geçti. Robotlaştım.

Zihnim yavaşladı. Hücrelerim yaşlandı. Bir yıl daha sona erdi.

Everything. Everyone. Everywhere. Ends.

Her şey. Herkes. Her yer. Biter.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

2023 - Kalan 6 Ay

Temmuz, on beş ay sonra spor salonlarına döndüğüm ve eğer bir kaza bela olmazsa, nasıl öleceğimi de öğrendiğim ay oldu. Bunun getirdiği duyg...