28 Mart 2010 Pazar

HAYAT VAR (2008) by REHA ERDEM **-


45. Antalya Film Festivali – Ulusal Yarışma (Ekim 2008)
SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Özel Ödülü
59. Berlin Uluslararası Film Festivali (5–15 Şubat 2009)
Tagesspiegel Gazetesi Okurları Jürisi Özel Ödülü
28. İstanbul Uluslararası Film Festival (4–19 Nisan 2009)
FIPRESCI ödüllü
27. Uluslararası Gençlik Film Festivali – Ale Kino! (6–13 Aralık 2009)
Genç Seyirci Özel Ödülü
42. SİYAD Ödülleri – Şubat 2010
En İyi Film, En İyi Yönetmen, En iyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu
3. Yeşilçam Ödülleri – Mart 2010
En İyi Yönetmen, En İyi Genç Yetenek–Elit İşcan

Beşinci uzun metraj filmi Hayat Var ile sinemada yirmi yılı geride bırakan senarist-yönetmen Reha Erdem, filminin kurgusunu ve ses tasarımını da kendi yapmış. Yönetmenin önceki başarılı işleri sayesinde dünya çapında 47 festivale daha kabul edilen filmin neden sadece Türkiye’den ödül aldığını sorgulamak gerekiyor. Ufak bir araştırma yaptığınızda yerli eleştirmenlerin çoğunun filmi ayakta alkışladığını görebilir, ihtiyacımız olan başyapıtın bu olduğunu öne sürdüklerini ve hatta Erdem’in dünyanın en büyük dört beş yönetmeninin meziyetlerini bir araya toplayarak var olmayan bir tür yaratıp sinemayı yenilediğini iddia edenlere bile rastlayabilirsiniz.
Ben bunları tümüyle reddediyorum.
Verdiği master class(!) derslerde tek amacının bir ritim yakalamak olduğundan bahseden ve röportajlarında bu filmi çekerken suyun üzerinde kullanması gereken kameranın kirası yüksek olduğundan kendi imkânlarıyla aparatlar ürettiğini duyurarak düşük bütçeyle sinema yapmanın zorluğunu anlatan Erdem’i sevebilir, kendini film yapmaya adayarak bağımsız bir güce dönüşmesini takdirle izleyebilirsiniz. Ne yazık ki bunlar amatör oyunculardan yer yer berbat performanslar aldığı ya da planlarının ne kadar süre perdede kalacağı konusunda özgür olmak için girdiği kurgu odasından seloteyple yapıştırılmış gibi görünen bir bütünle çıktığı gibi gerçekleri değiştirmez.
Yarattığı Hayat isimli karakteri rutin yaşamında takip ederek onu defalarca okula götürüp getiren, evinin kıstırıcılığını, aile fertlerinin sorunlarını, hindi-teyzeyi ve boğazın pisliğini fena sayılmayacak çerçevelerle aktaran yönetmen, ezbere bildiğimiz cümleleri kamerasıyla yeniden yazmaktan öteye gidemiyor. Anlatımda ulaştığı iddia edilen o yüksek noktadaki duruşunu diğer sanat ürünlerinin bize ezberlettiklerinin hafızamızda kalmasına borçlu olduğunu ise kimse itiraf etmiyor.
Evet, Reha Erdem iyi bir yönetmen ancak Hayat Var iyi bir film değil. Ve sırf o yaptı diye daha evvel onlarca kez gördüğümüz üstelik oyuncuların yetersizliği nedeniyle başarılamamış bir finale yarım sayfa methiye düzen eleştirmenleri sadece saçmalamakla suçlayabilirim. Beş Vakit(2006) ve Hayat Var ile sinemasını sadeleştirmeyi deneyen Erdem bir gün Semih Kaplanoğlu ya da Nuri Bilge Ceylan gibi özel bir cümle kurup bunu da aynı olgunluk ve estetikle bize aktarmayı başarırsa o zaman ilk alkışı da yine ben tutabilirim.
Sonuçta Erdem’in imkânsızlıklara rağmen gerçekleştirdiği güzel çekimler ve yarattığı atmosfer öyle basit şeylerle güme gidiyor ki; insanın içi acıyor, çok para ya da daha yetenekli bir ekiple çalışsa neler başarırdı diye aklımız takılıyor.

5 yorum:

  1. Bu yorumu, Reha Erdem'in nasıl da film yapmayı anlatamadığına şahit olmuş birisi yazabilirdi.
    Belki takdir edenlerden farkın budur.

    YanıtlaSil
  2. Reha'ya kızgın olduğum için mi beğenmediğimi düşünüyorsun? Oysa ben Kaç Para Kaç'ta başardığı şeyleri yıllar sonra Hayat Var'da nasıl beceremedi ona şaşırdım ve o yüzden üzüldüm. Filmi kötü değil baştan savma buldum.

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

2023 - Kalan 6 Ay

Temmuz, on beş ay sonra spor salonlarına döndüğüm ve eğer bir kaza bela olmazsa, nasıl öleceğimi de öğrendiğim ay oldu. Bunun getirdiği duyg...