2018

Bugünlerde aklıma sık sık eski imajlar geliyor. Birinde, ortaokulda matematik dersindeyim. Çetin Gerek isimli öğretmenimiz ufak çaplı bir aydınlanma yaşamama vesile oluyor. Dersi dinlemeyen öğrencilere her zaman yaptığı gibi kızgınlık dolu bir nasihat vermek amacı fakat bu sefer, en azından beni kıskıvrak yakalıyor ve aradan geçen yirmi küsur yıla rağmen unutamayacağım cümleler kuruyor. “Neden sabah sabah kalkıp bu buz gibi tahta sıraların üzerine oturmaya geldiniz, incecik bir yastık desteği bile yok, tahta, sert, soğuk ve siz yıllarca her sabah gelip günün çoğunu onun üzerinde oturarak geçiriyorsunuz…” minvalinde bir şeyler. Sahi, neden?




Aklıma takılan ikinci hatıra da ortaokuldan. Bu kez edebiyat öğretmeninin dersindeyiz, bir ara Almanca dersine de giriyordu ki diğer müdür yardımcılığı yapan edebiyat öğretmeni de Almanca dersine gelebiliyordu-şimdi kaç kişi birden fazla dil biliyor! Neyse, bu kadın öğretmen Kahramanmaraş’ta toplu taşımada kızlı erkekli oturulmasını tasvip etmeyen halka burun kıvıran CNBC-e izleyicisi/modern/dünyayı değiştirmeye gelmiş biz öğrencilerine “Haklısınız fakat bir kadın bazen dolmuşta rastgele bir adamın yanına oturduğunda, o adam o kadınla nikah masasına oturmuş gibi davranıyor, kendinde öyle haklar görüyor” diyerek tam da anlayamadığımız bir şeyler anlatmıştı. Dün akşam bitirdiğim, arkadaşımın yazdığı romanda kızla erkek böyle bir toplu ulaşım aracında yan yana oturarak, hadi daha da açayım; erkeğin yanına oturduğu kıza sarkıntılığı sonucu tanışıp aşk yaşıyorlar! Yazar bunu ne kadar romantize ederse etsin benim aklımda Habibe Öğretmenin anlattıkları var ve erkek roman kahramanını tacizci olarak görmekten kendimi alıkoyamıyorum.

2018 yılında yaşadıklarımı okumak için girip neler buldunuz. Ama bunlar benim 2018’im. İzlediğim 259 film (2017’de 235), 63 diziden 700 bölüm (2017’de 52 diziden 691 bölüm), utanarak söylüyorum ki okuduğum 7 kitap, izlediğim 5 gösteri ya da dans ettiğim 3 konserden çok bu iki hatıra zihnimi meşgul ediyor. Sadece 3 kez yurt dışına çıktığım 2018’de sadece 13 gün medenice yaşayabilmişim, belki de sebep budur.

Yurt içinde, geçen yıl da belirttiğim gibi git gide daha az seyahat ediyorum. İstanbul neyime yetiyor demek ki. 6 kez Kahramanmaraş’a, 2 kez Ankara’ya, 2 kez Mersin’e, 1 kez Adana’ya, 1 kez de Edirne’ye uğradım o kadar.

Biraz da bu noktaya kadar okuyanları memnun etmek gerekirse; sadece 2 gün resmi izin kullanarak 105,5 gün işe gittiğimi (2017’de 102,5), 68 gün alkol aldığımı (2017’de 100), 73 kez seks yaptığımı (2017’de 107), 243 gün spora gittiğimi (2017’de 207) ve 366 kilometre koştuğumu (2017’de 365) söylemem gerek.

Son olarak; 2018’de 10 yıl aradan sonra sinema için makaleden başka bir şey üretmek istedim ama boğazıma dizildi. Bunu da asla unutmayacağım.

Yorumlar

Popüler Yayınlar